Oturum aç

Misafir hesabıyla yazı veya görsel ekleyin

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Misafir olarak yorum yap

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Giriş

Bu isimde bir üye bulunamadı Kaydol   Şifremi unuttum
Veya kullanarak bağlan
 

E-mail

 

كوردى | Kurdî | English | Türkçe | عربي
Rudaw

Röportaj

RÛDAW/ÖZEL - Saadet Partisi Başkanı: Barışı sağlamakla mükellefiz

Rûdaw Tarafından 18.6.2018
Ankara

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, “İktidara gelirsek öncelikle ele alacağımız mesele kendi bölgemiz olacak” dedi.

 

Temel Karamollaoğlu, “Prensip itibarıyla hayali beklentiler içinde fikir beyan etmiyoruz. Biz yanlız kazanacak ümidiyle cumhurbaşkanlığı seçimine girdik” diye konuştu.

 

Karamollaoğlu, “Bu ifade bizdeki tabiriyle birazda ümitsizliğin tezafuru olur diye düşünüyorum. Eğer ikinci tur olursa mutlaka adaylardan birisi olacağımıza inanıyoruz” ifadesini kullandı.

 

Temel Karamollaoğlu, 24 Haziran seçimlerine ilişkin Rûdaw’ın sorularını yanıtladı...

 

Cumhurbaşkanı olmanız halinde ilk icraatınız ne olacak?

 

Bu her zaman sorulan bir soru. Aslında tek bir icraat değil ama bir ay içinde belki de 100 güne 3 aya yayılan hemen hemen önem verdiğimiz bütün konuları ele alıp yoluna koymamız icap eder. Bunların başında tabii olağan üstü halin kaldırılması olacak. Hukukun sağlam bir temele oturabilmesi için bunu önemsiyoruz. Ama aynı zamanda ekonomi yönünde ciddi tedbirler almayı düşünüyoruz.

 

Çünkü dolar aldı başını gidiyor. Her ne kadar son zamanlarda gerilese de bütün üretime yönelik kontrol altına alacağız. Bizim dış politikada da ciddi hamle yapmaya ihtiyaç var. Çünkü Türkiye borç konusunda çok sıkışık bir yöne gitti. Borç bulma konusunda çok sıkışmış durumda. Bu anlamada da olanaklarımızı seferler etmeye ihtiyaç var. Üretime yönelik olmayan yatırımları durdurursak elimizde ciddi bir kaynak olacağına da inanıyoruz. Bunu da ifade etmekten fayda görüyoruz.

 

Anladığımız kadarıyla OHAL’den sonra sizin için önemli konu ekonomi olacak. Bazı ekonomistler AK Parti veya muhalefetten biri de kazansa krizin kaçınılmaz olduğu görüşünde. Siz bu krizi nasıl önleyeceksiniz? Kriz gerçekten kaçınılmaz mı?

 

Türkiye’nin çok ciddi ekonomik proplerinin olduğunu biliyorduk. Bunu dile de getiriyorduk. Hükümet bu konuda en ufak bir elle tutulur adım atmadı. Bu doğru ancak bunların başında biz tasarrufu ve ekonomiye ciddi katkılar sağlamayacak yatırımları görüyoruz. Hangisi olursa olsun bunları mutlaka durdurmamız lazım. Kriz dediğimiz bu yaklaşan kaos ne manaya gelir fiilen işin içine girmeden ölçmekte biraz da zor.

 

Biz ancak şu anda elimizdeki bilgilere göre bir yol haritası çizebiliyoruz. Ama şu anda borç taksitlerinin hangi mertebe de olduğunu bilemeyiz. Şu anda toplam 240 milyar dolara yakın kısa vadede ödenmesi gereken borç var. Bunların elbette karşılığının verilmesi için ciddi bir politika gereklidir. Fakat Türkiye’de huzur ve barış ortamı sağlanır, adaletin tesis edileceği sağlanır ve uluslararası sahada da bir kanaat oluşursa ben Türkiye’ye çok çeşitli yerlerden bir nakit akışının olabileceğine düşünüyorum. 

 

Konu döviz olunca dış politikada ister istemez bu işin içine giriyor. Bizim sadece şu anda acil borçlarımız olduğu kesimlerin dışında da bizim çok ciddi atılımlar yapmamız gerekiyor. Başta komşularımız, sonra İslam ülkeleri ve geri kalmış kabul edilen bütün ülkelerle Afrika, Güney Amerika Asya dahil ve bunun yanında Rusya, Çin, Hindistan ve Japonya  gibi ekonomileri ekonomileri oldukça büyük olan kendi içlerinde birtakım problemleri olsa bile kurulacak münasebetler neticesinde yeni kaynaklara ulaşma imkanı olan ülkeler olarak görüyoruz bunları. Bundan dolayı çok acil hareket edilmesi şart.

