Oturum aç

Misafir hesabıyla yazı veya görsel ekleyin

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Misafir olarak yorum yap

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Giriş

Bu isimde bir üye bulunamadı Kaydol   Şifremi unuttum
Veya kullanarak bağlan
 

E-mail

 

كوردى | Kurdî | English | Türkçe | عربي
Rudaw

Röportaj

Başbakan Barzani: Diyalog ve müzakereye hazırız

Rûdaw Tarafından 20.9.2017
Başbakan Neçirvan Barzani

Başbakan Neçirvan Barzani, Bağdat’la, diyalog yoluyla sorunları çözmek istediklerini söyledi.

 

Referandum süreci hakkında, “Uluslararası toplum, özellikle Amerika ve İngiltere devrede” diyen Başbakan, “Eğer onlar, referandumdan daha iyi bir alternatif sunarsa, şüphesiz Kürdistan siyasi liderliği, bu konuyu ciddi bir şekilde ele almaya ve tartışmaya hazır” ifadesinde bulundu.

 

Başbakan Barzani, referandum kararı nedeniyle, Kürdistan Bölgesi’ne bir askeri müdahale olacağına ihtimal vermediğini kaydetti.

 

Başbakan Neçirvan Barzani, Rûdaw TV’nin de aralarında bulunduğu gazetecilerin, gündeme ilişkin sorularını yanıtladı:

 

25 Eylül'de yapılacak olan referandumun ertelenmesi için son günlerde bazı ülkeler devreye girdi. Kürdistan Bölgesi'nde siyasi liderliği olarak, referandumun ertelenmesi karşısında asgari talebiniz nedir?

 

Şuradan başlamak lazım: Neden referandum kararı verildi? Şüphesiz, referandum tarihinin kararı, tek taraflı olarak verilen bir karar değil, Kürdistan Bölgesi'ndeki bütün siyasi güçlerin kararıdır. Söz konusu toplantıya katılmayan Goran ve Komel arkadaşları dışında bütün güçler referandumun yapılmasına karar verdi. Prensip olarak, her millet her konuda görüşünü dile getirmek için referandum yapma hakkına sahiptir. Örneğin, İsviçre'de keçilerin boynuzları kesilsin mi, kesilmesin mi diye referandum yapıldı. Referandum bu toplumun, bu halkın kendi isteğiyle, geleceği hakkında karar vermek için görüşünü dile getirmek içindir.

 

Doğrusu, Kürdistan Bölgesi'nde yapılması kararlaştırılan referandum, uluslararası toplum ve özellikle Irak tarafından verilen sözlere karşı ümitsizliğin sonucudur.

 

Biz neden referandum yapılması kararına vardık? Önemli soru bu: Biz neden referandumun yapılması gerektiğini düşünüyoruz? 12 yıl boyunca Irak'ta elimizden geleni yaptık, bir anayasa yazdık. Kürdistan Bölgesi'nin siyasi liderliği elinden geleni yaptı. Özellikle sayın Başkan Talabani ve Başkan Barzani, her şeyi yaptılar. Ama bir sınır çizgisine geldik. Bizim açımızdan önemli soru şu: Biz söz konusu Irak'ın neresindeyiz? Yine bu esasa göre, Kürt, Hristiyan, Türkmen, Arap ve Ezidi'siyle Kürdistan Bölgesi'nde yaşayan bütün oluşumların görüşünü dünyaya duyurmak için referandum kararı alındı.

 

Bizim için, referandum bir araçtır, amaç değil. Amacımız çok açık, bağımsız bir Kürdistan. Referandumu, söz konusu amaca ulaşmak için bir araç olarak görüyoruz. Ancak referandumdan bir gün sonra, 26 Eylül'de Kürdistan devletini ilan etmeyi kastetmiyoruz. Bağdat'la bir müzakere süreci çerçevesinde, çok sakin bir şekilde, hiçbir sorun oluşmadan, bu meseleyi görüşmek istiyoruz.

 

Uluslararası toplum, özellikle Amerika ve İngiltere devrede. Eğer onlar, referandumdan daha iyi bir alternatif sunarsa, şüphesiz Kürdistan siyasi liderliği, bu konuyu ciddi bir şekilde ele almaya ve tartışmaya hazır. Çünkü bizim de her türlü bunu yapmak istememiz diye bir şey yok. Eğer gerçekten, özellikle Bağdat ile diyalog ve müzakere yoluyla, bizi amaçlarımıza ulaştıracak bir garanti varsa, biz sorun çıkmaktansa bunu daha çok arzu ediyoruz.

 

Mesele çok ciddi ve birkaç gün kaldı. Kürdistan halkı tedirgin, tehditleri ciddiye alıyor. Kürdistan Bölgesi Hükümeti, sandıklara giden halka nasıl güvence veriyor? Özellikle halkın günlük hayatını ilgilendiren maaş ile ilgili tehditler. Hükümet bu konuda bir tedbir aldı mı?

