Zaho (Rûdaw) - Kürt müziğinin tanınan isimlerinden Hozan Dîno, Rûdaw'a verdiği özel röportajda sanat yaşamından aile geçmişine, sürgün yıllarından Kürtlerin birlik ihtiyacına kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Hozan Dîno, Zaho'da düzenlenen Şal û Şapîk Festivali’nde verdiği konserin ardından Rûdaw sunucusu Dilbixwin Dara ile özel bir söyleşi gerçekleştirdi.
Yaklaşık 30 yıldır Avrupa'da yaşayan sanatçı, ilk kez Kürdistan Bölgesi'nde sahneye çıktığını belirterek, bölgeye adım attığı andan itibaren farklı duygular yaşadığını söyledi.
"Kürtçe konuşan polisleri, güvenlik görevlilerini ve havalimanı çalışanlarını görünce çok duygulandım" diyen Dîno, "Bir Kürt olarak kendi dilinizin ve kimliğinizin görünür olduğu bir yerde bulunmak insana farklı hissettiriyor. Kürdistan'a geldiğimde kendimi evimde hissettim" ifadelerini kullandı.
Hozan Dîno ismi nereden geliyor?
Röportajda en çok merak edilen konulardan biri de sanatçının kullandığı "Dîno" mahlasının hikâyesi oldu.
Asıl adının farklı olduğunu belirten sanatçı, "Dîno" isminin ailesinden geldiğini anlattı.
Dedesinin lakabının "Dîno" olduğunu söyleyen sanatçı, çocukluğundan beri bu ismin aile içinde cesaret ve gözü karalıkla özdeşleştiğini belirtti.
Profesyonel müzik yaşamına başladığı dönemde Kürtçe bir sanatçı adı aradığını ifade eden Dîno, bir radyo programına katıldığı sırada spontane şekilde bu ismi kullandığını ve daha sonra adının böyle kaldığını söyledi.
"Babamın sözleri hayatımı değiştirdi"
Dîno, çocukluk yıllarında yaşadığı ve hayatını etkileyen bir anısını da paylaştı.
Evlerinde bulunan tembur nedeniyle bir din görevlisinin ailesini eleştirdiğini anlatan sanatçı, babasının buna karşı çıktığını söyledi.
Babasının kendisine, "İnanç sadece şekilden ibaret değildir, insanın vicdanı ve ahlakı daha önemlidir" dediğini aktaran Dîno, bu yaklaşımın hayat görüşünün şekillenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.
"Gurbet insanı yoruyor ama sanatçıyı da besliyor"
Uzun yıllardır Avrupa'da yaşayan sanatçı, göç ve sürgün deneyiminin sanatını nasıl etkilediğini de anlattı.
"İnsan ne kadar uzun yaşarsa yaşasın Avrupa'da kendisini tam anlamıyla ait hissedemiyor" diyen Dîno, gurbetin yarattığı özlem duygusunun müziğine yansıdığını söyledi.
Kürt sanatçının eserlerinde sıkça işlediği hasret, memleket ve aidiyet temalarının kaynağının da bu yaşam deneyimi olduğu görülüyor.
"Kürtlerin bugün en çok ihtiyacı olan şey birlik"
Röportajın dikkat çeken bölümlerinden biri de Kürtlerin siyasi ve toplumsal geleceğine ilişkin değerlendirmeler oldu.
Kendisini herhangi bir siyasi hareketin temsilcisi olarak görmediğini belirten sanatçı, Kürtler arasındaki ayrışmalardan uzak durduğunu ifade etti.
"Ben ne Kuzeyliyim ne Güneyli, ne Doğuluyum ne Batılı. Ben Kürdistanlıyım" diyen Dîno, sanatçıların toplumun farklı kesimleri arasında köprü görevi üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Zaho'nun simgelerinden Delal Köprüsü'nü örnek gösteren sanatçı, "Kürtlerin de birbirine bağlanmaya ve ortak değerlerde buluşmaya ihtiyacı var" dedi.
Rojava'da konser vermek istiyor
Kürdistan Bölgesi'ndeki ilk konserini Zaho'da veren Dîno, gelecekte Kürdistan'ın diğer kentlerinde de sahne almak istediğini söyledi.
Özellikle Süleymaniye, Halepçe ve Rojava'yı ziyaret etmeyi arzuladığını belirten sanatçı, "Kürtlerin yaşadığı her yerde şarkılarımı söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
Avrupa'dan Kürdistan'a uzanan bir müzik yolculuğu
Kürt müziğinin son yıllardaki önemli isimlerinden biri olarak gösterilen Hozan Dîno, özellikle sürgün, özlem, aşk ve toplumsal hafıza temalarını işlediği eserleriyle tanınıyor.
Uzun yıllardır Avrupa'da yaşayan sanatçı, Kürtçe müziğin farklı lehçelerdeki örneklerini seslendirmesi ve geleneksel müzik ile modern yorumları bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor.
Zaho konseri ise sanatçının kariyerinde ayrı bir yere sahip oldu. Çünkü Hozan Dîno, yıllar sonra ilk kez Kürdistan topraklarında sahneye çıkarak dinleyicileriyle buluştu.


