Oturum aç

Misafir hesabıyla yazı veya görsel ekleyin

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Misafir olarak yorum yap

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Giriş

Bu isimde bir üye bulunamadı Kaydol   Şifremi unuttum
Veya kullanarak bağlan
 

E-mail

 

كوردى | Kurdî | English | Türkçe | عربي
Rudaw

Kürdistan

Ezidi kadın: Akıtılan kanımızı temizlemeye ırmaklar yetmez

Nevzad Mahmud Tarafından 14.3.2019
Foto: Arşiv
Foto: Arşiv

İkinci bölüm

Duhok (Rûdaw) – Kısa bir süre önce IŞİD’den kurtarılan Emire adlı Şengalli Ezidi Kürt kadın, IŞİD tarafından katledilen Ezidilerin görüntülerini bir türlü hafızasından silemediğini belirterek, “Kılıçlar o kadar çok kanımızı akıttı ki bu kanı temizlemeye ırmaklar yetmez” diyor.

 

Şengalli Emire, bir önceki bölümde IŞİD’in Şangal’e saldırısını, kaçırılmalarını ve başlarından geçen zulmü anlatmıştı. Bu bölümde ise yaşadıkları trajedinin devamını ve ruh halini Rûdaw’a anlattı:

 

Musul’da tutsak edildikleri dönemde o kadar çok ölü bedeni ve kan gördüğünü belirten Emire, “Adeta üzerime kan kokusu sinmiş gibiydi ve bu kokuyu çocuklarıma bulaştırmak istemiyordum” diyor.  

 

Birgün Ezidi kadın ve çocukları toplayarak onları Şengal’e yakın bir yere götüreceklerini ve eşleri ile birlikte yaşayacaklarını söylüyorlar. Emire buna çok seviniyor. Fakat bu söyledikleri doğru çıkmıyor. Hepsini Musul’daki bir düğün salonunda topluyorlar. Emire burada bulundukları 20 gün içerisinde hergün tehdit ve sert uyarılara maruz kaldıklarını söylüyor.

 

Emire, müslüman olman kabul edenlerin IŞİD’in şeriat yasalarına göre aileleri ile yaşamaya hak kazandığını ancak yine de tutsak edilenler arasında yaşı 10’u geçen kız çocuklarının “seks kölesi” yapmak için alıkonulduklarını belirtiyor.

 

Talan edilen koyunlara çobanlık

 

Emire, düğün salonundan sonra Musul’daki Hezra Mahallesi’ne nakledildiklerini, burada kadın ve erkeklere farklı işler verildiğini anlatıyor:

 

“Burada binlerce baş koyun ve vardı. Bunlar Şengal’deki çiftçi ve köylülere ait talan edilmiş sürülerdi. Eşimle birlikte bize bu koyunlara çobanlık yapma görevi verildi. Bu yine mezar bekçiliğinden, hergün mezar kazmaktan daha iyiydi.”

 

Gündüz çobanlık yapıp akşam kendilerine verilen elektriksiz, ışıksız karanlık eve döndüklerini belirten Emire, “Yaşadığımız ev yüreğimizden daha karanlıktı. Bir başka görevimiz daha vardı. Koyunları güddükten sonra günün belli saatlerinde süt sağardık. IŞİD’liler araba ile gelir bu sütü alıp giderlerdi. Bazen de gelip kendileri için birkaç baş hayvan kesip etini götürürlerdi. Fakat bize süt ve et tüketmek yasaktı” diyor.

 

IŞİD ajanları

 

Emire, günün birinde evlerine yapılan ani baskını da şöyle anlatıyor:

 

“Hezra mahallesi birden karıştı. Henüz sabahtı ve olağanüstü bir durum olduğu anlaşılıyordu. Gelip bizi evden çıkardılar ve bir yerde topladılar.  IŞİD’lilerin yüzünden kin ve öfke fışkırıyordu. Sonra anlaşıldı ki Ezidi bir aile buradan kaçmayı başarmıştı. Biz, ‘siz yalan söylüyorsunuz, bize ihanet ediyorsunuz müslüman olmamışsınız, sadece bizi kandırmak için müslüman olduğunuzu söylüyorsunuz’ dediler. Gelenler Hacı Mehdi Türkmeni’nin adamlarıydı. Sonra kadınları ve erkekleri ayırdılar. Sonra yanıma gelen bir kız, yemin ederek Ezidi bir erkeği 9 yaşındaki oğlu ile ellerini arkadan bağlayarak götürüldüklerini söyledi.”

 

Ezidi kadın, “Bize güvenmiyorlardı. Bu yüzden aramıza ajan gönderiyor yada aramızdan birilerini ajanlığa zorluyorlardı. Böylece bizden haberdar olmaya çalışıyorlardı” diyor. Bunları anlatırken kelimeleri seçmekte nekdar çok zorlandığı belli oluyor.

 

Emire, zindana atıldıkları gün öğlen vakti yaşanan acı bir olayı da şöyle anlatıyor:

 

“Bütün kadınlar derin bir uykuya yatan Ezidi kadının üzerinde toplanmışlardı. Yanında bulunan kızına veda edemeden hayata gözlerini yummuştu. Kızı ise annesinin başında feryad figan ağlıyor, uyanması için ona yalvarıyordu. Sonra iki IŞİD’li geldi, ölen kadını çekerek çıkardılar. ‘Bu kadın ölmemiş, numara yapıyor. Biz onu uyandırıp cezasını vereceğiz’ diyorlardı. Ama nafile, kadın ölmüştü. IŞİD’liler ölülerimize de inanmıyordu.”

 

Aralarına sızan ajanların IŞİD’lilerin işini kolaylaştırdığını dile getiren Emire, “Tüm hareketlerimizden haberdar ediyorlardı. Aramızda satılmamak için deli, sağır ve dilsiz numarası yapanları da onlar ispiyonluyordu” diyor.

 

Köle pazarında satıldılar

 

Eşlerininin geri dönmesini bekledikleri bir gün, bulundukları zindanın önüne otobüsler geliyor. Otobüsten inen bir IŞİD’li, “Artık kocalarınız yok” diyor. Sonra zindandaki tüm kadın ve kızları otobüslere bindirip Rakka’ya götürüyorlar. Emire, bu andan itibaren hayatında yeni bir sahnenin başladığını biliyor:

 

“Bizi havaalanına benzeyen bir meydanda topladılar. Burası köle pazarıydı. Burada birçok IŞİD’li de vardı. Sonra kürsüde oturan IŞİD emiri, ‘herkes kendi cariyesini seçsin’ dedi. IŞİD’liler gelipn bize tek tek bakıyorlardı. Belliki güzelliği ölçü alıyorlardı.”

 

Ebu Ubeyde adlı bir IŞİD’linin gelip ona yaklaşıtığını, “Benimle gel” dedikten sonra kensidi ile birlite kürsüde oturan sorumlunun yanına götürdüğünü belirten Emire, “Sorumlu önünde bulunan kağıtlara kimlik bilgilerimizi yazdı. Sonra dönüp Mısırlı Ebu Ubeyde’ye; ‘Haıylı olsun, sen artık onun meşru sahibisin’ dedi” diyor.

 

“Ya sen ya da 9 yaşındaki kızın!”

 

Emire, tutsak olan 4 çocuğu ile birlikte Ebu Ubeyde tarafından satın alındığını söylüyor. Kızlarından biri 9, diğeri 8 yaşında ve onlardan küçük 2 de oğlu var. Götürüldükleri evin başka yerlerden yağmalanmış eşyalarla dolu olduğunu görüyor ve aklından, “Bu adam bu evi hak etmek için ne yapmış acaba?” sorusu geçiyor.

 

İlk gece Ebu Ubeyde’nin kendisine sahip çıkmak istediğini ancak bunu kabul etmediğini belirten Emire, “Çok sinirlendi. Öfkesi büyüdü ve bana, ‘emin ol birgün bunu yapacağım, fakat ben zana işkence yapmadan sen razı olursan iyi edersin’ dedi” diyor.

 

Emire, kendisine karşılık 9 yaşındaki kızının tehdit aracı olarak kullanıldığını şu şekilde anlatıyor:

 

“Mutfakta birkaç kutu ilaç vardı. Bunları yutarak hayatıma son vermek istedim. O an küçük kızım geldi ve beni gördü. Ağladı ve bana yalvardı ama ben daha fazla dayanamazdım. Hapları yedim ve sonra düştüm. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Ebu Ubeyde gelip bana, ‘dediğimi yapmazsan 9 yaşındaki kızını satarım ve hergün seni bir başkasına peşkeş çekerim’ dedi. Bunu yapmaması için ona teslim oldum.”

 

“Bu küfür ve günah değil mi?”