 

Şurası bir gerçek, bugün Kürdistan'da gördüklerimiz, aslında başlayan süreçtir. İşte bu referandumdur. Halkın bu coşkusuna bakarsanız, bugün Sayın Başkan Süleymaniye'de. Kürdistan'ın diğer şehirlerine bakarsanız, karnavalın ta kendisi başlamış durumda. Bu referandumdur, halkın ne istediği de açıktır.

 

İşaret ettiğiniz konuya gelince, hiçbir şey garanti değil. Herhangi bir şeyin garanti olduğunu söyleyemeyiz. Eğer halkın geçimi ile ilgili garanti aldığımızı soruyorsanız, garanti yok. Ancak referandum boyutunun özellikle bölgedeki ülkeler tarafından çok daha büyütüldüğünü düşünüyorum. Kürdistan Bölgesi'nin yapmak istediği referandum konusunda, ciddi bir anlaşılmama söz konusu.

 

Gerek bölge gerek dünya ülkeleriyle, karşılıklı anlayışla bu konuya bir çözüm bulmayı ümit ediyoruz. Eğer Kürdistan Bölgesi'ne verecekleri alternatif, Kürdistan siyasi liderliği, Kürdistan Bölgesi ve Kürdistan Böglesi halkının fiilen inandığı bir alternatif olursa, biz son bir şans vererek çözüme ulaşmak için diyalog ve müzakereye hazırız.

 

Şimdilerde Kürdistan’da referandum için etkinlikler düzenleniyor, hazırlıklar yapılıyor. Ayrıca basın aracılığıyla da Kürdistan halkının büyük bir bölümünün bu referandumdan yana olduğunu görüyoruz. Keldani, Süryani, Asuri ve Ermeni halkından da bu etkinliklere katılım var. Bizzat sizden duymak istiyoruz: Keldani, Süryani, Asuri ve Ermeni halklarından, referandumla ilgili bir reaksiyon var mı?

 

Referandum dediğimizde, sadece Kürtler için yapılan bir referandumdan söz etmiyoruz. Ülkemizde, Kürdistan’da bütün oluşumlar bir arada yaşıyor. Zaten onları azınlık olarak tanımlamıyoruz. Çünkü bize göre onların bu ülkede derin kökleri var. Elbette referandum konusu ve referandumdan sonrasında da bizim için önemli olan Kürdistan Bölgesi’deki oluşumların haklarıdır. Bu bizim için son derece önemlidir.

 

Kürdistan’ın gelecekte yapılacak anayasasında, bu oluşumlara tam garanti vermeye hazırız. Kürdistan’da yaşayanlar, Türkmen olsun, Hristiyan olsun, her kim olursa olsun, belirttiğimiz gibi, anayasada, haklarını garanti altına almaya hazırız.

 

Özelde Kerkük, genelde ise koparılan bölgelerin, referandum ve referandum sonrasıyla ilgili sorun yaşanacağına dair endişeleri var. Korktukları başlıca sorun da Iraklı bazı siyasetçilerin, bu bölgelerde maaşları kesmeye yönelik tehditleri. Kürdistan Bölgesi Hükümeti ya da gelecekte bağımsız olacak olan devlet, Kerkük ve koparılan bölgelerdeki halka nasıl bir garanti veriyor? Ki bu sadece Kürtleri değil, diğer oluşumları da kapsıyor.

 

Doğrusu bu süreçte, özellikle Kerkük ve Kürdistan Bölgesi idaresi dışında kalan bölgeler, bu sürecin temel konularıdır. Kerkük’ün durumuna bakacak olursak ya da söz konusu diğer bögelere, daha önce de söyledim; eğer Peşmerge Güçleri olmasaydı, Kerkük’ün de Musul’a dönüşmesi belli işten bile değildi. Yani 2014 yılında IŞİD ortaya çıktığında, Kerkük’ü koruyan Peşmerge Güçleri ile Kürdistan güvenlik güçleriydi.

 

Kürtler olarak, Kerkük’te yaşayan bütün oluşumlarla iyi ilişkilerimizin olması gerekiyor. Türkmenlerle, Araplarla ilişkilerde çok hassas olmamız gerekiyor. Yönetminin bölüşülmesi konusunda, Kerkük ve diğer bölgelerde nasıl çalışılacağı meselesinde gelecekte de böyle olmamız gerekiyor.

 

Söz konusu bölgelerde referandum konusunda, kesinlikle hiçbir şekilde bu bölgeleri zorla Kürdistan Bölgesi’ne katmak istemiyoruz. Yapacağımız referandum, sınırları belirlemek için değildir. Referandumumuz, halkın bir konuyla ilgili görüşünü bildirmek içindir. Kürtler oy verebilir, bundan memnunun. Araplar ya da başka bir kesim, kim olursa olsun istediği şekilde oy verebilir. Bu demokratik bir süreçtir. Bu konuda başka karar da verebilirler. Ancak ancak eğer soru, o bölgelerde referandum yapmamızdaki amaç zorla bir sınır çizip diğer oluşumlara dayatmaksa, bunu asla yapmayız. Böyle bir şey kesinlikle yok.

