Haber Merkezi - OPEC+ grubu, küresel piyasa koşullarını ve görünümünü değerlendirmek üzere bugün toplandı. Toplantıda, küresel enerji arzındaki yetersizlik nedeniyle petrol üretiminin günlük 188 bin varil artırılmasına karar verildi.
Yapılan ortak açıklamaya göre; Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman’ın katıldığı toplantı, haziran ayından itibaren yedi ülke arasında paylaştırılacak şekilde günlük 188 bin varillik bir üretim artışı anlaşmasıyla sonuçlandı.
Açıklamada, "Ülkeler piyasa koşullarını yakından izlemeye ve değerlendirmeye devam edecek" denilirken, piyasa istikrarını koruma çabalarında "ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemenin ve tam esnekliği korumanın önemi" vurgulandı.
OPEC+ hangi ülkelerden oluşuyor?
OPEC, piyasaları istikrara kavuşturmak için petrol politikalarını koordine eden 12 petrol ihraç eden ülkeden oluşan kalıcı bir hükümetler arası kuruluşken; OPEC+, küresel petrol arzı üzerinde daha fazla kontrol sağlamak amacıyla orijinal üyelere Rusya başta olmak üzere 10 OPEC dışı ülkenin de katıldığı daha geniş bir ittifaktır.
Bu karar, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'nda artan gerilim ve bölgedeki hassas deniz güvenliği ortamında alındı.
Üretim artışının katılımcı ülkeler arasındaki dağılımı ise şu şekilde belirlendi: Suudi Arabistan ve Rusya her biri günlük 62 bin varil ile ilk sırada yer alırken; onları 26 bin varil ile Irak, 16 bin varil ile Kuveyt, 10 bin varil ile Kazakistan, 6 bin varil ile Cezayir ve 5 bin varil ile Umman takip etti.
OPEC+, yedi ülkenin piyasa koşullarını, uyumu ve tazminatları gözden geçirmek üzere her ay toplanacağını ve bir sonraki toplantının 7 Haziran'da yapılacağını duyurdu.
Bu gelişme, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) yakın zamanda OPEC'ten çekilme kararını izliyor. BAE, bu hamlenin "ülkenin üretim politikasının yanı sıra mevcut ve gelecekteki kapasitesinin kapsamlı bir incelemesinin" sonucu olduğunu; "ulusal çıkarlara ve piyasanın acil ihtiyaçlarını etkin bir şekilde karşılama taahhüdüne" dayandığını açıklamıştı.
Bölgesel gerilim ve diplomatik çabalar
ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a karşı geniş çaplı bir hava harekatı başlatmış ve altı hafta süren çatışmalar boyunca ülke genelinde 17 binden fazla noktayı hedef almıştı. Buna karşılık Tahran, Ortadoğu genelinde İHA ve füze saldırıları düzenleyerek ABD varlıklarını hedef almış ve İsrail'e misilleme saldırıları başlatmıştı.
ABD ve İran, daha sonra 8 Nisan'da Pakistan’ın arabuluculuğunda bir ateşkese vararak görüşmelere yer açmak amacıyla çatışmaları durdurdu. İlk tur görüşmeler 11 Nisan'da nihai bir anlaşma sağlanamadan sona ermiş olsa da İslamabad yönetimi son haftalarda Amerikan ve İranlı müzakereciler arasında ikinci tur görüşmeleri kolaylaştırmak için çabalarını artırdı; ancak bu çabalar henüz somut bir sonuç vermedi.
Durumu daha da karmaşıklaştıran bir diğer etken ise Hürmüz Boğazı'ndaki "kısasa kısas" şeklindeki deniz kısıtlamaları oldu. İran gemi trafiği üzerindeki kontrolleri sıkılaştırırken, ABD İran limanlarıyla bağlantılı gemileri hedef alan bir deniz ablukası uyguladı.
Uluslararası Enerji Ajansı geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki çatışmanın küresel yakıt piyasalarında "benzeri görülmemiş bir aksamaya" yol açtığını, arzı daralttığını ve dünya genelindeki tüketiciler ile ekonomiler üzerinde "önemli bir baskı" oluşturduğunu duyurdu.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın