İran'da iki aydan uzun süren savaşın ardından ekonomik kriz
Erbil(Rûdaw) - İran ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde ağır bir krize girdi.
13 Nisan’dan bu yana devam eden ABD’nin deniz ambargosu, İran’ın enerji sektöründe yıkıcı etki yarattı.
Savaş öncesinde günlük yaklaşık 1,6 milyon varil olan deniz yoluyla petrol ihracatı, 0,4 milyon varilin altına düştü. Yani İran’ın petrol ihracatı yüzde 75 geriledi.
Ham petrol ihracatının yüzde 84’ünü yöneten Hark Adası’ndaki kara depoları dolma noktasına geldi.
Bu durum, Tahran yönetimini 2018’den bu yana ilk kez üretimi erken şekilde azaltmaya zorladı.
İran’ın ulusal para birimi Tümen ise serbest piyasada Amerikan doları karşısında yaklaşık 190 bine geriledi. Bir yıl önce yalnızca 81 bin Tümen seviyesindeydi.
Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026 yılında İran’ın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 6,1 küçüleceğini ve enflasyonun yüzde 68,9’a ulaşacağını öngörüyor.
Hükümet tahminlerine göre savaşın toplam maliyeti yaklaşık 270 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam, İran’ın yıllık Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 60’ından fazlasına denk geliyor.
Petrol sektöründeki çöküş ve ambargonun etkisi
ABD ve İsrail’in askeri operasyonlarının başlamasından önce (28 Şubat 2026), İran’ın petrol ihracat sistemi belirli ölçüde ayakta kalabiliyordu.
İran, Mart 2026’da günlük yaklaşık 3,2 milyon varil petrol üretiyor ve bunun 1,8 milyon varilden fazlasını ihraç ediyordu.
Bu başarı, İran petrolünü 20-30 dolar indirimle satın alan Çin’deki küçük rafineriler ile “gölge tanker” ağları sayesinde mümkün oluyordu.
Ancak 13 Nisan’daki deniz ambargosu dengeleri değiştirdi.
Kepler verilerine göre Hark Adası’ndaki depolama seviyesi hızla yükseldi. Bu da ihracatın neredeyse tamamen durduğunu gösteriyor.
İç rafinerilerin günlük işleme kapasitesi yalnızca 2,6 milyon varil seviyesinde.
Bu nedenle günlük yaklaşık 600 bin varil fazla petrol depolanacak yer bulunamadığı için elde kaldı.
Şu anda İran’ın yaklaşık 160-170 milyon varil petrolü dünya genelindeki tankerlerde bekletiliyor. Bu stratejik bir rezerv oluşturuyor ancak sigorta ve taşıma maliyetleri oldukça yüksek.
Kara yolları ve alternatif seçenekler
İran, kara yollarıyla ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor ancak bu güzergahlar da altyapı sorunlarıyla karşı karşıya:
Gure-Cask Boru Hattı: Hürmüz Boğazı’nı aşmak amacıyla inşa edilen bu bin kilometrelik hat üzerinden Mart 2026’ya kadar İran ihracatının yalnızca yüzde 4,4’ü taşınabildi. Cask terminali hâlâ tam olarak tamamlanmadığı için taşıma kapasitesi sınırlı kaldı.
Türkiye: İran, Türkiye’ye doğal gaz gönderiyor ancak Türkiye’nin NATO ile ilişkileri bu süreci Ankara açısından karmaşık hale getiriyor. Türkiye, İran’ın en büyük kara ticaret ortaklarından biri olsa da iki ülke arasında siyasi engeller bulunuyor.
Pakistan: Buradaki taşımacılık daha çok organize kaçakçılık ağı üzerinden yürütülüyor. Pakistan’ın Belucistan bölgesinde yaklaşık 2,4 milyon kişi geçimini İran yakıtı kaçakçılığından sağlıyor. Resmi “Barış Boru Hattı” projesi ise yaptırımlar nedeniyle durduruldu.
Afganistan: Bu güzergah yalnızca benzin ve gaz gibi rafine ürünler için kullanılıyor. Yakıt tankerleri Nimruz vilayetine gidiyor ve Taliban gözetim sağlıyor ancak ham petrol taşınmıyor.
Irak: Buradaki durum daha karmaşık. Bazı Amerikan raporlarına göre Irak’taki silahlı gruplar, İran petrolünü Irak petrolüyle karıştırarak satıyor. Bu yöntem İran’a yıllık yaklaşık 1 milyar dolar gelir sağlıyor.
Rusya: Hazar Denizi üzerinden günlük yaklaşık 50 bin varillik “petrol takası” yapılıyor.
Tümenin değer kaybı ve bütçe değişikliği
2026 yılında Tümenin değer kaybı, İran tarihindeki en sert düşüşlerden biri olarak görülüyor. İsrail ile Haziran 2025’te yaşanan 12 günlük savaş bu süreci hızlandırdı.
Aralık 2025’te dolar kuru 142 bin Tümene çıkmıştı. Mayıs 2026’da ise 190 bin Tümen seviyesine ulaştı. Sadece Nisan 2026’daki bir haftalık süreçte dolar yüzde 20 değer kazandı.
Bu durum hükümeti bütçe yapısını değiştirmeye zorladı. 2026-27 bütçesinde petrol gelirlerinin payı yalnızca yüzde 5’e düştü. Bu oran, 1960’lardan bu yana görülen en düşük seviye oldu.
Açığı kapatmak için vergiler yüzde 60 artırıldı ve sübvansiyonlar azaltıldı.
Hükümet giderek daha fazla para basmaya yöneliyor. Bu da enflasyonu daha da büyütüyor.
Petrol dışı gelirler ve İran’ın son dayanakları
Petrol ihracatı büyük ölçüde durmuş olsa da İran’ın hâlâ bazı gelir kaynakları bulunuyor:
Petrokimya: Petrol dışı sektörler içinde en büyük paya sahip. Bu sektör, toplam petrol dışı gelirin yüzde 50’sini oluşturuyor. İhracatı durdurma kararı alınsa da sınırlı ölçüde kara yoluyla sevkiyat sürüyor.
Tarım: İran, dünya safran pazarının yüzde 90’ını kontrol ediyor. Fıstık ve kuru meyve ihracatı hâlâ milyarlarca dolarlık gelir sağlıyor.
Çelik ve çimento: İran bu alanda bölgede öncü ülkeler arasında yer alıyor ve üretiminin bir bölümünü Irak ile Afganistan’a ihraç ediyor.
Askeri ihracat: İran, Rusya ile Husiler ve Hizbullah gibi müttefik gruplara insansız hava araçları ve mühimmat gönderiyor. Bu durum ekonomik kazançtan çok jeopolitik avantaj sağlıyor.
İran ekonomisi, savaş ve yaptırımların baskısı altında tehlikeli bir çöküş sürecine doğru ilerliyor. Petrol ihracatındaki yüzde 75’lik düşüş, Tümenin sert değer kaybı ve yüzde 70’e yaklaşan enflasyon halkın yaşamını daha da zorlaştırdı.
Kara ticareti ve petrol dışı gelirler belirli ölçüde destek sağlasa da geçmişte İran bütçesinin temel dayanağı olan milyonlarca varillik petrol gelirinin yerini dolduramıyor.