 

O bölgelerde, örneğin Kerkük’te, sadece Kürtler yaşamıyor. Türkmenler, Araplar ve diğer oluşumlar da yaşıyor oralarda. Bu bölgeler, özellikle Kerkük, birlikte yaşam şehri olmalı. Bütün o oluşumların birlikte yaşam şehir olmalı. Şimdiye kadar birlikteydiler, gelecekte de birlikte olmalılar. Gerçekten bugün, diğer oluşumların bağımsızlığa oy vermeyeceğini söylememiz hoş değil. Bizim, Kerkük ve diğer bölgelerde o oluşumlarla öylesine iyi ilişkilerimiz olmalıydı ki diğer bölgeler kendi istekleriyle karar verip Kürdistan Bölgesi’yle olmalıydılar. Tekrar ediyorum, Kerkük’ü teröristlerden koruyan, Kürdistn Peşmerge Güçleri ve diğer güçlerdi. Kendimize de şu soruyu sormamız lazım: Bu oluşumların, gerektiği gibi bu sürece kanaat getirmesi, gelecekte Kürdistan Bölgesi’yle birlikte olmaları yönünde oy kullanmalarını sağlamayı biz neden başaramadık? Bana göre biz Kürtler olarak bunu çok ciddi şekilde oturup, düşünmeli ve tartışmalıyı. Kesinlikle bu konu için bir çözüm yolu bulmalıyız.

 

O bölgelerde halkın geçimi nasıl oluyor konusunda ise, kesinlikle çözümler var. Ancak gerçekten bu aşamaya varmasını istemiyoruz. Bu sürecin, karşılıklı anlayış içinde, Bağdat’la bu bölgelerin geleceğini, Kürdistan Bölgesi’nin sınırlarını belirlemek istiyoruz.

 

Sürekli, referandumun, halkın Irak’la yaşayıp yaşamayacağına karar vermesi için bir araç olduğu ifade ediliyor. Siz de şimdi yanıtınızda devletin belirlenmesi konusunda Irak’la müzakere yapılacağına vurgu yaptınız. Soru şu: Irak hükümetiyle, bir sonuca ulaşmak için bir çözüm zemini olacak mı yoksa bu da 140. Madde’yle aynı kaderi mi yaşayacak? Önceden 58. Madde vardı ve halen uygulanmış değil. Büyük devletler, Irak’la diyalog sürecine dahil olacak mı?

 

Bu soru çok önemli. Garanti sadece milletimizdir. Referandumu yapacağımızı ilan ettiğimiz süreç içinde hangi kazanımları elde ettik, ona bir bakalım. Bir kez daha, farklı bir şekilde söyleyeyim: Referandumu önermemizin sebebi, milletimizin geleceğinden endişe duymamızdan kaynaklanıyor. Kürdistan’ın durumunun ne olacağı konusunda ciddi endişelerimiz var. Hergün tehditler geliyor. Heşdi Şabi’ye saygı duyuyoruz, onlardan ise her kafadan bir ses çıkıyor, Kürdistan Bölgesi’ni tehdit ediyorlar.

 

Bu ülkeler, Kürtlerle diğer oluşumların geleceğe dair endişelerini anlamalı. Biz deli değiliz ki kafadan referandum kararı verelim. Kesinlikle bu kararı vermemizin nedeni var. Şimdiye kadar elde ettiğimiz kazanımlar, Kürt meselesini, Irak’taki Kürt sorunu ve nasıl çözüleceği meselesini, büyük ülkelerin, bölgenin hatta Bağdat’ın masasına taşıyıp ciddi şekilde konuşulmasını sağlamaktır.

 

Biz 2014'te referandum yapmak istedik. Ancak IŞİD'e karşı savaştan dolayı erteledik. Bu yeni bir şey değil. IŞİD gelmeden önce Bağdat'tan umudumuzu kestiğimiz için bu kararı vermiştik. Ancak IŞİD geldiğinde süreci ertelemeye karar verdik.

 

Bu süreçte müttefiklerimizle KYB, Yekgırtu, Komünist Parti, Sosyalist Parti, Türkmen ve Hıristiyan partileri ve oluşumlarla parlamentoyu aktifleştirdik. Kürt meselesinin bir kez daha uluslararası bir boyut kazanmasını sağladık. Şimdi, Kürdistan Bölgesi'ne ciddi bir şekilde yardım etmek isteyen ülkeler Bağdat ile bir müzakere süreci içindeler.

 

Zaten amacımız açık, biz o amacı savaşla elde etmek istemiyoruz ve bu da milletimizin çıkarına değil. Müzakereyle gerçekleştirmek istiyoruz. Sahip olduğumuz mesele için uluslararası bir ortam hazırlamayı istiyoruz. Dünya ülkelerini, Bağdat'la başlatacağımız bu meseleye destek verecek hale getirmek istiyoruz.

 

Tabii ki Bağdat ile yapacağımız herhangi bir müzakere talebi için bir takvim olmalı. Kendi halkımıza güvence vermenin yanı sıra, bizimle Bağdat'a bir sonuca ulaşma konusunda yardımcı olacak uluslararası bir garantinin de olmasını istiyoruz.

