Oturum aç

Misafir hesabıyla yazı veya görsel ekleyin

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Misafir olarak yorum yap

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Giriş

Bu isimde bir üye bulunamadı Kaydol   Şifremi unuttum
Veya kullanarak bağlan
 

E-mail

 

كوردى | Kurdî | English | Türkçe | عربي
Rudaw

Röportaj

Başbakan Barzani: Referandumdan hemen sonra bağımsızlık ilan edilmez

Rûdaw Tarafından 19.9.2017
Neçirvan Barzani
Neçirvan Barzani

Erbil (Rûdaw) - Başbakan Neçirvan Barzani, şimdiye kadar 25 Eylül’de yapılacak referandumun ertelenmesine dair alınmış bir kararın olmadığını söyledi.

 

Russia Today’e (RT) konuşan Başbakan Barzani, “Şimdiye kadar Kürdistan Bölgesi’nde referandumun ertelelenmesiyle ilgili alınmış bir karar yok” dedi.

 

Başbakan, “Açık bir şekilde McGurk’e referandum tarihinin doğru bir tarih olduğunu belirttik” ifadelerini kullandı.

 

Başbakan Barzani, sözlerine şöyle devam etti:

 

“Süreçe yönelik Yüksek Referandum Komitesi kuruldu. Komitenin bu kararı vermesi gerekiyor. Mevcut durumda karar ise 25 Eylül’de referandumun yapılacağıdır.”

 

ABD’nin referanduma bakışı ve Kürdistan Bölgesi yetkililerinin ABD’li yetkililere verdiği yanıta ilişkin Neçirvan Barzani, şu ifadeleri kullandı:

 

“Amerika daha önce de açıklamıştı. Aynı zamanda sayın McGruk da ziyaretinde referandum tarihinin doğru olmadığına dair görüş belirterek, önceki duruşlarının devam ettiğini söyledi.  

 

Biz de kendilerine açık bir şekilde referandum için doğru zamanlama olduğunu söyledik. Dolayısıyla iki taraf da konuya ilişkin farklı görüşlere sahip.”

 

Brett McGurk’un ziyareti referandumun zamanına bir etki etmedi mi?

 

Doğrusu ABD’nin tavrı daha önce bildirilmişti. Ayrıca Sayın McGurk’un ziyareti de referandumun zamanı ve yapılmasının uygun olmadığını bildirmeye yönelikti. Daha önce sergilerdikleri tavrı vurguladı. Biz de aynı şekilde referandum için zamanın uygun olduğunu vurguladık. Bu yüzden de iki tarafın konuyla ilgili görüş farklılığı vardı.

 

IŞİD’le savaşta sona yaklaşıldığı görülüyor. Irak hükümetininekonomik ve siyasi reformlar için imkanı olacak. Ayrıca parlamento seçimleri de yapılacak. Kürtlerin de birleşik Irak’la ilgili görüşünü ifade etme imkanı olur. Bu seçenek, referanduma gitmekten daha barışçıl değil mi?

 

Asıl sorulması gereken, referandum kararını alacak duruma nasıl geldiğimizdir. Kürdistan halkı, tarihte çektiği tüm acılara rağmen özellikle 2003 yılından sonra demokratik ve federal bir Irak esası üzerinde, yeni bir Irak’ta birlikte yaşama inancına sahipti. Ancak ne yazık ki, çoğu Iraklının onayladığı anayasa 12-13 yılın ardından defalarca çiğnendi. Yeni Irak’tan beklentilerimiz karşılanmadığı için Kürdistan halkında büyük bir hayal kırıklığı oluştu. Irak’ta yaşanan siyasi rahatsızlıklar sürüyor. Dolayısıyla halkımız da gelinen aşamada, Irak’la geleceğine yönelik karar vermeye gidiyor.

 

25 Eylül’de referandumu yapmamız halinde, ertesi günü bağımsızlık ilan edeceğimiz anlamına gelmiyor. Genel anlamda referandum halkımızın ve bileşenlerin genel düşüncesiyle ilgilidir. Daha sonra ise, Bağdat ile diyaloğu artıracağız. IŞİD’le savaşta Irak güvenlik güçleri ve koalisyon güçleriyle işbirliğini sürdüreceğiz. Irak resmi ordusuyla ilişkilerimiz de oldukça iyi.

 

Gelecek seçimlere katılım ve değişmesi beklenenlere yönelik ne yazık ki değişim yapılacağını beklemiyoruz. Uluslararası toplum, referandumu ertelememiz için talepte bulundu. Ancak referandumdan daha iyi bir alternatif yoktu.

 

Başkan Barzani, Bağdat’la ortaklığın başarısız olduğunu söyledi. Bunun da bağımsızlığa giden yolda bir etken olduğunu belirtti. Peki referandum başarılı olursa, bu ilişkiyi nasıl düzeltebilirsiniz?

 

Doğrusu referandum süreci ve sonrası, Bağdat’la ciddi görüşmeler yapacağımız bir süreç olacak. Geçmişte yapılan bazı hataları düzeltmeye çalışacağız. Eğer ortaklıktan yani yeni Irak’tan söz edecek olursak, maalesef bir ortaklık kalmadı. Daha doğrusu hiç olmadı.

 

2005’te anayasa kabul edildiğinde, maalesef bazı zorluklarla karşılaştık. Bu ortaklığın nerde bozulduğuna dair birçok örnek de var. bunlardan biri Heşdi Şabi güçleri Irak Parlamentosu tarafından yasal bir statüye alınarak bütün ihtiyaçları sağlandı. Heşdi Şabi’ye ve IŞİD’le savaşta verdikleri kurbanlara saygım var ama peşmerge de aynı durumdaydı ve Bağdat hiçbir destek sunmadı. Bu bir ortak olarak muamele yapılmadığının en açık örneklerinden biri.

 

İkincisi, IMF ve Dünya Bankası Irak bütçesine katkı yaptığında, projelerine destek verdiğinde maalesef bu yardımlardan hiçbiri Kürdistan Bölgesi’ne gönderilmedi. Bu da ortaklığın olmadığını gösteren canlı örneklerden biri. Birçok örnek daha var. Referandumdan sonra Bağdat’la, nasıl çalışabileceğimiz, işbirliği yapabileceğimile ilgili ciddi görüşmeler yapabileceğimizi düşünüyoruz.

 

Peki Bağdat referandumun sonucunu kabul etmezse tepkiniz ne olur? Çünkü daha önce referandumun yasal olmadığını bildirdiler.

 

Onlar başladı. Bağdat şimdiden sonuçları kabul etmiyor. Sonuç ne olursa olsun, Irak Parlamentosu oylamıştır. Ancak bunun sürece hiçbir etkisinin olmayacağını net bir şekilde söyleyebilirim.

 

Referandumun yapılacağına eminim. Sorum, Bağdat’ın referandum sonucunu tanımaması halinde ne tepki vereceğinize dairdi.

 

Beklentimiz, referandum sonucunun, sürecin daha da zora sokulmasına bir temel yapılmaması yönünde. İstek ve hedefimiz, Bağdat’la daha çok karşılıklı anlayış içinde olmaktır. Daha ciddi diyalog ve görüşmelerimizin olması için, onların da bizim de beklentilerimiz doğrultusunda olmalıdır.

 

Başkan Barzani, Iraklı Kürtlerin, kendi sınırlarını kendilerinin belirleyeceğini söylüyor. Ancak Bağdat referandum sonucunu kabul etmezse, siz askeri çatışmaya varana dek Bağdat’a karşı sınırlarınızı korumaya hazır mısınız? Elbette soru daha çok Kerkük’le ilgili?

 

Referandum Kürdistan sınırlarını belirlemez. Bu sadece Bağdat’la ciddi görüşmeler için kapı aralayabilir. Bizler Kürdistan Bölgesi’nde, Kürdistan halkı, özellikle de Kürtler olarak halka ve diğer azınlıklara dayatmada bulunmak istemiyoruz. Araplar, Türkmenler, Hristiyanlar ve bütün farklı kesimler bu sınırların içinde yaşıyor. Kendi isteklerine göre, Kürdistan Bölgesi’yle birlikte olup olmayacaklarına dair oy kullanabilirler. Karar vermeleri için tamamen demokratik bir süreç. Sınırların belirlenmesi de Bağdat’la yapılacak görüşmelere kalır.

 

Sorumun bir kısmının yanıtını verdiniz ama özellikle Kerkük konusunu öğrenmek istiyorum. Eğer Kerkük halkı Irak’la kalmak için oy verip, Kürdistani bölgelerin büyük bir kısmı ayrılmak için oy verirse ne yaşanır?

 

Kerkük konusu, tamamen bölge halkına bırakılmış bir konudur. Kerkük’e hiçbir çözüm dayatmayız. Kerkük’ün özelliği ve Arap, Türkmen, Hristiyan elbette Kürtler, bir şeyi ciddiye almalı. Kürdistan yönetimi çerçevesinde, Kerkük otonom bir bölge ve özel bir statüye sahip olabilir. Ayrıca azınlıklar da güvence altında olacaklarına emin olmalı. Kerkük’e tek yanlı bir çözüm dayatma planımız yok. Tam tersine bu konuyu Kerkük halkına bırakıyoruz. Gelecekte de Kerkük yönetimine özel bir statü verilmeli.

 

Halka dayatmada bulunmak istemediğinizi anlıyorum. Ancak peşmerge IŞİD’in Musul’dan çıkarılmasında etkili bir rolü oldu. Acaba savaş sonucu çıkan fırsatı değerlendirip daha önce Cihatçıların elinde olan bölgeleri Kürdistan devletine katacak mısınız?

 

Doğrusu bu dönemde böylesi defacto durumlara başvurmayı ne istedik ne de isteriz. Ancak bazı gerçekler de var ki göz önünde bulundurmak lazım. Musul düşmeden önce dönemin Irak Başbakanı’ndan peşmergenin Musul’un güvenliğini sağlamasına dahil olmasını istedik. Ancak maalesef Bağdat’ın bu öneriye yanıtı olumsuz oldu. Bu yüzden de Musul’un düştü. Bundan sonra Irak Başbakanı’nın isteği üzerine Peşmerge Güçleri ve asayiş Kerkük’ü korudu ve bölgenin IŞİD’in saldırılarına maruz kalmasını engelledi. Eğer Peşmerge Güçlerimizi o bölgelere göndermeseydik, Kerkük’ün akıbeti Musul’unkinden daha kötü olabilirdi. Peşmerge Güçleri’nin bu bölgelerdeki varlığı, hem bölgenin, hem Kerkük’teki oluşumların korunması içindi. Sınırların belirlenmesi için Bağdat’la diyaloğa ihtiyacımız var. Kürdistan Bölgesi sınırlarını dayatmayız. Bu konunun, Bağdat’la diyalog ve ciddi görüşmelerle sonuç bulacağını düşünüyoruz.

 

Petrol fiyatlarının düşük seviyede kaldığı bu dönemde bağımsız Kürdistan’ın, sırtını petrole dayamasında tehlike var mı? Ya kendini yönetebilmesi için yeterli para elde edemezse?

 

Kürdistan Bölgesi’nin ekonomik durumun önceki yıllarda emsal teşkil eden bir hali vardı.  Ekonomik krizin tek sebebi petrol fiyatlarındaki düşüş değildi. Evet, petrol fiyatlarının etkisinin olduğu doğru ama aynı zamanda şunu da hatırlamamız lazım. 2014’te IŞİD’le savaştan önce Bağdat tek yanlı olarak Kürdistan’ın bütçesini kesti. 3 yıl boyunca zorluklarla karşı karşıya kaldık. İkincisi de 1100 kilometre boyunca IŞİD terörüyle tehlikeli bir savaş halindeydik. Bu da bizim için başka bir baskı unsuru oldu. IŞİD’le savaş ve IŞİD’in bazı bölgeleri ele geçirmesiyle 1.8 milyon göçzedenin Kürdistan’a yönelmesi, bir başka ekonomik yük oldu bize. Bu yıl, ekonomimizin geliştiğine dair bazı işaretler ortaya çıktı. Daha fazla gelişme kaydetmeyi bekliyoruz. Ayrıca sadece petrole bel bağlamamak için ciddi çaba gösteriyoruz. Ekonomimizi çeşitlendirmek istiyoruz.

 

Kürdistan’ın bağımsızlığının yabancı yatırımcıları endişelendirdiğini düşünüyor musunuz?

 

Daha önce de söylediğim gibi, referandumun yapılması, hemen sonra bağımsızlık ilan edileceği anlamına gelmiyor. Bizim yapmak istediğimiz, Bağdat’la ciddi diyalog geliştirmek ve bütün sorunları müzakere yoluyla çözüme kavuşturmaktır. Bununla birlikte geçtiğimiz 20 yıl içinde bölgede istikrar kaynağı olduğumuzu kanıtladık. Kesinlikle bu doğrultuda devam edeceğiz ki bölgede istikrar kaynağı olmayı sürdürelim.

 

Kürtler olarak 90’lı yılların başında, Körfez Savaşı sonrası defacto otonomi elde ettikten sonra aranızda iç savaş çıktı ve yıllarca sürdü. Şimdi Başkan Barzani, Kürtler bağımsızlık elde ettiğinde görevini bırakacak. Ayrıca Kasım ayında başkanlık seçimleri de yapılacak. Kürdistan devletinde istikrarsızlık yaşanması tehlikesi var mı?

 

İç çekişme şeklinde yaşananlar, gerçekten tarihimiz açısından üzüntü verici bir sayfadır. Ancak aynı zamanda kapanmış bir sayfadır. Durumun, bir kez daha bu çekişmelere müsaade edeceğini sanmıyorum. Başkan Barzani’nin görevi hakkında ise kendisi birçok defa bu görevi seçmediğini belirtmiştir. Yani başkanlık için aday da olmamıştır. O, Kürdistan Bölgesi yasalarına saygı duyuyor. Bu tavrını açık bir şekilde bildirmiştir.

 

IŞİD’in Irak’a yönelmesindeki bir neden de bu ülkede siyasi ve mezhepsel anlaşmazlıkların varlığıydı. Kürdistan’ın bağımsızlığının, bölgedeki ayrılığı daha da derinleştirmeyeceğinden nasıl emin olabilirsiniz?

 

Kürt liderliğini yakından tanıyorsanız, 2003’ten bu yana, Sayın Barzani ve Sayın Talabani, Irak’ın sağlam bir temel üzerine inşası için ne kadar büyük iki destekçi olduğunu bilirsiniz. Yeni bir Irak, hepmizi için olur ancak maalesef doğru bir düzlemde yürümedi. Geride kalan 12 yıl içinde, yani Irak’ı yeniden inşa etmemizden sonra, ‘Geldiğimiz nokta nedir?’ diye soruyoruz. Bağdat’la her gün karşılaştığımız bütün bu zahmetler için, yapabildiklerimiz ve yaptıklarımız dışında başka bir şey yapamayız.

 

Irak’ın birliği ve istikararı denilen ve uluslararası toplumun da Irak’la ilgili sürekli vurgu yaptığı şey sadece bir slogandan ibarettir. Ancak gerçekte Irak bir değildir ve Irak birlik halinde değildir. Biz de Kürtler olarak Irak’ın diğer bölgelerinde yaşananları gördüğümüz halde aynı yanlış yolda devam edemeyiz. Bizim çaba gösterdiğimiz ve bahsettiğimiz Kürdistan’ın bağımsızlığı, durumu karmaşık hale getirmek, ülkedeki mevcut sorunları derinleştirmek için değildir. Tam tersine bağımsızlığın istikar faktörü olacağını düşünüyoruz. Bölgedeki bu yanlışlar ve istikrarsızlık da Kürtlerden kaynaklanmıyor. Irak’ın bu yönde gitmesi bizim hatamız değildir.

 

Başkan Barzani, Ortadoğu’da sömürgecilik ve yapay sınırlar oluşturmanın, özellikle Sykes Picot Anlaşması’nın sona erdiğini, bölgenin, bağımsız Kürdistan’ı içeren yeni bir forma ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Size göre Irak ve Suriye şimdiki gibi kalacaklar mı?

 

Bağımsızlık konusu gündeme gelip tartışılmaya başladığında, eğip bükmeden sadece Irak Kürdistanı Bölgesi’nde neyimiz var, Kürdistan Bölgesi dışındaki Kürdistani bölgelerde neyimiz var ondan bahsettik. Kürdistan Bölgesi sınırları dışında kalan konular, müdahale etmek istemediğimiz konulardır. Kürt halkının Suriye’deki sorununun demokratik ve barışçıl şekilde çözülmesini arzu etsek bile. Ancak bizim sorumluluğumuz başlıca ve yalnızca Irak Kürdistanı Bölgesi içindir.

 

Geçtiğimiz ay ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile Barzani arasındaki telefon görüşmesinde, başkanınız, referandumun iptali için ABD’den garanti alternatif istemişti. Benim anladığım size bir garanti verilmiş değil. Bize bu garantinin ne olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu garanti olmadan referandumu kesin yapacak mısınız?

 

Bizim için önemli olan ve uluslararası toplum ile ABD’den talepte bulunduğumuz, referandumun yapılmaması ya da zamanı uygun olmadığı için ertelenmesi durumunda sorumuz şu: Madem referandum bu kadar kötü bir şey, peki alternatifi nedir? Zamanı uygun değilse, bize uygun zamanın ne zaman olduğunu söyleyebilir misiniz? Şimdiye kadar sorumuza cevap verilmiş değil.

 

Mevcut Türkiye hükümeti, kendi içindeki Kürtlerle ve Suriyeli Kürtlerle savaş halinde. Ancak sizin Türkiye’yle iyi ilişkileriniz var. Hiç şüphesiz Kürdistan’ın bağımsızlığı bu ilişkiye etki edecektir. Sizce bu ilişkiler zarar görür mü?

 

Referandum konusu bize göre dünyada olduğundan fazla büyütüldü. Olduğu gibi bakılması lazım konuya; nedir ve ne amaç içindir. Tekrar ediyorum: Referandumun yapılması, bir gün sonra bağımsızlık ilan edileceği anlamına gelmiyor. Türkiye’yle; siyasi, toplumsal, ve ekonomik alanlarda iyi ilişkilerimiz var. Şüphesiz bu ilişkileri bozmak istemiyoruz. Türkiye’yle olan ilişkilerimizi önemli buluyoruz ve başladığımız sürecin Türkiye’yle olan ilişkilerimizi bozmasına neden olmasını istemiyoruz. Umut ediyoruz ki daha iyi ilişkiler de kuralım. Bu konuyla ilgili daha fazla görüşme yapmaya da hazırız. Ayrıca uluslararası toplumun şunu bilmesi gerekiyor: Referandumdan sonraki gün Kürdistan’ın bağımsızlığının ilanı anlamına gelmiyor ve bu konu abartılmamalı.

 

Sayın Başbakan, bağımsız Kürdistan gelecekte Rojava ve Efrin gibi bölgeler, büyük Kürdistan’ı oluşturur mu?

 

Bizim böyle bir ajandamız yok ki sınırlarımızı, mevcut sınırıların dışına taşıyalım. Sınırlarımız belirlenmiştir ve Irak’la da belirleyeceğiz. Bu kadar.

 

Röportajı, Kürdistan Bölgesi ile Rusya ilişkileri hakkındaki soruyla bitirmek istiyorum. Bu yılın başında St. Petersburg’daki Dünya Ekonomi Forumu’nda, Rosneft’le, Kürdistan Bölgesi’ndeki yataklardan 20 yıllığına petrol çıkarımı için 1 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladınız. Bu açıdan Rusya’nın Kürdistan’ın bağımsızlığına desteğini görüyor musunuz yoksa bu sadece üretim mi?

 

Kürdistan Bölgesi’nde petrol üretimi alanında bütün uluslararası şirketler gibi Rosneft de aynı şekilde karşılanmıştır. Şimdi aktif şekilde çalışıyorlar ve devam da edecekler. Buna Rusya hükümetinin, bağımsızlığa desteği anlamında resmi tavrı olarak bakmamak lazım. Bu ekonomiyle ilgili bir konudur.

