Erbil (Rûdaw) - Irak’ın petrol gelirlerinin ülkeye ulaşmasında yaşanan 2 ila 3 aylık gecikme, sadece ABD Merkez Bankası'nın (Fed) prosedürlerinden değil, aynı zamanda Irak Petrol Pazarlama Şirketi'nin (SOMO) satış mekanizmasından kaynaklanıyor. Irak’ın nakit rezervlerinin sadece küçük bir kısmı New York’ta tutulurken, toplam rezervlerin %64’ü Avrupa ve Asya bankalarına dağılmış durumda.
Irak Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Fuad Hüseyin’in geçtiğimiz günlerde petrol gelirlerine ilişkin yaptığı "Petrol bugün satılıyor, parası iki üç ay sonra geliyor" açıklaması, Irak ekonomisinin New York Federal Rezerv Bankası’na (FRBNY) olan bağımlılığını ve paranın izlediği karmaşık rotayı yeniden gündeme taşıdı.
Gecikmenin nedeni: SOMO ve kredi süreleri
Petrol gelirlerinin Irak hesaplarına geç yansımasının temel sebebi, SOMO’nun alıcılara tanıdığı ödeme kolaylıklarıdır.
Bir tanker petrolü yüklediği andan itibaren SOMO, alıcı şirketlere ödeme yapmaları için 30 ile 60 gün arasında süre tanıyor.
Bu süreye bankacılık işlemlerindeki bürokratik süreçler de eklendiğinde, petrolün nakde dönüşmesi 90 günü bulabiliyor.
Verilere göre, Şubat 2026 sonu itibarıyla Irak’ın New York Fed hesabında sadece 2 milyar dolar civarında nakit parası bulunuyordu. Oysa ülkenin aylık petrol geliri 6 ila 8 milyar dolar arasında değişirken, toplam döviz rezervi 97,6 milyar dolar seviyesinde.
Döviz rezervlerinde ‘ABD dışı’ çeşitlilik
Irak ekonomisinin ABD yaptırımlarına karşı savunmasız olduğu yönündeki yaygın kanının aksine, Bağdat yönetimi 2016 yılından bu yana döviz rezervlerini büyük oranda çeşitlendirdi.
Irak Merkez Bankası (CBI) verileri, toplam rezervlerin (dolar, tahvil ve altın) New York Fed’de tutulan kısmının %34-36 civarında olduğunu gösteriyor.
Geri kalan %64’lük devasa pay ise Fransa, Çin ve İngiltere gibi ülkelerin bankalarında muhafaza ediliyor.
On yıl önce bu bankalardaki Irak payı neredeyse sıfırken; bugün Fransa’da 10,2 milyar, Çin’de 10,49 milyar ve İngiltere’de 3,3 milyar dolarlık rezerv bulunuyor.
Paranın New York rotası
Irak’ın petrol gelirleri, 2003 işgali sonrası kurulan Irak Kalkınma Fonu’nun (DFI) yerini alan iki ana hesap üzerinden yönetiliyor.
Bunlardan biri ORRA (Petrol gelirleri alım hesabı).
Alıcıların dolar ödemelerini yatırdığı ilk durak. Burası CBI ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor.
Diğer ise Iraq2 hesabı. Bu, ORRA’dan aktarılan paraların toplandığı ve CBI’nın kontrolünde olan hesap.
Bu paralar daha sonra Irak Maliye Bakanlığı’nın CBI bünyesindeki dolar hesabına aktarılıyor. Bakanlık, doları CBI’ya satarak karşılığında kamu harcamaları ve maaşlar için ihtiyaç duyduğu Irak Dinarı'nı alıyor.
ABD’nin “denetim” gücü
Mekanizmanın en kritik halkası ise denetim sürecidir. New York Fed, Irak’ın tüm dolar transferlerini kara para aklama (AML) ve terörün finansmanı protokolleri çerçevesinde sıkı bir denetime tabi tutuyor. 2024 yılında petrol gelirlerinin silahlı gruplara sızdığına dair haberlerin ardından ABD Kongresi denetimlerin dozunu artırmıştı.
Ekonomist Dr. Nebil Mersumi, durumu şu sözlerle özetliyor:
"Irak, parasının yasal sahibidir, ancak New York Fed bu paranın operasyonel kontrolünü elinde tutmaktadır."
Altın rezervlerinde tarihi yükseliş
Irak, sadece döviz değil altın rezervlerini de güçlendirdi. 2025 yılı itibarıyla altın rezervlerini %55 oranında artıran Irak, 170 tona ulaşan stokuyla Arap dünyasında dördüncü sıraya yerleşti.
Sonuç olarak; Irak’ın küresel finans sistemiyle bağı hala büyük oranda New York üzerinden sağlansa da, Bağdat’ın rezervlerini farklı ülkelere yaymış olması olası bir ekonomik kuşatmaya karşı bir koruma kalkanı oluşturuyor.
Petrol gelirlerindeki gecikme ise yapısal bir engelden ziyade, ticari bir işleyişin sonucu olarak görülüyor.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın