Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Washington'a gerçekleştirilen üst düzey ziyaretin siyasi nitelik taşımasına rağmen ağırlıklı olarak ekonomik gündemle geçtiğini belirterek, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile birlikte 23 Temmuz'da Tahran'ı, ardından da Ankara'yı ziyaret edeceklerini açıkladı.
Hüseyin ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda Irak ekonomisinin çökeceği uyarısında bulundu.
Rûdaw’a özel bir mülakat veren Hüseyin, Bağdat’ın yeni dönem stratejisini, bölgesel çatışmaların ekonomiye etkisini ve iç güvenlikteki "silahsızlanma" planını detaylandırdı.
"Siyasi ziyaret, ekonomik içerik"
ABD Başkanı Donald Trump ve kabine üyeleriyle yapılan görüşmeleri değerlendiren Bakan Hüseyin, "Ziyaretimizin amacı siyasiydi ancak içeriği tamamen ekonomiyle doluydu. Petrol, gaz, elektrik devleri ve ABD Hazine Bakanlığı ile yapılan yoğun görüşmeler, Irak halkının refahını artırmayı hedefliyor" dedi.
Hüseyin, görüşmelerde sadece Bağdat’ı değil, bir Kürdistanlı olarak Erbil’in haklarını da temsil ettiğini vurguladı.
Yeni duraklar: Tahran, Ankara ve Suriye ihtimali
ABD ziyaretinin ardından Irak heyetinin bölge turuna çıkacağını müjdeleyen Bakan Hüseyin, "Dengeleri korumak ve bölgesel sorunları yerinde müzakere etmek adına ayın 23’ünde (23 Temmuz) Başbakan Zeydi ile birlikte Tahran’a gidiyoruz. Hemen ardından durağımız Ankara olacak" ifadelerini kullandı.
Hüseyin ayrıca, Başbakan’ın Suriye’ye yönelik olası bir ziyaretinin de gündemde olduğunu belirtti.
Ekonomik felaket uyarısı: Hürmüz Boğazı hayati önemde
Bölgedeki çatışmaların Irak ekonomisini rehin aldığını belirten Hüseyin, çarpıcı bir uyarıda bulundu:
"Irak gelirlerinin yüzde 90’ı petrole dayalı. Eğer savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam ederse ve petrol ihraç edemezsek, ülkede çok büyük bir mali kriz patlak verir. Şu an bile nakit sıkıntısı yaşıyoruz."
Milis gruplar için son tarih: 30 Eylül
Başbakan Zeydi’nin iç güvenlik konusundaki kararlılığına dikkat çeken Dışişleri Bakanı, silahlı grupların silahsızlandırılmasına ilişkin takvimi paylaştı.
Bazı grupların silah bırakmayı ABD askerlerinin çekilmesine bağladığını hatırlatan Hüseyin, "Eylül sonunda ABD güçlerinin çekilme süreciyle birlikte, Ekim başında hükümet otoritesi dışında hiçbir silahlı gücün kalmaması hedefleniyor. Başbakan bu konuda çok ciddi; ya diyalogla silah bırakacaklar ya da devlet başka önlemler alacak" dedi.
Erbil-Bağdat hattı: Maaşlar ve 140. Madde
Kürdistan Bölgesi’ndeki memur maaşlarına da değinen Bakan, hükümetin maaşları gönderme konusunda iyi niyetli olduğunu ancak genel bir nakit krizinin yaşandığını söyledi.
Ayrıca anayasal bir zorunluluk olan 40. Madde (Tartışmalı bölgeler) konusundaki komisyonun şu an "pasif" durumda olduğunu belirterek, Kürt siyasi partilerinin Bağdat’ta birlik olamamasının bu süreci olumsuz etkilediğini ifade etti.
Başbakan Ali Zeydi ile çalışma deneyimini de paylaşan Hüseyin, "İlk kez siyasetten veya bir partiden gelmeyen bir Başbakan ile çalışıyorum. Kendisi oldukça açık sözlü, cesur ve karar alma yeteneği yüksek biri. Irak'ın kalkınması için bu bir fırsat" değerlendirmesinde bulundu.
Röportajın tam metni
Rûdaw: Irak Başbakanı Cuma günü ABD gezisini sonlandırdı ve Irak'a döndü. Burada ABD Başkanı Donald Trump, kabine üyeleri ve ABD’li şirketlerle birçok görüşme yaptı; ABD Ticaret Odası’nda bazı anlaşmalar imzalandı. Bu görüşmelerde etkili rol oynayan isimlerden biri de sizdiniz. Sayın Bakan, Rûdaw’a hoş geldiniz.
Fuad Hüseyin: Teşekkürler, siz de hoş geldiniz.
Rûdaw: Sayın Bakan, Washington ziyaretinin temel amacı neydi? Bu ziyaret ağırlıklı olarak siyasi, ekonomik ya da ticari nitelik mi taşıyordu? ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkileri güçlendirmek de hedefler arasında yer aldı mı?
Fuad Hüseyin: Hayır, amaç siyasiydi ama içeriği ekonomikti. Programın şirketlerle, hükümetin ekonomi birimleriyle ve Hazine ile yapılan görüşmelerle dolu olduğunu gördünüz. Tabii ki doğası gereği siyasi bir ziyarettir ve amacı başka birini değil, Irak halkını mutlu etmektir.
Rûdaw: ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiğiniz görüşmeye katıldınız. Roosevelt Odası’ndaki toplantı ve ardından verilen yemekte neler konuşuldu? Önce yemekten başlayalım; menüde neler vardı? Ardından görüşmenin detaylarına geçelim.
Fuad Hüseyin: Valla yemek oldukça sadeydi.
Rûdaw: Aceleyle mi hazırlamışlardı?
Fuad Hüseyin: Evet, aceleyle; tavuk ve biraz sebze vardı, hepsi buydu.
Rûdaw: Çok iyi. Peki görüşmelerde neler konuşuldu?
Fuad Hüseyin: Gündem oldukça kapsamlıydı. Görüşmelerin önemli bir bölümünü, Başbakan Ali Zeydi’nin bu ziyaret kapsamında hazırladığı ve Irak ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini hedefleyen program oluşturdu. Bunun yanı sıra Irak’taki iç siyasi gelişmeler ile bölgedeki güncel durum da ele alınan başlıca konular arasında yer aldı.
Rûdaw: Toplantıda neden Kürdistan Bölgesi’nden bir temsilci olmadığını sorduğumda, "Fuad Hüseyin Kürdistan’ı temsil ediyor ve o Dışişleri Bakanı" dediler. Bu doğru mu?
Fuad Hüseyin: Kime sordunuz bilmiyorum; ben Irak Dışişleri Bakanıyım ve tüm Irak halkını temsil ediyorum. Doğal olarak da Kürdistanlıyım.
Rûdaw: O toplantıda Kürdistan’ı da temsil ettiniz mi?
Fuad Hüseyin: Doğaldır ki evet.
Rûdaw: Peki neden ayrıca bir Kürdistan Bölgesi temsilcisi yoktu?
Fuad Hüseyin: Programda yoktu. Protokol "1+5" şeklinde belirlenmişti; yani ABD Başkanı ve yanındaki beş kişi. Bunlar da bakanlardı. Bunu protokol kuralları belirler.
Rûdaw: Ekonomik ilişkilerden söz ettiniz. Bugün ABD Ticaret Odası'nda çeşitli anlaşmalar imzalandı. Sizce ABD'li şirketlerin Irak ve Kürdistan Bölgesi'ne yatırım yapması için uygun bir zemin oluştu mu?
Fuad Hüseyin: Ekonomik zemin uygun. Irak ve Kürdistan’daki mevcut durum; petrol, gaz, elektrik ve diğer sektörlerdeki şirketler için büyük fırsatlar sunuyor. Ancak "ekonomik fırsat var" dediğimde, bunun güvenlik ayağının da olması gerekir. Güvenlik olmazsa insanların gelmesi zordur. İç güvenlik o kadar kötü değil ama asıl sorun bölgedeki durum. Bölge güvenliği iç güvenliği, iç güvenlik de bölgeyi etkiliyor.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi'ne yönelik son saldırılar devam ediyor. Geçmişte Irak'taki bazı silahlı gruplar bu bölgeden Körfez ülkelerine yönelik saldırılar da düzenlemişti. ABD'deki temaslarınız sırasında bu saldırılarla ilgili herhangi bir endişe dile getirildi mi? Bu konuda size hangi mesajlar verildi?
Fuad Hüseyin: Başbakan zaten bu saldırılarla ilgili bir tweet attı. Benim anladığım kadarıyla İran, son saldırıların kendileri tarafından yapıldığını açıkladı. Genel olarak, Irak içine veya dışına yapılan saldırılardan herkes endişeli. Bazı saldırılar İran kaynaklı, bazıları ise Irak içindeki gruplardan.
Rûdaw: İran Dışişleri Bakanı ile yakın ilişkileriniz biliniyor. Kendisiyle görüşerek, "Irak'a ya da Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılardan kaçınılması" yönünde bir girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz?
Fuad Hüseyin: Bağdat’a döndüğümüzde, ayın 23’ünde yani birkaç gün sonra Başbakan ve bir heyetle birlikte Tahran’a gideceğiz.