 

Geçen yıl Bağdat'a gittiğimizde ve bizden sonra sayın Başkan da gittiğinde, Irak'ta kullandığımız modellerin başarısız olduğunu açıkça dile getirdi.

 

Irak, anayasadan fazla bahsediyor. Ancak sadece kendi menfaatine olan maddeleri uyguluyor. Buyrun bakalım, uygulanmayan 50'den fazla anayasa maddesi var ve bunlar Irak Anayasası’nda yer alıyor. İşlerine gelmediği için yapmıyorlar. Ancak konu bize gelince hemen anayasadan bahsederek, yok anayasa şöyle yok anayasa böyle diyorlar. Sanki söz konusu anayasa çok kutsal bir şey ama öyle değil.

 

Diyeceğimiz şu: Musul savaşından sonra, ortaya çıkan bu durumdan sonra, gelecek için, Bağdat ile yapıcı, doğru düzgün bir diyalog kurmalıyız. Eğer onlar buna hazırsa, şüphesiz bir de diyalog yapmak için hazır olacağız.

 

Şimdi, Amerika ve diğer taraflarla üzerinde çalışıyoruz. Eğer onlar gerçekten bu müzakereye dahil olacaklarının garantisini veriyorlarsa, eğer fiilen ciddi bir şekilde devreye gireceklerse, ki şöyle bir gerçek var, bu kez eskiye göre daha fazla bir ciddiyet söz konusudur. Kürtler güven duymamakta haklıdır çünkü şöyle yaparız böyle yaparız diye o kadar söz verildi. Ancak bu kez farklı olduğunu düşünüyorum. Mesajların dili ve içeriği, dışardan gelen şeyler çok farklı. O şeyleri imzalamaya hazırlar. Ben bütün amaçlarımızın yerine geleceğini söylemiyorum. Ama çok ilerleyebileceğimizi düşünüyorum.

 

Bütün umutlar, Kürtlerin bu süreçte başarılı olamayacağı üzerine kurulmuştu. Ama biz görüyoruz ki, her şekilde Kürtler bu süreçte birlikler. Bütün adımlarda, parlamentonun aktifleştirilmesinde, görüşüyoruz ki bütün güçler tarihi ve ulusal sorumluluk içinde, üzerine düşeni yapıyor. Buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Bütün güçler, kendi milletinin çıkarları doğrultusunda bu süreçte karar vermişlerdir.

 

Bağdat ile bir diyalog gerçekleştirmek için, onlar yardımcı olur ve hazırlık yaparlarsa, biz Kürdistan Bölgesi'nde bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Henüz konuşulan veya gelen giden mesajlar, belki yüzde yüz arzu ettiğimiz şekilde değil ama bunu küçümseyerek, uğraştığımız şeyin hiçbir şey olmadığını söyleyemeyiz.

 

Kürtler 11 Mart 1970te Irak'tan bir garanti aldı. Ancak bu sadece kağıt üzerine kaldı ve uygulanmadı. Siz şimdi Irak'tan bu kağıdı mı talep ediyorsunuz? Yoksa uluslararası toplumdan mı? Abadi dün yaptığı açıklamada, ne şimdi ne de gelecekte referandumun yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Irak'ın yeni bir kağıt imzalayacağı konusunda umutlu musunuz?

 

Sorduğun soruya saygı duyarım ama 11 Mart, Kürdistan halkının elde ettiği en büyük kazanımlardan biriydi. Mele Mustfa Barzani'nin önderlik ettiği Eylül Devrimi sonucu, biz ilk defa Irak'tan 11 Mart Anlaşması olarak adlandırılan bir belge alabildik. Söz konusu belge, 2003 ve 2004'ten sonra tanınan federalizm için sağlam bir temeldi. Eğer o olmasaydı kesinlikle bu da olmazdı.

 

Belki o zaman da buna razı değildik. Sorun çıktı, Kerkük ile ilgili referandumun yapılması kararlaştırıldı ama onlar verdikleri sözden pişman oldu.

 

Ama asıl soru şu; acaba Bağdat veya dünya ülkeleri, ülkede istikrarın olmasını düşünüyorlar mı yoksa sürekli gerginlik ve sorun olmasını mı istiyor?

 

Mart'tan bahsediyorsunuz. Evet, Eylül Devrimi, siyasi liderlik ve Merhum Mele Mustafa ile anlaşma imzalandı. Irak 1974 - 1975 yıllarında anlaşmayı ihlal ederek Kürt devrimiyle savaş başlattı. Evet, Kürtleri ortadan kaldıramadılar. Kürtlerin başına o yaşananların gelmesi için mecburen İran Şahı’yla anlaştı. Anlaşmayı yapması için İran'a Şattülarap'ın yarısını verdi. 1979 ise Şattülarap'ı geri almak istiyordu. İran'la 8 yıllık bir savaş yaşadı. Borçlandı, Kuveyt'e girdi. Ve bunun sonucunda bu kadar bela... Eğer ilk gün stratejik bir şekilde Kürt sorununu çözmeyi düşünseydi. Diğer olaylar yaşanmayacaktı. Başına hiçbir şey gelmeyecekti.

 

Diyeceğim şu ki, umarım bu hem bizim için hem Bağdat hem de uluslararası toplum için ders olur. Irak'ta Kürt sorunu ciddi bir mesele, sözler, vaatler, inşallah ve maşallahlarla, biz kardeşiz, Müslümanız laflarıyla çözülmez. Ciddi bir diyaloğa ihtiyaç var. Bu meselenin çözümü için gerçekçi bir diyalog olmalı.

 

Bu konuda bir garanti var desem, garanti yok. Garanti milletin kendisidir. Milletimizin bu amaca ulaşması için kararlılığıdır. Sonunda o amaca ulaşacaktır. Bugün, gelecekte, yarın veya başka bir zaman bu önemli değil, Kürtlerin o amaca ulaşacağı açıktır.

 

Abadi’nin sözlerine dikkatli bakacak olursak, o Irak’ın başbakanıdır. O bu çerçevenin dışına çıkamaz ancak sözlerine olduğu gibi bakarsak, Irak Başbakanı olarak bunları söylemesi gerekiyor. Kendisi başka şeyler de söylemiştir. Konfederalizm meselesinden söz ediyor. Konferalizm için parlamentoda üçte iki çoğunluğun karar vermesi, sonra da referanduma sunulması gerektiğini söylüyor. Referandumla oylanması gerekiyor. Referandum yetkisi Kürdistan halkından alırızı, başka hiçbir taraftan değil. Irak Başbakanı olarak bu şeylerden bahsetmesi gerkiyor. Buna kendisinin de ihtiyacı var ancak bununla birlikte Abadi bizimle diyaloğu reddetmiş değil. Kürdistan Bölgesi’nin geleceğiyle ilgili, Kürdistan Bölgesi’yle görüşmeleri reddetmiş değil. Biz, açık bir ajanda olması talebinde bulunduk. Sen kalkıp bizim şartlarımız var, biz de hayır bizim de şartlarımız var dersek olmaz. Ne onun önşartları olacak, ne de bizim. Amaçlarımız doğrultusunda Irak’la ciddi bir diyalog sürecine girmiş olacağız.

 

Diyalog kapısının şimdiye kadar kapatılmadığını ve aynı zamanda Bağdat’tan gelecek olumlu bir öneriyi de görüşeceğinizi belirttiniz. Ülkeler de kendi mesajlarını iletiyor. Hangi devlet Bağdat ile kazançlı bir anlaşma yapılması konusunda çabalıyor? Şayet Bağdat ile görüşülecek konu üzerinden anlaşırsanız söz konusu görüşmenin öncelikli kırmızı çizgileri neler olacak?

 

Bize yardım eden ülkeler özellikle ABD, İngiltere ve Fransa’dır. Özellikle ABD ve Fransa çok ciddi bir şekilde bizimle hazır bulunuyorlar. Bununla birlikte BM’de Bağdat’la görüşme yapmamıza hazır. 

 

Hiç şüphesiz değindiğim gibi kırmızı çizgimiz çok açıktır. Amacımız bağımsızlıktır. Bağdat ile yapacağımız görüşmeler de bu amacımıza kavuşmaktır. Şüphesiz bu amancımıza savaşla kavuşmak istemiyoruz. Bağdat’la karşılıklı anlayış ve diyaloglarla çözmek istiyoruz. Ayrıca Kürdistan Bölgesi ve Irak’ın sorun yaşamasını istemiyoruz. Irak’la anlaşmaya vardığımız taktirde yapacağımız ilk toplantı olacak.

 

Güney Kürdistan’da referandum propagandaları çok çoşkulu bir şekilde geçiyor. Ancak referandum için iktidardaki çok az partiye bağlı medya kuruluşları komisyonun reklam ve çağrılarını kanallarında yer veriyor. Gelecekte kurulacak devlette bu iki bölgede sorunun büyük olmamasına yönelik garanti var mı?

 

Hiç şüphesiz Kürt tarihinde Kürtlerin tam anlamıyla birlik ve hemfikir olduğu birçok konu yaşanmıştır. Ne yazık ki şimdiye kadar Kürdistan Bölgesi’nde ortak bir tanım yapabilmiş değiliz. Fakat Kürt tarihine baktığımızda yani geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda ise birçok gelişme gösterdik. Bazen Kürtlerin kendi arasında savaş çıkacağı söylentileri bile oluyordu. Bu süreçte birbirimizle savaşmadığımız gibi sorun da yaşanmadık.

 

Referanduma daha az çağrıda bulunanlara baktığımızda zorda olsa dönemsel karar verdiklerini görüyoruz. Ancak söz konusu taraflarında iç durumunun da görülmesi gerekiyor. Dönem içinde de sürece katılmaya başladılar. “Hayır” diye bir cephe oluşturuldu. Bu cepheye katılmak isteyen bir üye, örneğin KYB’li üye gibi partiden çıkartılmayı göz alması gerekiyordu. Çünkü bu partinin siyasetinde referandumun başarılı geçmesi vardı. Söz konusu tarafların yetkililerini dinlediğimizde referandumun başarılı geçmesi konusunda tek ses olduklarını görüyoruz.

