TCMB Başkanı Karahan: Savaşın enflasyonist etkilerini sınırlamakta kararlıyız
Haber Merkezi - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Ortadoğu’da tırmanan savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Karahan, artan enerji maliyetlerine dikkat çekerek, “Dezenflasyon sürecinin devamı için gereken sıkılığı sağlamakta kararlıyız” dedi.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarıyla başlayan çatışmaların; enflasyondan büyümeye, enerjiden cari açığa kadar pek çok alanda yarattığı riskleri ve alınan önlemleri açıkladı.
Karahan, dışsal bir şokla karşı karşıya olduklarını ancak makroekonomik istikrarı korumak için proaktif davrandıklarını vurguladı.
“Petrol fiyatlarındaki %10’luk artış enflasyonu 1,1 puan artırıyor”
Savaşın enflasyon üzerindeki maliyet baskısına değinen Karahan, enerji fiyatlarındaki yükselişin etkilerini şu rakamlarla özetledi:
“Analizlerimiz, petrol fiyatlarında %10’luk kalıcı bir artışın tüketici enflasyonunu bir yıl içinde yaklaşık 1,1 puan artırdığını gösteriyor. Ancak uygulamaya koyduğumuz ‘eşel mobil’ sistemi (akaryakıt üzerinden alınan vergilerin düzenlenmesi), bu etkinin tüketiciye yansımasını üçte bir oranında sınırlıyor. Savaşın gidişatı belirsizliğini korurken, fiyatlama davranışlarını kontrol altında tutmak için gereken para politikası sıkılığını sağlayacağız.”
Büyüme ve cari açık uyarısı
Karahan, artan enerji maliyetleri ve dış talepteki olası zayıflamanın ekonomik aktiviteyi yavaşlatabileceğine işaret etti:
“Petrol fiyatlarındaki %10’luk bir artış, büyüme oranında bir yıllık dönemde 0,4 ila 0,7 puanlık bir gerilemeye neden olabiliyor.
Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, yıllık net enerji dengesinde 3 ila 4 milyar dolarlık bir bozulma yaratıyor. Eğer doğalgaz fiyatları da buna eşlik ederse maliyet 5 milyar dolara kadar çıkabiliyor.”
Karahan, ekonomik aktivitedeki soğumanın dış ticaret dengesini olumlu etkileyebileceğini ve cari dengedeki bozulmanın yönetilebilir seviyede kalmasını beklediklerini ifade etti.
“Altınlar vadesi geldiğinde rezervlere dönecek”
Son dönemde Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş ve altın politikası hakkındaki tartışmalara da açıklık getiren Karahan, altın bazlı işlemlerin likidite yönetimi için doğal bir tercih olduğunu söyledi:
“Mart 2026 itibarıyla altın rezervlerimizin toplam rezerv içindeki payı %60’ı aştı. Döviz likiditesini desteklemek amacıyla döviz karşılığı altın swap (takas) işlemlerine yöneldik. Bu işlemlerin önemli bir kısmı vadeli; yani vadesi geldiğinde bu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek. Merkez bankacılığında bu tür işlemleri ticari kar-zarar değil, finansal istikrar perspektifiyle değerlendirmek gerekir.”
Kur rejimi değişmeyecek
Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarının yaşandığı bu dönemde Türkiye’nin mevcut kur rejimini 2026 yılında da sürdüreceğini belirten Karahan, Türk lirasının cazibesini korumak için tahvil alımlarının öne çekildiğini ve üst banttan fonlamaya geçildiğini hatırlattı.
Başkan Karahan, “Enflasyonla mücadelemizi olumsuz etkileyen dışsal bir durumla karşı karşıyayız. Ancak uyguladığımız kur rejiminin sağlıklı işleyişi ve proaktif yaklaşımımızla finansal istikrarı güçlendirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.