Ekonomik krizin pençesindeki İran, savaşı ne kadar sürdürebilir?
Rûdaw Ekonomi Masası
İran, İsrail ve ABD ile girdiği bu savaşa ekonomik açıdan tarihindeki en zayıf dönemlerinden birinde yakalandı. Ülke, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Ekim 2025 raporunda "uzun süreli bir çöküş" olarak tanımladığı on yıllık bir krizin enkazı üzerinde duruyor.
Verilere göre, İran ekonomisinin 2025 yılındaki büyüme oranı yalnızca yüzde 0,3 ile yüzde 0,6 arasında kalarak durma noktasına geldi. Dünya Bankası ise 2026 yılı için İran ekonomisinin tam bir durgunluğa sürükleneceği uyarısında bulunmuştu.
İran’ın güncel ekonomik tablosu oldukça karamsar: 2025 yılının sonunda enflasyon yüzde 48,6'ya ulaşırken, temel gıda fiyatlarındaki artış yüzde 70’i buldu. Krizin en sarsıcı boyutu ise milli para birimi Tümen’in dramatik değer kaybı oldu.
1979 devrimi öncesinde 1 dolar 7 Tümen iken, Aralık 2025 itibarıyla 1 doların değeri 175 bin Tümene kadar yükseldi. IMF’nin son raporuna göre Tahran yönetiminin bütçe dengesini sağlayabilmesi için petrolün varil fiyatının 163 dolar olması gerekiyor; bu da mevcut küresel fiyatların yaklaşık iki katına tekabül ediyor.
Petrol ve yaptırımlar: Ekonominin felç olan damarları
İran ekonomisinin can damarı olan petrol sektörü, çöküşün de ana kaynağı haline geldi.
2025 bütçe verilerine göre Tahran hükümeti, petrol ve gaz gelirlerinin yüzde 51’ini doğrudan Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) tahsis ederken, kamu hizmetlerine ayrılan pay yok denecek kadar azaldı.
2018 yılından bu yana uygulanan yaptırımlar, İran’ın petrol gelirlerinde yaklaşık 450 milyar dolarlık devasa bir kayba yol açtı. Savaşın başladığı 28 Şubat tarihinden bu yana ise İran’ın petrol ihracatı günlük 1,5 milyon varilden, sadece 102 bin varil seviyesine kadar geriledi.
Ekonomik yıkım, halkın yaşam standartlarını da doğrudan vurdu. İran Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı’nın 2024 verilerine göre, nüfusun yüzde 57’si yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya.
Elektrik kesintileri, ilaç fiyatlarındaki fahiş artışlar ve milli paranın değersizleşmesi, 2025 sonunda ülkenin 31 ilinde 1979 devriminden sonraki en büyük halk protestolarına zemin hazırladı. Bazı kaynaklar, bu gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının 36 bini aştığını belirtiyor.
Savaşın maliyeti: Tahran ve bölge için ağır fatura
Washington merkezli Siyasi Araştırmalar Enstitüsü, 3 Mart 2026 itibarıyla ABD’nin bölgedeki askeri operasyonlarının günlük maliyetini 60 milyon dolar olarak tahmin ediyor.
Anadolu Ajansı verilerine göre, ABD sadece ilk 24 saatte, saldırı öncesi yapılan 630 milyon dolarlık hazırlıklar dahil toplam 779 milyon dolar harcadı.
ABD’li ekonomist Kent Smetters, en kötü senaryoda savaşın ABD bütçesine toplam maliyetinin 210 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
Brown Üniversitesi’nin "Savaşın Maliyetleri" projesi ise Ekim 2023’ten bu yana bölgedeki gerilimin ABD’ye maliyetini 33 milyar dolar civarında hesaplıyor.
İsrail cephesinde ise maliyetler oransal olarak çok daha yüksek. Aaron Ekonomik Politika Enstitüsü, İsrail’in günlük savaş harcamasını 725 milyon dolar olarak tahmin ediyor.
İsrail’in sadece 2025 yılında bölgesel çatışmalar için harcadığı miktar yaklaşık 55 milyar doları buldu. Stimson Araştırma Merkezi’nden Christopher Preble, Washington ve Tel Aviv’in önceliğinin, İran’ın saldırı kapasitesini en hızlı şekilde devre dışı bırakmak olduğunu vurguluyor.
İran ne kadar süre direnebilir?
İran için savaşın gerçek bedeli, çatışmalar nedeniyle mahrum kaldığı ekonomik gelirlerle ölçülüyor. Durma noktasına gelen petrol ihracatı ve Devrim Muhafızları’nın harcamaları göz önüne alındığında, İran için savaşın günlük maliyetinin 100 ile 150 milyon dolar arasında değiştiği tahmin ediliyor.
Siyasi analist Andrew Phillips, İran'ın askeri olarak ucuz maliyetli dronlar ve vekil güçler aracılığıyla "aralıklı" bir savaşı uzun süre yürütebileceğini ancak ekonomik ve siyasi olarak yoğun bir savaşa dayanmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Oxford Economics, yoğun çatışma evresinin en fazla iki ay süreceği öngörüsünde bulunurken, ABD Başkanı Donald Trump da bu sürecin dört ila beş hafta içinde tamamlanabileceğini işaret etmişti.
1 Mart’ta Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da kurulan yeni liderlik konseyinin müzakere sinyalleri vermesi, Tahran’ın artık "rejimin bekasını" askeri zaferin önüne koyduğunu gösteriyor. Her ne kadar Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ABD ile müzakereyi reddetse de, sahadaki gerçekler farklı bir tablo çiziyor.
Tüm göstergeler, ekonomisinin yarısı yoksulluk sınırının altında olan ve yüzde 48,6’lık bir enflasyonla savaşa giren İran’ın, bu yoğunluktaki bir çatışmayı ancak birkaç hafta daha sürdürebileceğine işaret ediyor.
Tahran’ın, ekonomisi tamamen iflas etmeden önce Hürmüz Boğazı kartını kullanarak diplomatik bir çıkış aradığı değerlendiriliyor.
Sonuç olarak İran, zaten kırılgan olan bir ekonomiyle girdiği bu savaşta, geri dönüşü olmayan bir eşiğe sürükleniyor.