Yorumlar

 
Data pager
Önceki
Page size:
PageSizeComboBox
select
Robîn | 18.9.2017
Bence referandum tarihi 24 Eylül olarak erkene alınmalı.. Kürdistan düşmanları neye döndüğünü şaşırır.
Ciya | 18.9.2017
Kurdistan bu Referandumu yapmasa artik bir daha hic yapamaz vede Köle kalmaya devam edecegiz.Her BiJi Kurd U Kurdistan
H.S.A | 18.9.2017
Robin Arkadaşa Katılıyorum Hatta 20 sinde Yapılsa Türkiyenin Hamlesine Daha Güzel Cevap Olur.
Ali | 18.9.2017
Biz kürtler topragimiza sahip ciksaydik.Bu kadar kaybimiz acimiz olmazdi, 4 sömürgeci barbar dewletlerin gercek yüzü birdaha ortaya cikti.sayin serok Barzanin karari dogrudur destekliyorum.yasasin kürdistan, Sehitler Ölmez
Ahmet | 18.9.2017
Bu referandum kürtlerin ölüm kalım meselesidir.hangi kürt karşı çıkıyorsa o gerçekten kürtlere ihanet eder. Biz pkk lıysıyla ypg lisiyle yanınıDayız ne iran ne türkiye dostumuz değil köle olmamızı istiyorlar gidin referanduma evet deyin savaş çıkarsa türkiden ilk ben gelirim yanınızda savaşmaya devleti olmayan millet yok olcakatır köle olacaktır. Karşı çıkan devletler bizi yıllarca ezenlerdir. Yaptıklarının hesabını vermekten korkuyorlar onurlu her kürt sizinledir.
Yeni bir yorum gönder
Misafir olarak yorum yap ya da kullanıcı adını gir
6225 İzlenme

Rûdaw'la Çalışmak İster misiniz?

Yaşadıklarınızı Rûdaw aracılığıyla dunya ile paylaşmak ister misiniz?

Söz Sende!

Salâhaddîn Kurdî | 23.10.2017 08:29:47
Pavel oğlum sen Kürd'e benzemiyon git bir aynaya bak önce?
Fatih | 23.10.2017 09:01:42
Bağıra bağıra geliyorum diyen haşdi şabi ye hazırlıksız yakalandık diyor kısaca ilginç
Pavel Talabani: Çekilmemiz taktikseldi
| 5 saat önce | (5)
derdo | 22.10.2017 14:04:57
bu adam istihbarat adına kürtlerin dibini hep kazmıştır inanmayın...
murat | 23.10.2017 08:05:46
hiç bir ülke kendi kendine kurulmuyor. varlık yokluk pahasına oralar geri alınmaya çalışılmalı bence
Halilzad: Peşmerge çekilmeseydi ABD’nin tutumu değişecekti
| Dün 03:03 | (28)
Peşmerge baran | 23.10.2017 07:21:16
Allah peşmerge gücümüzü daim etsin. Zaferimiz kutlu olsun.
Şengal’deki Şii güçlerin hedefinde İsrail mi var?
| 4 saat önce | (1)
İranmis | 23.10.2017 06:55:07
küçük deprem olmuş keşke 10 şiddetinde olsaydı yerle bir olsaydı
İran'da deprem!
| 6 saat önce | (1)

Rûdaw'da başka neler var?

Kürdistan Parlamentosu toplanıyor 17 saat önce |

Kürdistan Parlamentosu toplanıyor

Rûdaw'a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Tümünü gör
Tillerson: Irak'ı terk etsinler 18 saat önce | (1)

Tillerson: Irak'ı terk etsinler

Rex Tillerson dün bir ziyaretle Suudi A Tümünü gör
Heşdi Şabi’den Erdoğan’a tehdit: Ölümcül darbe vururuz! 20 saat önce | (13)

Heşdi Şabi’den Erdoğan’a tehdit: Ölümcül darbe vururuz!

Bir video yayımlayan Heşdi Şabi, Irak t Tümünü gör
0,297 seconds