 

Ekonominin dış politikayla bağlantılı olduğunu söylediniz. Sizin döneminizde şu andaki dış politikadan farklı nasıl bir politika yürüteceksiniz?

 

Dışardan Türkiye’ye para getirecek Türkiye’de yatırım getirecekler mutlaka kendilerinin emniyette olmasına önem verirler. Yani bir sıkışıklık anında “bu parayı dışarı çıkarabilir miyim? Bana güçlük çıkarılabilir mi?” gibi konular gündeme gelir. İster istemez de bu yakından ilgilidir. Biz gerek Avrupa Birliği gerekse ABD elbette bunlarla olan münasebetlerimiz devam edecek ama şu ana kadar bu münasebetler tek taraflı yürüdü gibi gözüküyor.

 

Mesela 2004 yılında AB ile fiilen görüşmelere başlamış olmamız rağmen 30 fasıl açtı ancak bunlardan sadece biri kapandı. Halbuki Avrupa’da yeni ülke olan Bulgaristan, Çekoslovakya, Maceristan ve Romanya gibi ülkeler süratla üyeliğe kabul edildi. Neden bunlar bu kadar hızlı kabul edildi. İster demokrasi, sosyal meseleler ya da ekonomi diyin. Her noktada Türkiye bunlardan farklı değil.

 

Bunlara dair bir tek sebep var. Çünkü şu ana kadar Avrupa Birliği’ni kuranlar AB’yi Hristiyan kulübü olarak gördüler. Bizi bundan dolayı bünyelerine almaya çalışırken hep zorlandılar ve zorlanıyor. Çok açık olarak bunu gösterdiler.Bu durumda AB ile illaki müşterek faaliyetlerimizi yapacağız anlamına gelmez. Gerektiği taktirde biz bunu imtiyazlı ortaklık olarak haline çevirebiliriz. Bu teklifi Avrupalılar da sunuyor. O zaman işlerimizi daha rahat olur.

 

Türkiye komşularıyla da birtakım sorunlar yaşıyor. Kürdistan Bölgesi ile de referandum kararı sonrası bazı sorunlar yaşanıyor. Siz iktidara gelirseniz Kürdistan Bölgesi ve diğer komşularla ilişkileriz nasıl olacak?

 

Biz iktidara gelirsek öncelikle ele alacağımız mesele kendi bölgemiz olacak. Hem İran’la hem Irak’la hem Suriye’yle bir araya gelme mecburiyetindeyiz. Burayla ilgisi olan ister istemez Rusya’da devreye girecek Amerika’da yerine göre devreye girebilir. ABD biraz ön yargılı olarak hareket ediyor kanaatindeyiz. Biz bu bölgede barışı sağlamakla mükellefiz. 

 

Biz konuyu gündeme getirdik. Elbette Kürt meselesi önemlidir. Kürt meselesi önemli bir konu olarak hem bizim hem diğer ülkelerin gündemindedir. Biz bu ülkedeki problemlerimiz de birlikte seçmek zorundayız. Kanaatimiz bunu çözerken sıkıntılara hepimizi sokacak adımları atmak veya sırtımızı bağlamak bize göre bu kanaatlerin bu problemlerin çözülmesine fırsat vermez.

 

Biz bunu söylerken özellikle ABD kısmende Avrupa İslam ülkelerine karşı özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yeni bir politika geliştirdi. Bu politika böl çatıştır ve yönet. Bütün bu ülkelerde dikkat edin tüm yaşayan insanlar kavgalı hale geldiler. Bölgemizden önce gidin bakın Afganistan kan gölüne döndü. Pakistan’da iç çatışmalar sürekli devam ediyor. Bangledeş aynı şekilde.

 

Suriye ve Irak’ta da öyle. Güney’e gidin Yemen de öyle İslam ülkeleri de dağıldı. Bir araya gelip problemleri çözmekte ya acemice davranıyoruz. Veya hep başkalarının etkisinin altında kalıyorlar. Biz bundan dolayı Kürt meselesini çözerken bunu bir kavga meselesi haline getirerek değil, biz bunu birlikte nasıl çözeriz? Bütünlüğümüzü bozmadan bunun üzerinde durarak çözmemiz lazım.

 

Millet İttifakı olarak CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti ve Saadet Partisi olarak bir araya geldiniz. Bu ittifakla seçimden sonra da mecliste ortak hareket edecek misiniz?

