Oturum aç

Misafir hesabıyla yazı veya görsel ekleyin

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Misafir olarak yorum yap

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Giriş

Bu isimde bir üye bulunamadı Kaydol   Şifremi unuttum
Veya kullanarak bağlan
 

E-mail

 

كوردى | Kurdî | English | Türkçe | عربي
Rudaw

Görüş

Yenilgiyi yazmak

Selahattin Çelik Tarafından 28.6.2018
Selahattin Çelik
Selahattin Çelik

Çoğu yorumcu gibi bende de Erdoğan’ın iktidarı herşeye rağmen vermeyeceği kuşkusu vardı, ama kaybetmesi gerektiğine dair beklentimi koruyordum. Demokrasi, çağdaşlık, Kürtlerin sorunlarının çözüm umudu için gitmeliydi. Olmadı. Umut yerini hayal kırıklığına bıraktı. Türkiye’de siyasal rejim değişikliğinin önündeki son engel de bertaraf edildi. Otokrasi, diktatörlük, radikal İslamcı... artık tek adam rejmine ne ad verirseniz verin.

 

Yenilgiye dair

 

Araştırmacılar, siyasi partiler, raporlar hazırlayacaklar. Geleceğe hazırlıklı olmak için gerekli. Ben birçok defa dikkat çektiğim üç hussusta diretiyorum: Erdoğan devleti özel örgütüne dönüştürdü, muhaliflere karşı kullandı. Bu, fiili ve sürekli hile alanıdır. Muhalifler bunu bir türlü görmek istemediler. Halbuki halen de korumaya çalıştıkları devlet, tüm organlarıyla onları altetmeye çalıştı ve yaptı da. Bu devlet çoktandır bildiğiniz devlet değil!

 

Kürt düşmanlığı, iktidar koalisyonunun beslendiği kaynak oldu. Türk ordusunun Kürtlere attığı her bomba, AKP ve MHP’ye oy olarak döndü. Şövenizmin gözlerini kör ettiği Türkiye muhalefeti bunu görmek istemedi. Yanılgının bedeli ağır!

 

Dış güçler demokrasiden değil, otokrasiden yana tutum aldılar. Avrupa geri çekildi. ABD seçim döneminde elçi atayarak, Minbiç’te taviz vererek destek oldu. Seçimden sonra adamın ilk malum tebrikçilerine bakın; Moskova ve Tahran...

 

Ne mi olur?

 

Erdoğan’ın Trump ile Putin arasındaki zikzakı Twist’te dönüşür. Putin, ondan radikal İslamcı potansiyeli Şam lehine çözmesini istiyor. Trump ve Suudiler ise, o gücü kendileriyle ilişkide değerlendirmesini istiyorlar. Erdoğan elindeki kozun farkında. Bir nevi kan ticareti.

 

Türk ekonomisi, üretim ekonomisi değil. Fırsatçılık ve borç para ile dönüyor. Sonuna gelindi. Toplumsal buhrana dönüşüyor. Erdoğan durumu düzeltme gücünü gösterir mi bilemem, ama eğer yapamazsa buhran ayrıcalık dinlemez.

 

Göçmenler nedeniyle ciddi kriz yaşayan Avrupa Birliği, göçmen selini frenlemek peşinde. Türkiye’nin AB üyeliği tutkusu kalmadı. Ankara elindeki göçmen silahıyla Avrupayı zorlar. Halbuki Erdoğan seçimi kaybetseydi, bu, çıkmazdaki AB için çok ciddi bir katkı olacaktı.

 

İç siyasal-toplumsal kompozisyon

 

Erdoğan seçimi kazanmasına rağmen, Türkiye’yi ortasından bölen toplumsal yarılma olduğu yerde. O, %50’yi yok sayamaz.

 

Muhalefet açısından da ciddi sorun var. Aralarında ideolojik, politik farklılıklar büyük. Seçimde üzerinde anlaştıkları zemini, kristalize edebilirler mi?

Muhalefet, daha çok CHP’yi kasdediyorum, en çok meclisin işlevine güveniyordu. Ama eski meclis artık yok. Yenisinde de muhalefet çoğunluk değil. Meclis‘in, Saray üzerinde zerre kadar etkisi yok. Toplumda da itibar yitimine uğraması kaçınılmaz.

 

Seçimin bir azizliği (?), beklentilerin aksine MHP’nin oy oranı yüksek. Meclis’in elinde “birşeyler” kaldı diyelim, “o birşeyleri” MHP’siz kullanmak mümkün değil. MHP hem iktidar ortağı, hem de ırkçılığın, militarizmin, tetikçiliğin, demokrasi düşmanlığının simgesi.

 

Sorun şu: Parlamento işlevsiz kaldığına göre, siyasal partiler ne yapacak? Parlamento dışında toplumsal muhalefete ve tepkiye başvurabilecekler mi? Yoksa usul usul gelecek seçimi mi bekleyecekler? Tabi eğer gelecek seçim varsa.

