New York (Rûdaw) - Birleşmiş Milletler (BM) raportörlerine göre, ABD’nin uyuşturucu taşıdığı şüphesiyle Latin Amerika açıklarındaki küçük teknelere düzenlediği onlarca saldırı "insanlığa karşı suç" teşkil ediyor.
BM raportörleri perşembe günü yaptıkları açıklamada, söz konusu ölümcül saldırılar nedeniyle en üst düzey ABD’li yetkililer hakkında soruşturma açılması çağrısında bulundu.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Terörle Mücadelede İnsan Haklarının Korunması Özel Raportörü Ben Saul, şunları söyledi:
"İnsanlığa karşı suçun tanımı; sivillere yönelik sistematik ya da geniş çaplı saldırılardır. 71 askeri saldırı düzenlenmesi, bunun ABD hükümetinin en üst kademelerinden gelen bir devlet politikası olarak uygulanması ve neticesinde 239 kişinin öldürülmesi, insanlığa karşı suç kapsamındadır."
Trump sorumlu tutulabilir mi?
Rûdaw’ın New York muhabiri Namo Abdulla, BM Özel Raportörü Ben Saul’a, "Başkan Trump’ın ve bu saldırıların emrini veren yetkililerin şahsi cezai sorumluluk taşıdığını düşünüyor musunuz?" sorusunu yöneltti.
Ben Saul bu soruya şu yanıtı verdi:
"Uluslararası hukuk yalnızca askeri komuta zincirinin değil, sivil denetim mekanizmasının da sorumluluğunu arar. Dolayısıyla nihai sorumluluk, bu saldırıların emrini veren her kimse onun omuzlarındadır. Kuşkusuz mevcut ABD sisteminde savaşa girme, askeri güç kullanma ve ordunun konuşlandırılmasına nihai olarak en azından Savunma Bakanı ve ABD Başkanı karar vermektedir."
ABD: Saldırılar hukuka uygun
Washington ise bu operasyonların yasal olduğunu savunuyor. ABD yönetimi, uyuşturucu kartelleriyle bir "silahlı çatışma" içinde olduğunu öne sürerek bu yapıları terör örgütü olarak tanımlıyor.
Trump yönetimi, söz konusu askeri hamlelerin her yıl on binlerce Amerikalının hayatını kaybetmesine yol açan uyuşturucu trafiğini durdurmayı hedeflediğini belirtiyor. Resmi verilere göre, geçtiğimiz yıl yaklaşık 70 bin ABD vatandaşı uyuşturucu sebebiyle hayatını kaybetti.
ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz yaptığı açıklamada, Saul’un "yok edilen topluluklardan ziyade uyuşturucu teröristlerinin hayatı için endişelendiğini" savundu. Waltz ayrıca, Saul’un ofisinin Çin’den 150 bin dolar fon aldığını iddia etti.
Suçlamaları reddeden Saul ise Çin’in de diğer tüm üye ülkeler gibi BM bütçesine katkı sunduğunu ve bu katkıların kendi bağımsız çalışmaları üzerinde herhangi bir etkisi bulunmadığını belirtti.
Guterres'ten "uluslararası hukuka saygı" vurgusu
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcülüğü uluslararası hukuka uyulması çağrısında bulunurken, operasyonların insanlığa karşı suç teşkil edip etmediği konusunda doğrudan bir değerlendirme yapmaktan kaçındı.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, konuya dair şu ifadeleri kullandı:
"Uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle teknelere yönelik gerçekleştirilen bu saldırılardan derin endişe duyuyoruz. Uluslararası hukuka mutlak surette saygı gösterilmelidir. Yasa dışı uyuşturucu ticaretiyle mücadelenin uluslararası iş birliği zemininde ve hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesi esastır."
ABD’nin söz konusu saldırıları devam ederken, Washington yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taraf olmadığı biliniyor.
ABD yönetimi daha önce mahkemenin bazı yargıçlarına yaptırım uygulamış, bu ay ise doğrudan mahkemenin tüzel kişiliğini hedef alan yaptırım kararları almıştı. Trump yönetimi ise askeri operasyonların hukuki meşruiyete sahip olduğu yönündeki ısrarını sürdürüyor.



