Oturum aç

Misafir hesabıyla yazı veya görsel ekleyin

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Misafir olarak yorum yap

E-mail adresin herkes tarafından görülmeyecektir
Hesap oluşturmanın faydaları/Yorumlarınızı kişiselleştirmek için üye olun

Giriş

Bu isimde bir üye bulunamadı Kaydol   Şifremi unuttum
Veya kullanarak bağlan
 

E-mail

 

كوردى | Kurdî | English | Türkçe | عربي
Rudaw

Görüş

Bağdat'ın inadı ve Ankara'nın tehditleri

Ako Mohammed Tarafından 3.10.2017
Ako Muhammed
Ako Muhammed

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'ye karşı sitemleri yerinde değil. Barzani'nin mezhepçilik ve tekçiliğe son verme ısrarı yerine, Bağdat yönetiminin ihlaller ve zulmü sürdürme inadına itiraz edilmeli.

 

Bağdat'ın Kürdistan Bölgesi liderliğinin taleplerini ve Kürdistan halkının memnuniyetsizliğini dinlememesi, gerçek Sünni liderler ve Sünnilere kulak verilmeme konusundaki inadı, Şii Ulusal Koalisyonu'nun hükümetler kurulmadan önce Kürtler ve Sünnilerle yaptıkları anlaşmaları uygulamaması; Irak'ın tekçi, zalim mezhepçilikle yönetilmesine yol açtı.

 

Sonunda Irak, dünyadaki en tehlikeli örgütlerin ortaya çıktığı ve dünyadaki yolsuzlukta ilk sırada yer aldığı ülke haline geldi. Başbakan Yardımcısı Beha Areci'nin açıklamasına göre, Nuri Maliki döneminde Irak'ta yolsuzluk boyutu bin milyar dolara ulaşmıştı.

 

Türkiye Cumhurbaşkanı ve hükümeti, defalarca sert şekilde Irak'ta Şiilerin tekçi olmasını eleştirdi. Bu konudaki açıklamalar çok ve hatırlatmaya gerek bile yok. Diğer yandan da Türkiye, seçimlerde birleşmeleri için Sünni tarafları destekliyordu ve Irak'taki mezhepçi yönetimden kaçan Sünni siyasetçileri de barındırıyordu. Ayırca Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ne de ekonomik yardımda bulunuyordu.

 

Söz konusu ilişki, başta Irak'taki Sünniler olmak üzere Sünni dünyasında Erdoğan ve Türkiye'ye ciddi bir nüfuz kazandırdı. Bununla birlikte, bütün Kürtlerin nezdinde Türkiye'yle ilgili tabloyu değiştirdi. Kürdistan Bölgesi halkı, Irak yerine yönünü Türkiye'ye çevirdi. Kürdistan halkının, turizm ve sağlık tedavisi için gittiği yer haline gelmişti. Türk şirketleriyle çalışmak daha yaygın hale gelirken, Türk mallarına rağbet artıyordu. Türkiye'nin Barzani ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile ilişkileri sürekli, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Türkiye'deki Kürtlerin oy oranını yükselmesine neden oldu. Türkiye'deki son milletvekili seçimlerinin yanı sıra anayasa değişiklik referandumunda da Kürt oyları, İstanbul ve Türkiye'nin birçok büyük kentinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yenilgisini önledi ve bu sayde kazanıldı. Darbe sırasında da Kürtler, darbecilerin beklentisinin aksine, darbeye sert şekilde karşı çıktı. Hatta Kürdistan'ın diğer parçalarında Türkiye'ye farklı bir gözle bakılıyordu. Bu bağlamda Doğu Kürdistan'daki bazı Kürt peşmerge komutanlarının sözleri sık sık dile getiriliyordu: Türkiye'de olanlar İran'da olsaydı, biz sivil mücadele ve demokrasi için İran'a geri gidecektik.

 

Kürdistan Bölgesi ile Türkiye ilişkileri, her zaman İran ve Irak hükümetlerinin memnuniyetsizliğine neden olmuştur. İran defalarca açıkça, geçmişte Kürdistan Bölgesi'ndeki Kürtleri desteklediği halde, Kürtlerin Türkiye ile daha fazla ticaret yaptığı yönündeki memnuniyetsizliğini dile getirdi. Ayrıca, Kerkük - İran petrol boru hattının döşenmesi için Irak ile İran arasındaki görüşmeler de Tahran'ın Kürdisan Bölgesi ile Türkiye arasındaki ilişkilerine karşı memnuniyetsizliğin bir yansımasıydı.

 

Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi, Kürdistan Bölgesi'yle ilişkilerini bitirmeye dönük tehditler savurmaya devam eder, İran ve Irak'taki Şii yönetimleri desteklemeyi sürdürürse, Kürt oyları ve duygusuyla birlikte Sünni dünyasındaki konumunu da kaybeder.

 

Türkiye'nin anlayışı değişti ancak Irak'taki değişen bir şey yok ve olduğu gibi devam ediyor. Ne Irak Anayasası'nın ihlalleri son bulmuş, ne Sünnilere yönelik zulüm azalmış ne de Kürtlerle yapılan anlaşmalar uygulanmıştır.

 

Nuri Maliki ile Haydar Abadi’nin tutumlarında bir fark yok, sadece ses tonları farklı. Kürdistan'daki liderler ve siyasetçilerin dile getirdiği belgelerin dışında, Irak Müftüsü Rafi er Rıfai'nin son açıklaması, Maliki dönemindeki siyasetin devam ettiğini ve Maliki'nin halen Irak'taki Şii yönetimin en büyük ve en güçlü ismi olduğunu gösteriyor.

 

Irak'ta ortaya çıkan mezhepçi yönetim şekli, öyle kök saldı ki başbakanın değiştirilmesi bile onu değiştiremez. Ancak, referandumun Irak'ta vesile olduğu siyasi çalkantı, uluslararası, bölgesel ve Irakî bir diyalog için en iyi zemin olurken, ülkeyi bütün etnisitelerin arzu ettiği şekilde uzlaşı ve gerçek ortaklık Irak'ına geri götürebilir.

 

Barzani ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ni eleştirmeye devam eden, İsrail'in Kürdistan'daki rolünü dile getiren ve Kürdistan Bölgesi'ndeki siyasi ihtilafları yeniden gündeme taşıyan Türkiye'nin mevcut politikasının hiçbir faydası yok.

 

Şimdi, Barzani ve Kürt millet her zamankinden daha fazla birbirine yakın. Artık Türkiye'de oy veren hiçbir yaşlı Kürt bile, Kürdistan Bölgesi'ni destekleme yönündeki söylemlere aldanmaz. Türkiye, 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke oldu. Birkaç Kürt tarafından kaldırılan İsrail bayrağıyla, Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ni vurma bahanesinin altı boştur. Türkiye'deki siyasi partiler arasındaki ihtilaflar ise o kadar yüksek düzeyde ki Kürdistan Bölgesi ile kıyaslanamaz bile.

 

Türkiye'den Kerkük'ün kimliği ve durumuna hep yanlış bakıldı. Bu yüzden Türkiye'nin, referandumda Kerkük'ün patlayacağı yönündeki bakışı da doğru çıkmadı. Aksine o gün Kerkük çok sakindi.

 

Türkiye'nin, Kürdistan'ın referandumunun iptal edilmesi yönündeki ısrarı, inatçılığa dönüşmemeli. Aksi  takdirde Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve yetkililerinin 'Kürtler kardeşimizdir ve saygı duyarız' sözlerinin Kürtler nezdinde anlamı kalmaz.

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

 

Yorumlar

 
Erenler | 3.10.2017
Ovacık sınır kapısını açarsanız Ankara tehditlerini geri çeker...
Yeni bir yorum gönder
Misafir olarak yorum yap ya da kullanıcı adını gir
9206 İzlenme

Rûdaw'la Çalışmak İster misiniz?

Yaşadıklarınızı Rûdaw aracılığıyla dunya ile paylaşmak ister misiniz?

Söz Sende!

mustafa | 19.10.2017 18:12:08
kosret resulun dedikleri ırak federe anayasanın140. maddesine göredir.
Başkan Barzani’den Bağdat’a: Kimseyi tutuklayamazsınız
| 7 saat önce | (1)
Murat | 19.10.2017 17:18:47
Allah belalarini versin kim kürtlere hayinlik vede haksizlik yaptiysa
kdp | 19.10.2017 18:08:28
Sende masum degilsin. Türkiye sizden yüz bularak suriyeye girdi. Rojava Kürdlerine siz türkiyeyi musallat ettiniz. Kobani ve afrinin birleşmediyse...
Putin: Batı Kürtlere ve Katalanlara çifte standart uyguluyor
| 8 saat önce | (2)
Heybet Amedsson | 19.10.2017 16:15:58
Pesmerge komutanlari emir dinlemek zorunda, idam edilmesi gereken cekilin emrini verenler olmali. Bu alcaklar Pesmergenin namini bes paraya...
İlyas | 19.10.2017 17:21:41
Ben Kuzey Kürdistan'la bir olarak tüm Kürt ve Kürdistan halkına selam ve saygılarımı sunarım.Biz Kürtler Serok Barzani ve Serok Kosret Resul gibi...
KYB Sözcüsü, Hakan Fidan'ı işaret etti
| 13 saat önce | (11)
Diyarbakur | 19.10.2017 15:17:43
Niye yorumlarım yayımlanmıyor? Hainlere hain demek suçmu? Hainler idam edilsin demek suçmu?
nediyim | 19.10.2017 16:38:39
editor arkadaş yorumları çifter çifter gönderiyorum çıkmayabilir diye sinirlenme ok? kolaya gelsin.
Heşdi Şabi'den sivillere saldırı!
| 11 saat önce | (4)

Rûdaw'da başka neler var?

Kosret Resul için hapis cezası istemi 15 saat önce | (3)

Kosret Resul için hapis cezası istemi

Irak Yüksek Yargı Meclisi'nin, Iraklı güçleri Tümünü gör
Xurmala petrol yatakları peşmergede 16 saat önce |

Xurmala petrol yatakları peşmergede

Rûdaw'ın canlı yayınına Kerkük’ten telefonla Tümünü gör
Kerkük’te bir mahalle daha alındı! 20 saat önce | (27)

Kerkük’te bir mahalle daha alındı!

Kerkük kent merkezinde Penca Ali, Şorice ve Tümünü gör
0,547 seconds