 

Emire 20 gün sonra Ebu Ubeyde’nin Suham adında bir Suriyeli başka bir jkadınla evlendiğini ve bu kadınla birlikte yaşadıkları zulmün iki katına çıktığını anlatıyor:

 

“İlk geldiğinde, ‘bendden başka kadının bu evde olmasını kabul etmiyorum’ dedi. Daha sonra beni ve kızlarımı köle gibi çalıştırdı. Sabah erkenden akşam 12’ye kadar çalıştırılıyorduk. Bize istirahat yoktu. Sonra küçük kızımı kendisinin özel hizmetçisi ilan etti. Daha sonra, Ebu Ubeyde’yi 9 yaşındaki kızımı satmaya ikna etti.”

 

Kızı elinden alınmasın diye Ebu Ubeyde’ye canı gönülden hizmet ettiğini belirten Emire, “Akşam eve geldiğinde ayaklarına kapanıyor, yıkıyor ve yalvarıyordum. Ama sonunda bir gün gelip, ‘kızını satacağım’ dedi. Ağladım, sızladım, yalvardım ama fayda etmedi. Çünkü onun yüreği çoktan kör olmuştu. Sonra küçük kızımı kendisi gibi Mısırlı Ebu İbrahim adında bir IŞİD’liye sattı!” diyor.

 

Emire bu olay karşısında Ebu ubeyde ile aralarında geçen diyaloğu ise şöyle anlatıyor:

 

- Bu yaptığın küfür ve günah değil mi? Kendini hiç mi suçlu hissetmiyorsun?

 

- Hayır değil, öünkü şeriat buna izin veriyor.

 

- Küçücük bir kız için de mi?

 

- Kızın yaşı müsait olduktan sonra ondan tat almaya hakkımız var.

 

- İki kız kardeşle aynı anda evlenenler var, şerianitniz kabul ediyor mu? Buna ne diyeceksin?

 

- Evet, şeriat iki kız kardeşler evlenmeye izin veriyor ama aynı anda her ikisi ile yatakta birlikte olamazsın diyor.

 

Emire okuma yazmayı biliyor ve içinde ppatlayan volkanı sözlere dökerek bu mektubu köşklerinde insan haklarından baheden başkanlara ve tüm insanlara ulaştırmak istediğini söylüyor ve ekliyor:

 

“Elimde olsa bu mektubu gözümün nuru, hayatımın sebebi olan kızımı benden zorla alan Ebu İbrahim adındaki adama yazmak isterim. Siz çocuklarımının hergün yolunu gözlediği babalarını bir mermi ile öldürdünüz ve sonra onların hayatını da çaldınız, demek isterdim.”  

 

Emire, kızı elinden alındıktan sonra 3 gün boyunca hiçbir şey yemediğini, içmediğini anlatıyor. Ve sonra geriye dönüp baktığında, “O ellerinde salladıkları kılıçlar o kadar çok kanımızı akıttı ki bu kanı temizlemeye ırmaklar yetmez” diyor.

 

Yorumlar

 
Yeni bir yorum gönder
Misafir olarak yorum yap ya da kullanıcı adını gir
Etiketler : Şengal, IŞİD, Ezidi
4021 İzlenme

Rûdaw'la Çalışmak İster misiniz?

Yaşadıklarınızı Rûdaw aracılığıyla dunya ile paylaşmak ister misiniz?

Söz Sende!

Bavêjiy | 17.3.2019 11:19:08
Vicdanlarda açılan yaralardan en son bahsedecek kişi sensin. Sarayında otur ve SUS...
Erdoğan’dan Halepçe mesajı: Vicdanlarda açılan yara bugün de tazeliğini koruyor
| 16.3.2019 | (1)
sur | 17.3.2019 00:29:53
atanmış bir imzalık değeri olan bi memur olan vali kim ki izin verecek izni halk verir
D.Bakır’da Newroz kutlamasına izin çıktı
| 16.3.2019 | (1)
r- | 16.3.2019 18:58:05
rojhılatilebakurda insanlarımızıbilinçlendirmek için sembolikrakamlıücretlerle meslekibilgilendirmeşirketleriaçılmalıdır. bu şirketlerüzerinden...
r- | 16.3.2019 21:08:42
selam
Newroz’da turist sayısında rekor bekleniyor
| 16.3.2019 | (2)
silopili teyi | 16.3.2019 17:45:41
ne rezil bir ulke;;;; bu kadar asizmi hitler almanyasi kesinlikle yapmamistir, ama hala birileri turkiye ile iyi iliskiler pesind ehernedense
D.BAKIR - O Ses Türkiye şampiyonu Ünger gözaltına alındı
| 16.3.2019 | (1)
0,281 seconds