 

Eğer komisyondan söz ediyorsak da tüm taraflar özellikle de referanduma inancı olanların hepsi hep birlikte çalıştılar. Şayet taraflardan biri sorun çıkartıysa da hiç şüphesiz referandum için büyük bir sorun olacaktı. Mevcut durumda ise referandumun tüm taraflar tarafından onaylandığını gösteriyor. Sonuç olarak bu karar ne Sayın Başkan Mesud Barzani ne KDP ne de KYB’nin verdiği bir karardır. Tüm taraflar söyleyeceklerini söyledi. Tüm taraflar da referandumun gününde yapılması konusunda hemfikir ve hiç şüphesiz tüm taraflarda her türlü sorumluluğu almak durumda.

 

Devlet ne zaman kurulacak. Çoğu zaman doğru zamanın olmadığını söylüyorlar. Peki ne zaman doğru zamandır?

 

Referandumun zamanı değil deniliyor. O zaman bize doğru zamanı söylesinler. Görüştüğümüz ülkelere, “AP’ye üye olmak isteyen bir ülkeye neden koşul güdüyorunuz? Söz konusu koşulların yerine getirilmesinden sonra bu ülkeler aday oluyor. Sadece bize koşulların ne olduğunu söyleyin. Şimdi zamanı değilse ne zamandır? Bu sorunun cevabını verin bize” diyoruz.

 

Medyada referandumun tanıtımına gelince, hepimizin aynı fikirde olduğundan emin olun. Özellikle partimiz içinde alınan kararlara herkes uyar. Ancak taraflar arasında görüşmeler yapmamız gerekiyor. Taraflarla görüşüp, devletlerle oturmamız gerekiyor. 26 Eylül’de devlet kurulmayacak. Referandumun yapılması halinde Kürdistan Bölgesi’nin ve yönetiminin amacı ise Bağdat ile ciddi görüşmelerin yapılmasıdır. İnşaallah bu amaç doğrultusunda yapacağımız görüşmelerde amaçlarımıza ulaşacağız.

 

Ülkelerin referandumu desteklememesi veya reddetmesiyle ilgili tehditlerinin yanı sıra, askeri müdahale yönündeki tehditleri var ve bu halkta tedirginliğe yol açmış durumda. Bu tehditleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, son günlerde sınıra sevkiyat yaptı. İran, Kürtlere bir saldırı yapılması halinde, kendilerinden olumlu bir yanıtı olmayacağını duyurdu. Bağdat da aynı şekilde. Sizin de dile getirdiğiniz gibi, Heşdi Şabi güçlerinden de farklı açıklamalar geliyor. Bu askeri tehditleri nasıl görüyorsunuz?

 

Ben kesinlikle Kürdistan Bölgesi üzerinde herhangi bir askeri tehdit görmüyorum. Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Askeri tehditler neden, referandum için mi? Ben söz konusu askeri tehditlerin gerçekleşeceğini görmüyorum. Eğer kendilerine göre başka icraatlara başvursalar da önerilen askeri tehditler söz konusu değil. Bu garantim, birçok noktadan kaynaklanıyor. Daha fazla açıklama yapamıyorum. Ama söz konusu ülkeler de bölgede stratejik çıkarlara sahip. Türkiye ile İran, kendi ülkelerinde ne yapacakları konusunda özgürler. Ancak Kürdistan'daki bir referandum için bunlar gelip bize karşı askeri güç kullanacakları düşünülüyorsa, kesinlikle yapmazlar. Böyle bir şey yapmazlar çünkü bu onları çıkarına değil. Kesinlikle yapmazlar. Bizim bir bölge olduğumuz doğru. Ama onların güç kullanması halinde hiçbir şey yapamayacak kadar elimiz bağlı değil. Ama gerçekten bu önerilen bir seçenek değil. Doğrusu bizim de amacımız bu aşamaya getirmek değil. Daha önce de belirttim. Halen eğer bu konuda güçlü bir alternatif varsa, biz alternatife doğru gideriz. Referandum kararı, kafamız göre kendiliğinden, neyin ne olduğu ve nasıl olacağını bilmeden verilen delice bir karar değil. Şüphesiz bu meselenin önemli olduğunu ve karar vermemiz durumunda sonuçlarının nasıl olacağı konusunda her şeyi hesapladık. Ancak aynı zamanda, Kürdistan Bölgesi'nin bir müzakere sürecine girmesi için diyalog ve güçlü alternatif kapsısı da açıktır. Tabiki biz bunu konuşabiliriz.

 

Maaş ile ilgili konuya gelince, ben başbakan olarak gerçeği halka söylemekle mükellefim. Ben çıtayı yüksek tutarak daha sonra yapamayacağım bir şey söylemek istemiyorum. Kürdistan Bölgesi Hükümeti olarak, gerçekçi bir şekilde meseleye yaklaşmamız lazım. Asla ümitsizliğe yol açmak istemeyiz. Ama önceliğimiz söz konusu sorunu çözmektir. Parlamento ile çalışıyoruz. Birlikte bir çözümü yolu bulmaya çalışıyoruz.

 

 

Geçtiğimiz günlerde Rosneft petrol şirketi, Kürdistan'dan Avrupa'ya Türkiye üzerinden doğalgaz ihraç edecek  bir doğalgaz boru hattını döşeyeceğini duyurdu. Mevcut durumda Türkiye'den bağımsızlık referandumuyla ilgili tepkiler var. Kürdistan'da Exon Mobil ve başka büyük şirketler de var. Rusya'nın Amerika ve diğer Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinin iyi olmadığını biliyoruz. Söz konusu anlaşma Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin diğer şirketlerle yaptığı anlaşmaları etkilemeyecek mı?

 

Rosneft ile yaptığımız anlaşma ticari bir anlaşmadır. Bu konuya siyasi bir boyut kazandırmak istemiyoruz buna gerek de yok. Rusya ziyaretimde, Rusya Devlet Başkanı, Enerji Bakanı ardından Rosneft ile bir araya geldik. Rusların yanı sıra Rus şirketlerinin Kürdistan Bölgesi'nde ciddi bir şekilde çalışmak istediklerini hissettim. Rosneft ile ciddi bir müzakere içindeydik, önümüzdeki engeli kaldırdık, Danagas ile olan büyük ve karmaşık sorunumuzu çözdük. Her neyse Danagas ile çözüldü. Söz konusu sorunun çözülmesi, diğer şirketlerin doğalgaz boru hattında yatırım yapmasına vesile oldu. Çünkü önemli olan, dünya ülkelerinin tamamının, Kürdistan Bölgesi'yle anlaşmalara bağlı kalmasıdır. Güvenilir bir bölgedir. Bölge’nin, ticarette uluslararası yasalar çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirdiği anlaşıldı. Bu, diğer şirketlerin yolunu açtı. Danagas sorunun çözümünde Rosneft iyi bir rol üstlendi. Şimdi de memnuniyetle, söz konusu meselede bir milyar dolar dolayında yatırım yapacaklarını duyurdu. Bu Kürdistan Bölgesi, Türkiye ve Avrupa için önemli bir şey. Bu konu tamamen ticaridir. Bu açıdan son yıllarda bizim Türkiye ile ilişkilerimiz ciddi bir biçimde gelişti. Şüphesiz biz Türkiye ile olan gerek siyasi gerek ekonomik ilişkilerimizin bozulmasını istemeyiz. Biz Türkiye'ye teşekkür ediyoruz. Türkiye üzerinden petrolü taşıyan Kürdistan'ın mevcut petrol boru hattının kazancı Türkiye için çok az. Kendisi kazanacağına daha çok bize yardım ediyor bu bir gerçek. Biz siyasi ve ekonomik olarak gerek Türkiye ile gerek ciddi bir şekilde Kürdistan Bölgesi'nde çalışmak isteyen şirketlerle olan ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Söz konusu şirketlerle işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz. Bunun gelecekte daha da artacağını tahmin ediyorum.

 

Recep Tayyip Erdoğan döneminde, Türkiye ile Güney Kürdistan arasındaki ilişkiler çok gelişti. Ancak şimdi referandum kampanyaları hız kazandıktan sonra, Türk medyası Güney Kürdistan'ın ihanet ettiğini söylüyor. Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta sert bir konuşma yaptı. Türkiye'nin tepkileri diğer ülkelerden daha fazla. İlişkilerinizi korumak adına Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mesajınız nedir?

 

Türkiye'nin tavrı açık. Türkiye diğe ülkeler gibi. Kimisi karşı olduğunu, kimisi zamanı olmadığını belirtiyor. Büyük bir bölümü zamanı olmadığını söylüyor. Kimse karşı olduğunu söylemiyor, bu konunun zamanı olmadığını ifade ediyor. Bizim bu konuyu görüşmemiz gerekiyordu. Özellikle IŞİD'in sona doğru gittiği bu dönemde, uluslararası toplumla masaya oturmamız gerekiyordu. Ama IŞİD'in ortadan kalkacağını düşünmüyorum, söz konusu düşünce devam edecek. Kürt siyasi liderliğinin söz konusu girişimi çok çok kutsaldı. Türkiye ile ilişkilerimize bakarsak, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu konuda temel bir rol oynadığını görüyoruz. 2007’lerde Türkiye'nin binlerce askeri vardı, şöyle yaparız, böyle yaparız diye tehditler savuruyordu. Şimdiyle kıyasladığımızda, hem siyasi hem ekonomik açıdan Türkiye ile olan ilişkilerimizde ciddi bir gelişmenin yaşandığını görüyoruz. Bütün bunlar onun bu konuda yaptığı liderliğe dayanıyor. Kişisel kanaatime göre, referandumda, bizim ne yapacağımız konusunda sanki, bizim özellikle Kerkük ve diğer bölgeleri zorla Kürdistan Bölgesi'ne bağlama ve 26'sında hemen Kürt devleti ilan ederek her şeyin bozulacağı yönünde bir anlayış var. Orada böyle bir anlayış var. Türk medyası durumun karışmasına neden oluyor, yardımcı olmuyor. Türkiye'ye mesajımız şu: Türkiye ile söz konusu ilişkilerin bozulmamasını istiyoruz. Türkiye ile ilişkilerimizin kesinlikle bozulmasını istemiyoruz. Aksine söz konusu ilişkiyi daha fazla geliştirmek istiyoruz. Bugün, bir çözüm yolu bulmak için her şeyi yapacağımızın altını çiziyorum. Bu konuda bir alternatif bulmak için her şeyi yapacağız. Eğer fiilen güçlü bir garanti olursa, o garantiyi reddedecek değiliz. Tabiki üzerinde çalışarak ciddiye alacağız. Dün sayın Başkan dedi ki, ‘Önümüzde iki seçenek var; ya 25 Eylül'de referandumumuzu yapacağız ya da 25 Eylül'de bu süreçte birtakım kazanımlarla düğün yapacağız.’ Bu iki seçeneğin dışına çıkılmıyor. Bir anlayışın oluşması için, Türkiye ile sürekli temas içindeyiz; ilişkiler bozulsun istemiyoruz.

Yorumlar

 
Referandum Bagımsızlık ilanı Değildir | 21.9.2017
Referandum un yapılması bağımsızlık anlamını taşımadığını tüm dünyaya açık bir şekilde anlatılmalı, referandum halkın tercihinin hangi yönde olduğunun bir göstergesi olduğu anlatılmalı, referandum bağımsızlık değildir, ve Irak hükümetiyle görüşmelerin devam edeceği açık ve net belirtilmelidir.
Referandum Bağımsızlık ilanı Değildir | 21.9.2017
ABD dış işleri ikinci kez karşı olduğunu sert biçimde açıkladı, Abd daha derin düşünüyor , zaman ve şartlar uygun olmayabilir, Referandum yapılabilir ama bağımsızlık kararı ucu açık bir şekilde bırakılmalıdır.
Referandum Bağımsızlık ilanı Değildir | 21.9.2017
Neşirvan Barzaninin bu sözleri yerindedirB 26 Eylül’de devlet kurulmayacak. Referandumun yapılması halinde Kürdistan Bölgesi’nin ve yönetiminin amacı ise Bağdat ile ciddi görüşmelerin yapılmasıdır. İnşaallah bu amaç doğrultusunda yapacağımız görüşmelerde amaçlarımıza ulaşacağız.
Kutbettin Özer | 2.10.2017
Bence, Güney kürdistan'da Referandum %92 üzerinde kazama hakkini meșru olarak Kürtler, Asuriler, Türkmenler, Ezidiler vs. Halklar tek bir kararla karar aldilar. Halklarin verdigi karar, uluslararasi ciddiye almalilar. Ayni zamanda bu referandum meșrudur. Kürt halkin da diger komșu halklar kadar devlet kurma hakki vardir. Kürdistan'in devlet kurmasi demek, Ortadogu'da savașin durdurulmasina yarar saĝlanacaktir.
Yeni bir yorum gönder
Misafir olarak yorum yap ya da kullanıcı adını gir
8427 İzlenme

Rûdaw'la Çalışmak İster misiniz?

Yaşadıklarınızı Rûdaw aracılığıyla dunya ile paylaşmak ister misiniz?

Söz Sende!

SILOPILI TEYI | 22.10.2017 15:46:10
PEKI KIM YAPMIS??
soryaz | 22.10.2017 17:32:10
gariban şırnaklıları kimse görmüyor...
Fakıbaba: Şırnak'ı Suriye yapmışlar
| 11 saat önce | (2)
soryaz | 22.10.2017 17:28:51
bunun anlamı suudi de bağırırm oraya geldiğimde hajdi sa.... ya biraz daha tank veririz...
Tillerson: Irak'ı terk etsinler
| 9 saat önce | (1)
soryaz | 22.10.2017 14:01:39
goran ve komel hajdi sa ile beraber kasımla çay içiyorlar...
Mehmet | 22.10.2017 16:57:27
Bir ordu olamasi lazim Bu yetmez tek ordu sart
32 parti ve hareketten ortak vurgu: BİRLİK!
| 14 saat önce | (6)
bavo | 22.10.2017 00:25:36
bave fikriye bak
derdo | 22.10.2017 14:04:57
bu adam istihbarat adına kürtlerin dibini hep kazmıştır inanmayın...
Halilzad: Peşmerge çekilmeseydi ABD’nin tutumu değişecekti
| Dün 03:03 | (27)

Rûdaw'da başka neler var?

Kürdistan Parlamentosu toplanıyor 8 saat önce |

Kürdistan Parlamentosu toplanıyor

Rûdaw'a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Tümünü gör
Tillerson: Irak'ı terk etsinler 9 saat önce | (1)

Tillerson: Irak'ı terk etsinler

Rex Tillerson dün bir ziyaretle Suudi A Tümünü gör
0,766 seconds