Rûdaw: Bu denge kurmak için mi yoksa önceden planlanmış bir gezi mi?
Fuad Hüseyin: Mesele denge meselesi değil, buraya gelmeden önce karar vermiştik. Önce Washington, sonra Tahran ve ardından Türkiye’ye gideceğiz. Ben Kuveyt, Suudi Arabistan, Suriye ve Ürdün’deydim. Dönüşte Katar üzerinden geçeceğiz. Bu temaslar çok önemli.
Rûdaw: Başbakan Suriye’yi ziyaret etmeyi planlıyor mu?
Fuad Hüseyin: Benim Suriye ziyaretimde Başbakan’ın ziyareti konusunu konuştuk. Henüz tarihi netleşmedi ama gündemimizde.
Rûdaw: Oval Ofis'teki görüşmede Başbakan, silahlı grupların silah bırakması için 30 Eylül'ü son tarih olarak açıkladı. Bu karar ABD'nin baskısıyla mı alındı, yoksa Irak hükümetinin kendi politikası mı?
Fuad Hüseyin: Grupların silah bırakması konusu aslında her zaman konuşulan bir mesele, sadece bugüne özgü değil. Ancak Başbakan bu konuda çok ciddi. İç güvenliği ekonomik kalkınmaya bağlamış durumda; güvenlik olmazsa yatırım olmayacağına inanıyor. Bu yüzden bu grupların liderleriyle görüşmeye başladı. Bazıları kendisi silah bırakmak istedi. Bazı gruplar ise silah bırakmayı ABD’nin Irak’tan çekilmesine bağladı. ABD’nin Eylül sonunda çekilmesi planlandığı için, Ekim başında hükümet otoritesi dışında silahlı güç kalmaması gerektiği konuşuluyor.
Rûdaw: Nuceba ve Hizbullah gibi gruplar henüz silah bırakma çağrısına uymadı. Irak hükümetinin bir iç savaş veya bu grupların ayaklanması gibi bir endişesi var mı?
Fuad Hüseyin: Başbakan’dan duyduğum kadarıyla bu konuda çok kararlı. Ya silah bırakacaklar ya da başka bir sorun doğacak diyor. Ama ben bu işlerin diyalogla çözülmesini umuyorum.
Rûdaw: Irak'ın İran ile yakın ilişkileri bulunuyor. İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilimin Irak'a sıçramaması ve ülkenin bu çatışmanın parçası haline gelmemesi için ne tür girişimlerde bulundunuz? Dışişleri Bakanı olarak bu süreçte nasıl bir rol üstlendiniz?
Fuad Hüseyin: Biz prensip olarak savaşa, savaşın sürmesine ve yayılmasına karşıyız. Ancak savaş bizim elimizde değil. Savaş ABD, İsrail ve İran arasındaydı ama biz de kurbanı olduk. Özellikle Irak ekonomisi kurban seçildi. Birçok insan öldü ve ekonomimiz felç oldu. Irak gelirinin yüzde 90’ı petrole bağlı. Petrol satılmazsa gelir olmaz. Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece bu kriz devam eder.
Rûdaw: Savaşın yeniden başlama ihtimali endişenizi artırıyor mu?
Fuad Hüseyin: Doğal olarak endişeliyiz. Hem savaşın varlığından hem de Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasından dolayı endişeliyiz.
Rûdaw: Irak hükümeti büyük bir yolsuzlukla mücadele operasyonu başlattı. Bu devam edecek mi yoksa daha üst düzey yetkilileri de kapsayacak şekilde genişleyecek mi?
Fuad Hüseyin: Yolsuzluk maalesef bir "kültür" haline gelmiş. Çok fazla insan buna bulaşmış. Bu yüzden bu operasyonu şiddetle destekliyoruz. Ama nereye kadar gider, onu bilemem. Başbakan bu konuda çok ısrarlı.
Rûdaw: ABD’nin bilgi paylaşarak bu operasyonlara destek verdiği söyleniyor, doğru mu?
Fuad Hüseyin: Neye destek vermiş?
Rûdaw: Yolsuzlukla mücadele ve yetkililerin tutuklanması için istihbarat paylaşımı?
Fuad Hüseyin: İnanmıyorum. Bu tamamen içsel bir mesele ve karar da içseldir. Belki ABD’deki bazı çevreler veya ABD devleti bundan memnundur, onu bilemem.
Rûdaw: Kürdistan’daki halkımız için önemli olan bazı sorular sormak istiyorum. Maaş konusu. Yıllardır Bağdat’tasınız, önceki hükümetlerle de çalıştınız. Maaş sorununun tamamen çözüleceğine dair bir umut var mı?
Fuad Hüseyin: Şu an maaşlar gönderildi.
Rûdaw: Önümüzdeki ay da vaktinde gidecek mi?
Fuad Hüseyin: Bu hükümet her zaman vaktinde gitmesi konusunda ciddi. Ama dürüst olayım; Irak’ta genel bir mali sorun var.
Rûdaw: O meşhur 120 milyar dinarlık kesintiyi mi kastediyorsunuz?
Fuad Hüseyin: Hayır, genel olarak Irak’ın nakit sıkıntısı var. Eğer petrol ihraç edilemezse para nereden gelecek? Ülke genelinde bir sorun var. Bu yüzden Hürmüz Boğazı’nın açılması ve bu savaşın durması için her türlü çabayı göstermeliyiz. Aksi takdirde mali kriz derinleşir.
Rûdaw: Irak Federal Hükümeti ile Kürdistan Bölgesi Hükümeti arasında 120 milyar dinarlık bütçe kesintisine ilişkin yaşanan anlaşmazlık çözüldü mü, yoksa sorun hâlâ devam ediyor?
Fuad Hüseyin: Şu an parayı göndermeden önce kesiyorlar. Çünkü Bakanlar Kurulu'nun bu yönde bir kararı vardı. Kürdistan’ın mevcut durumundan dolayı bu miktarı (geliri) toplaması mümkün değil. Kararı değiştirmek için Bakanlar Kurulu'na teklif sundum ama oylamada başarılı olamadık. Maliye Bakanı da mevcut karara uymak zorunda kalıyor.
Rûdaw: Xaneqinli bir siyasetçi olarak sizi de yakından ilgilendiren Anayasa'nın 140. maddesiyle ilgili süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu madde hâlâ Kürtler açısından öncelikli bir mesele olmayı sürdürüyor mu, yoksa gündemden düştü mü?
Fuad Hüseyin: Hayır, unutulmadı. Ama bir komisyon var; 140. Madde Komisyonu. Umarım tekrar aktif hale getirilir.
Rûdaw: Yani şu an aktif değil mi?
Fuad Hüseyin: Maalesef değil.
Rûdaw: Aktifleştirmeyi düşünüyor musunuz?
Fuad Hüseyin: Bunu Kürdistanlı siyasi güçlerin de yapması lazım. Siyasi bir rekabet var. Bir öneri varsa üzerinde çalışılmalı. Ama üzülerek söylüyorum ki Bağdat’taki Kürt siyasi güçleri arasında çok fazla anlaşmazlık var.
Rûdaw: Bu sizin işlerinizi de etkiliyor mu?
Fuad Hüseyin: Kuşkusuz etkiliyor.
Rûdaw: Son sorum; Başbakan ile çalışmak nasıl? Genç ve enerjik biri.
Fuad Hüseyin: Benim için yeni bir deneyim. 2003’ten sonraki tüm Irak Başbakanlarıyla çalıştım, bazılarıyla çok yakındım. Hepsini tanırdım. Ama ilk kez siyasetçi olmayan, hiçbir partiye üye olmamış, siyasetten gelmeyen bir Başbakan ile çalışıyorum.
Rûdaw: Bu iyi mi kötü mü?
Fuad Hüseyin: Gördüğüm kadarıyla dürüst, cesur, karar verebiliyor ve işinde açık sözlü. Onun farklı bir tecrübesi var, benim farklı. Birlikte birbirimize yardımcı olabiliriz; ona yardımcı olmak benim görevim.
Rûdaw: Irak'ta sıkça dile getirilen bir değerlendirme var: "Bağdat'ta göreve gelen hükümetler ilk dönemde Kürdistan Bölgesi ile iyi ilişkiler kuruyor, çeşitli vaatlerde bulunuyor; ancak altı ay ya da bir yıl sonra bu tablo değişiyor." Mevcut hükümet açısından da benzer bir sürecin yaşanabileceğine dair bir endişeniz var mı?
Fuad Hüseyin: Bağdat'ta dört ya da beş farklı hükümette görev yaptım. Bu nedenle Bağdat'ın siyasi yapısını ve işleyişini iyi anlamamız gerekiyor. Orada güçlü bir merkeziyetçi anlayış hâkim; her şeyin kendi denetiminde olmasını isteyen bir yönetim zihniyeti var. Bizim de bu gerçeği dikkate alarak politikalarımızı buna göre şekillendirmemiz gerekiyor. Kürdistan Bölgesi'nin mevcut koşulları nedeniyle Bağdat ile ilişkilerimize daha fazla önem vermeliyiz. Çünkü çözülmesi gereken temel meselelerimizin adresi Bağdat'tır.
Rûdaw: Çok teşekkürler Sayın Bakan.
Fuad Hüseyin: Ben teşekkür ederim.