 

Bu ittifakın oluşmasındaki temel sebeplerden bir tanesi de bizim kabul edilmiş olan başkanlık sistemine karşı tavrımızdır. Başkanlık sistemi cumhurbaşkanına kanunlar üstünde bir yetki veriyor. Bu yetki kullanılırken meclis denetimi yok denecek kadar az. Bakanlar kurulunu tek başına belirlenmesi ve hesap vermesi gibi bir durumu yok kendisinn de yok.

 

Bu seçimden sonra mecliste iyi bir çoğunluk elde ettiğimiz taktirde bu sistemi tekrar değiştirmek kuvvetler ayırımı prensibini değiştirebilmek için bir çabanın içine gireceğiz. Kuvvetler ayırımının yeniden tesis edilmesi için her yönden bir denetleme sistemi kurulacak. Bir de yargının üzerinde cumhurbaşkanının ve meclisin etkisi olmayacak.

 

Millet İttifakı olarak parlamentoda çoğunluğu sağlamanız biraz da HDP’nin barajı aşmasına bağlı. HDP’de Millet İttifakı’na alınmamıştı. Peki HDP barajı aşarsa HDP ile çalışacak mısınız?

 

Bu o manaya gelir. Çoğunlukla beraber bu iş yürütülecek. HDP’nin barajı aşacağı kanaatindeyim. Bunu ifade edeyim. Geçmişte de belirttik, ittifak konusu gündeme geldiğinde bir takım kamuoyu yoklamaları yaptığımızda siyaseten birşey gördük. 2 kere 2 herzaman 4 etmiyor. Bir bakıyorsunuz bazen 5 ediyor bazen de 3 ediyor. HDP ile böyle bir ittifak yaptığımızda bunun düştüğüne şahit olduk. O zamanda onu yapmak ne onlara ne bize bir fayda sağlamayacak hale gelirdi. Çoğunluk sağlandığı halde meclisteki AK Parti’lilerin bile yapılacak bu değişikliğe destek verecekelrini umut ediyorum.

 

Kürt sorununa yönelik bir rapor yayınladınız. Saadet Partisi olarak somut olarak Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz?

 

Her şeyden önce bir diyaloğun başlaması lazım. Bu sorun yoktur demekle çözülmüyor. Bu sorunun Güneydoğu’da ve Orta Anadolu’da çünkü Kürt vatandaşlarımız Türkiye’nin her tarafında var. İstanbul’da ciddi bir yoğunluk var. Göç sebebiyle Mersin’de Adana’da hissedilebilir bir yoğunluk var. Biz yanlız özellikle Doğu ve Güneydoğu’nun, Kuzeyi’de dahil birçok problemle karşı karşıya olduğunu ve son 2 bucuk 3 yıl içinde 3 milyondan fazla insanın batıya göç ettiğini biliyoruz.

 

Halen de göç devam ediyor. Vatandaşlara sorduğunuz zaman iş olursa bende gideceğim diyor. Yüzde 70’i bu çok büyük bir rakam. O halde bizim çok iyi konuyu ele almamız lazım. Bu konuyu önemsiyoruz. İşsizliği kökünden çözecek hatta batıya olacak göçü geri çevirecek bir sanayi hamlesine ihtiyaç var. Eğitim yönünden çok mesafe katetmemiz gerekiyor. Biz anadilde eğitimi bir insan hakkı olarak görüyoruz. Özellikle bunun tanınması gerektiğine inanıyoruz.

 

Bunun sayade de mutlaka gerekli adımlar atılacaktır. O bölgelerde sosyal ve psikolojik meselelere de eğilmemeiz gerekiyor. Türkiye insanının haleti ruhuyetini anlamaya ihtiyacımız var. Misal diye söylüyorum; Bir ailenin bir çocuğu dağa çıkmış bir çocuğu askere alınmış. Şimdi diken üzerinde duruyorlar. Acaba hangisinin acı haberi gelir diye. Biz bunu elimizin tersiyle itemeyiz. Bunun alt yapısını oluşturmaya mecburuz.

 

Diyarbakır’da bu raporuunzu açıkladınız. Halk ve STK’lar bunu nasıl karşıladı? Ne gibi tepkiler aldınız?

 

Aslında bu raporu biz 3 ay önce açıklayacaktık. O sırada birtakım ufak tefek tadilatlar gerekti. Ama seçimden önce de açıklamamak da olmazdı diye düşündük. Genelde İstanbul’da çoğunluk olmak üzere 15-20 civarında akademisyen veya entellektüel bir araya geldi. STK’lar bir araya geldi. Çok aykırı fikirler konular gündeme getirildi. Hepsini dinledim. Çünkü bizim aykırı da olsa fikirleri dinlemeye ihtiyacımız var. Ben sizin zihninizden geçeni tam olarak bilmezsem, sizinle bir arkadaşlık kurmaya başlarsam bu yüzeysel olur.

 

Ha çözülemeyecek bazı noktalar olabilir bazı konularda anlaşamayabiliriz. Ama anlaşamayacağımz madde 100 noktanın içinde 2’si ise, 98’ini de atacak halimiz olmaması icap eder. Şahsen çok nisbet bir karşılık buldum. Beni zorlayan yaw şöyle de olur mu? diyen, arkadaşlarımız oldu. Onlar kendi fikirlerini ifade ettiler. Bende kendi fikrimi orada dile getirdim. Dostane bir şekilde de toplantıdan ayrıldık.

 

Diyarbakır’da Haşim Haşimi, Antep’te Faruk Ünsal gibi tanınmış, ağırlığı olanları adaylar gösterdiniz. Bazı anketlerde özellikle AK Parti’den Saadet Partisi’ne oy geçişleri olduğu görülüyor. Sizde bunu gözlemlediniz mi, beklentiniz nedir?

 

Bizde onu gözlemliyoruz. Aslında kullandığım bir tabir var. Buna Fenerbahçe sendromu diyorum. Bildiğiniz gibi Fenerbahçe’nin kongresinde beklenilenin çok zıddına bir iş ortaya çıktı. Birden bire Ali bey yüzde 80’lik bir oyla başkan seçildi. Şimdi Türkiye’de benzer bir hava var. Ben buna dik dalga diyorum. Dip dalga geliyor bu özellikle AK Parti’nin içinde var. Bu özellikle AK Parti’nin içinde var.

 

Yüzde 15-20 civarında bir seçmenin ağırlıklı olarak Kürt seçmenin de burada bize teveccüh edeceğine inanıyorum. Biz tabii bütün Kürt seçmenlere mesajımızı iletiyoruz onlardan ciddi bir destek alacağımıza da inanıyoruz. Herkesten bu beklentimiz var ve bu AK Parti’den daha yüksek bir beklenti olacak. AK Parti’den ümidini kesen arkadaşlarımızın diğer başka partilere kayacağını sanmıyorum. Bu nedenle de ümitvarım.

 

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci turda Muharrem İnce kalırsa Saadet Partisi olarak destekler misiniz? Tabanınızın muhafazakar olmasından dolayı İnce’yi desteklemeyeceğiz söyleniyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

 

Prensip itibarıyla hayali beklentiler içinde fikir beyan etmiyoruz. Biz yanlız kazanacak ümidiyle cumhurbaşkanlığı seeçimine girdik. Bu ifade bizdeki tabiriyle birazda ümitsizliğin tezafuru olur diye düşünüyorum. Eğer ikinci tur olursa mutlaka adaylardan birisi olacağımıza inanıyoruz. Ve samimi olarakta bunu ifade ediyoruz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1377 İzlenme

Rûdaw'la Çalışmak İster misiniz?

Yaşadıklarınızı Rûdaw aracılığıyla dunya ile paylaşmak ister misiniz?

Söz Sende!

heval agit | 15.11.2018 09:13:10
eeee kürdün birliği olmasa sonuçlar hep böyle olur...lanet olsun hainlere
Kerkük, parsel parsel Araplara peşkeş çekildi
| Dün 10:08 | (1)
penabere bakur | 14.11.2018 17:22:54
rojava kürtleri akıllıca davranmalı.. bir kuzey kürdü olarak umudumuz sadece rojava kürtleridir..
ABD'den çok kritik YPG açıklaması
| Dün 04:08 | (1)
metinf | 14.11.2018 14:29:11
Kürdistan bölgesi sera yapsın teşvik versin, halk kendi üretsin, kendi kazansın.
ANTALYA - Domates üreticisini Kürdistan pazarı ayakta tuttu
| Dün 05:11 | (1)
baris | 14.11.2018 11:27:57
pkk de artik heronla saldiriyor oyle gorunuyor savasin boyutlari degisti galiba.bakalim ne olacak
TSK’den Sidekan’a top atışı
| Dün 01:52 | (1)

Rûdaw'da başka neler var?

ABD'den çok kritik YPG açıklaması Dün 04:08 | (1)

ABD'den çok kritik YPG açıklaması

"Suriye içinde bir devletçik oluşmasına izin Tümünü gör
ANTEP - Halı devi konkordato ilan etti 7.11.2018 |

ANTEP - Halı devi konkordato ilan etti

1974 yılında kurulan fabrika 20'den fazla ülkeye Tümünü gör
0,5 seconds