ABD’nin İran limanlarına yönelik başlattığı ve üçüncü haftasına giren deniz ablukası, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden birinin ihracatını fiilen sıfıra indirdi. Ancak bu sürecin yaratacağı asıl büyük yıkım okyanus yüzeyinde değil, yerin binlerce metre altında, diplomatik çözümü bekleyecek vakti olmayan devasa petrol sahalarında yaşanıyor.
ABD Donanması 14 Nisan’da İran limanlarını kuşattığında dünya medyası rotayı petrol fiyatlarına ve İran Meclis Başkanı’nın "Amerikalılar yakında 4 dolarlık benzin kuyruklarına girecek" şeklindeki tehditlerine çevirdi.
Ancak madalyonun görünmeyen yüzünde, özellikle Huzistan eyaletindeki petrol sahalarında telafisi imkansız bir jeolojik tahribat riski büyüyor. Petrol kuyuları birer elektrik lambası gibi istendiğinde kapatılıp açılabilen mekanizmalar değildir; aksine milyonlarca yıldır yüksek basınç altında olan canlı sistemlerdir. Üretim durduğunda jeoloji durmaz ve İran örneğinde, kuyuların kapanmasından doğacak zarar, olası bir füze saldırısının vereceği hasardan çok daha kalıcı olabilir.
Kürdistan Bölgesi tecrübesi ve Harg Adası darboğazı
İran’ın bugün karşı karşıya olduğu riskin bir benzeri, Mart 2023’te uluslararası tahkim mahkemesi kararıyla ihracatı duran Kürdistan Bölgesi’nde yaşanmıştı. Depolama kapasiteleri dolan petrol şirketleri, kuyuları zorunlu olarak kapatmak zorunda kalmış ve bu durum teknik zorlukları beraberinde getirmişti.
İran’ın ihracat zincirinde ise tüm yollar tek bir noktaya, Harg Adası’na çıkıyor. İran’ın güneybatı kıyısından 25 kilometre açıkta bulunan bu küçük mercan adası, ülke ihracatının yaklaşık yüzde 94’ünü tek başına göğüslüyor. 1984 tarihli bir CIA belgesinde "İran petrol sisteminin en hayati noktası" olarak tanımlanan bu ada, bugün tam kapasiteye ulaşmak üzere.
Kpler verilerine göre İran’ın Harg’daki 31 milyon varillik depolama kapasitesinin yüzde 58’i halihazırda dolmuş durumda. Uzmanlar, depolama alanları tamamen dolmadan önce Tahran’ın üretimi kısmaya başlayacağını öngörüyor. Hatta geçici bir çözüm olarak 30 yaşındaki atıl tankerlerin bile denizde yüzer depo olarak kullanıldığı bildiriliyor. Windward verileri, nisan ortası itibarıyla İran’ın denizdeki stoklarının 157 milyon varili aştığına işaret ediyor.
Yer altında neler oluyor: Su konileşmesi ve parafin tehlikesi
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 21 Nisan’da yaptığı açıklamada bu jeolojik riske dikkat çekerek, ablukanın İran hükümetinin ana gelir damarlarını doğrudan kestiğini vurguladı. İran’ın Ahvaz, Gaçsaran ve Marun gibi dev sahaları 1920 ile 1960 yılları arasında keşfedilmiş yaşlı karbonat rezervuarlarıdır. Kpler analisti Homayoun Falakshahi’ye göre, mart ayında günlük 3,68 milyon varil olan üretim, nisan ayında 3,43 milyona kadar geriledi. Bu düşüş, yer altındaki dengeyi bozuyor.
En büyük tehlike, "Water coning" (su konileşmesi) olarak adlandırılan fenomendir. Normal üretim sırasında basınç farkı sayesinde petrolün altında kalan su tabakası yerinde durur. Ancak kuyu kapatıldığında basınç dengesi bozulur ve alttaki su, petrolün bulunduğu gözeneklere sızarak orayı işgal eder. Bu durum, petrolün yer değiştirmesine ve bir daha asla geleneksel yöntemlerle çıkarılamayacak şekilde hapsolmasına neden olur.
Petrol mühendisi Raymond Hakim’e göre, sadece dört günlük bir kapanma bile yüzlerce kuyuyu kalıcı olarak işlevsiz hale getirebilir. Ayrıca Gaçsaran gibi sahalardan gelen ağır petroldeki yüksek parafin (mum) oranı, kuyu sıcaklığı düştüğünde boru hatlarını tıkayarak üretimin yeniden başlatılmasını imkansızlaştırabilir.
Maliyet ve gelecek senaryoları
Rystad Energy, İran’ın enerji altyapısındaki doğrudan hasarı onarmanın 19 milyar dolara mal olacağını ve tam kapasiteye dönmenin iki yıl sürebileceğini tahmin ediyor. Bu rakam, yer altındaki kalıcı rezerv kayıplarını içermiyor. Bölgedeki genel enerji altyapısı kaybının ise 58 milyar doları bulabileceği belirtiliyor. Bu tablonun geleceğine dair üç temel senaryo üzerinde duruluyor:
Birinci Senaryo: Mayıs ortasından önce bir anlaşmaya varılması durumunda, depolama kapasiteleri tamamen dolmadan üretim kurtarılabilir. Bu durumda günlük sadece 100 bin ila 200 bin varillik bir kapasite kaybı yaşanır ve birkaç ay içinde normale dönülebilir.
İkinci Senaryo: Ablukanın mayıs sonuna kadar sürmesi ve çatışmaların haziranda yeniden başlaması. Bu durumda jeolojik hasar kalıcı hale gelir. Özellikle Ahvaz ve Gaçsaran sahalarında su konileşmesi başlar. İran, yıllık 9 ila 15 milyar dolar arasında değişen bir geliri (günlük 300-500 bin varil) sonsuza dek kaybedebilir.
Üçüncü Senaryo: Savaşın temmuz ayına kadar uzaması. 1991 Körfez Savaşı’nda Kuveyt kuyularının yakılmasının yarattığı etkiye benzer bir yapısal çöküş yaşanabilir. İran’ın toplam üretim kapasitesi günlük 2 milyon varil seviyelerine kadar düşebilir. Bu senaryoda kalıcı üretim kaybı günlük 900 bin varili bulur ki bu da İran ekonomisi için yıllık yaklaşık 16,4 milyar dolarlık telafisi imkansız bir zarar anlamına gelir. Ablukanın süresi, İran petrolünün sadece bugünü değil, gelecek on yıllardaki varlığını da belirleyecek temel değişken olarak masada duruyor.