 

Toplum hemen çözümü gerektiren sorunlarla yüklü. Aydın, gazeteci, politikacı, din adamı, cezaevlerindeki binlerce masum... Öğretim görevlilerinden, memur ve işçilere kadar, politik nedenlerle işinden atılan binler... Siyasi partilerin mücadele gündemi ve şekli değişmek zorunda değil midir?

 

Yaşam kolay değil. Bazen en sıradan hak için çok fedakarlık yapmak, acı çekmek ve çok daha fazlasını yapmak gerekir.

 

Kürt gündemi

 

Kürtler, HDP’nin başarısıyla kendilerini avutuyorlar. Son derece ağır baskı koşullarında sergilenen başarı önemli. Halk tepkisini gösterdi. Kürdistan’daki oy kaybının, Türkiye’deki oy artışının da izahı var. Demokratik Kürt hareketinin sürekliliği anlaşıldı, onsuz parlamento olmaz. Yine de niteliği ve ne hale sokulduğu belli mecliste yer almanın abartılacak bir yanı olmamalı.

 

Kürtlerin çok ciddi sorunları var. Yasaklar, yıkım, tutuklular, işini kaybedenler, siyasi göç, belediyelerin işgalden kurtarılması ve daha onlarca sorun.

 

Yine de son 10-15 yılda yüzyıla bedel bir deney yaşandı. Kürt siyaseti ondan ders çıkararak kendini nasıl formüle edecektir? Seçim sürecindeki kısmi hoşgörü devam edecek midir? Yeni bir baskı ve tutuklama furyası gelir mi? Cevap, parlamentonun duvarlarını aşıyor. Demokratik hareket her koşulda varlığını koruyacak, direncini sergileyebilecek midir?

 

Kürt sorununun çözüm umudu?

 

Erdoğan çantasında ne var, onu henüz bilemiyoruz, ama Kürtleri yendiğini söylüyor. Kürtleri vurmayı siyaset aracı yapmış. Kaldı ki MHP etkisi, engeli de var. MHP ismi, azalan umudu iyice söndürüyor. Ama halen de Kürt sorunu, Türkiye’nin en büyük sorunudur.

 

Kürtler ve Kürt toprağı, Erdoğan için bir amaç, bir paylaşım konusu. Çözümden bahsederken, şimdiye kadar hep Kuzey Kurdistanı kasdediyorduk. Çoktandır realite değişik. Türk ordusu Batı ve Güney Kürdistanı işgal etmiş, devam ettirmek, oralarda kalıcı olmak istiyor. “Çözüm” kavramının kapsamı büyümüştür.

 

Üç parçadaki Kürt güçleri, değişime gözlerini kapayamazlar. Batı Kürdistan partileri için, Şam’dan çok artık Ankara sorundur. Güney Kürdistan partileri için, Bağdat kadar Ankara da sorundur. Şimdiğe kadar bana dokunmayan yılan bir yaşasın duyarsızlığı hakim. Ama gerçek öyle değil, Yılan hepimizi hedefliyor, zehirliyor. Eğer anlamışsak, işte zorunlu görev, zorunlu işbirliği alanı.

 

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Etiketler : Ankara, Şam
2878 İzlenme

Rûdaw'la Çalışmak İster misiniz?

Yaşadıklarınızı Rûdaw aracılığıyla dunya ile paylaşmak ister misiniz?

Söz Sende!

heval | 22.9.2018 19:10:41
umarım kürt düşmanları hep böyle günler görsün
Türkiye’den İran’daki saldırıya kınama
| 10 saat önce | (1)
heval dılo | 22.9.2018 17:33:03
yani sizin gibileri sonu saddam olacak.
Ruhani: Trump'ın akıbeti de Saddam gibi olacak
| 11 saat önce | (1)
Soro | 21.9.2018 14:26:58
Acikca diyorki sira kürdlerde onlari halledecegiz. Siz kürd liderleride birbirinizi yiyin bakalim elinize ne gececek...
Wrangler | 22.9.2018 09:39:42
Türkiye idlibdede afrin ve cerablus gibi yol , elektirik , su , ptt , belediyecilik , adli ve sağlık hizmetlerini sağlar ...sonrası hatay gibi olur...
Lavrov’dan İdlib açıklaması
| Dün 02:59 | (2)
azadi | 22.9.2018 08:56:59
kürtleri kullanamayınca kürtler tehdit mi oldu şimdi?senin düşmanlığınız bizim için şereftir.
Hamid | 22.9.2018 09:28:41
Türkiye için münbicten sonra fıratın doğusuna sıra gelecek zaten ...Lavrov doğru söylüyor .
Lavrov: Ana tehdit Fırat’ın doğusu
| Dün 05:51 | (7)

Rûdaw'da başka neler var?

0,234 seconds