Petrolden sonra Venezuela’nın altınları da ABD’ye gidecek
Haber Merkezi - ABD ile Venezuela arasında dikkat çeken bir ekonomik anlaşma imzalandı. Venezuela’nın devlet madencilik şirketi Minerven, ABD pazarına gönderilmek üzere 650 kilogram ile 1 ton arasında altın satışı için emtia devi Trafigura ile anlaşmaya vardı.
Dünya kamuoyu ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını tartışırken, Washington yönetimi Venezuela ile yeni bir ekonomik anlaşmaya imza attı.
Axios ve Reuters’ın aktardığına göre Venezuela’nın devlet madencilik şirketi Minerven, küresel emtia ticaret şirketi Trafigura ile altın satışına ilişkin bir sözleşme imzaladı.
Anlaşma kapsamında Minerven, 650 kilogram ile 1 ton arasında “dore bar” olarak bilinen yarı işlenmiş altın külçeleri tedarik edecek. Külçelerdeki altın oranının ise yüzde 98 saflıkta olması şart koşuluyor.
Trafigura’nın, ABD hükümetiyle yapılan ayrı bir düzenleme çerçevesinde söz konusu altınları ABD’deki rafinerilere sevk edeceği belirtiliyor.
Altının kilogram fiyatının uluslararası piyasalarda yaklaşık 160-180 bin dolar seviyesinde olduğu dikkate alındığında anlaşmanın milyonlarca dolarlık bir ticaret hacmi oluşturacağı değerlendiriliyor.
Trump’tan Venezuela’nın geçici liderine övgü
ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum’un petrol ve madencilik alanındaki temaslar kapsamında Venezuela’ya ziyaret gerçekleştirdiği, bu temasların ardından Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez’in madencilik yasalarında reform hazırlığında olduğunu açıkladığı bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda iki ülke arasında petrol akışının başladığını belirterek Venezuela yönetimiyle yürütülen iş birliğine dikkat çekti.
Trump paylaşımında, Venezuela’nın geçici lideri Rodríguez’in “iyi bir iş çıkardığını” ifade ederek yeni yönetimi övdü.
Tartışma yarattı
Uzmanların bir kısmı anlaşmanın Venezuela’nın ABD piyasalarına erişimini kolaylaştırabileceğini ve daha istikrarlı bir finansal sistem sağlayabileceğini savunuyor.
Ancak bazı yorumcular ise Venezuela’nın petrolünden sonra altın kaynaklarının da ABD pazarına yönlendirilmesini “yeni sömürgecilik” olarak nitelendirerek bunun ülke ekonomisi açısından belirsizlik yaratabileceğini ileri sürüyor.