Suriye Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Necib Gazibyan, Rûdaw TV’den Nalin Hasan’a verdiği özel röportajda, Suriye’de “her türlü mezhepsel, etnik veya dinsel aşırıcılığın dizginlenmesine ihtiyaç olduğunu” söyledi.
Gazibyan, “Maalesef sosyal medya zaman zaman bu tür olayları büyütüyor ve onlara daha büyük bir boyut kazandırıyor. Sosyal medya konusunda dışarıdan gelen bir boyut da var” dedi.
Necib Gazibyan, “Bu nedenle aslında tüm bileşenler arasında toplumsal bilincin geliştirilmesine ihtiyacımız var. Bu yalnızca devletin değil, toplumsal liderlerin de sorumluluğudur” diye konuştu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı Danışmanı, şu ifadeleri kullandı:
“Suriye devletinin Kürt bileşene bakışı, çok uzun zaman önce hâkim olması gereken doğal bakıştır. Yani Kürtler, Suriye halkının temel bir bileşenidir ve elbette dil ve kültür hakları ile tanınma hakkı dahil, yararlanmaktan mahrum bırakıldıkları hakları vardır.”
Suriye Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Necib Gazibyan ile yapılan röportajın tam metni:
Rûdaw: Suriye ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkileri ve ayrıca Suriye’deki iç durumu ve Suriye bileşenlerinin anayasal haklarını konuşmak üzere, bu özel söyleşide Suriye Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Necib Gazibyan’ı ağırlamaktan memnuniyet duyuyorum. Sayın Necib, Erbil’e ve Rûdaw’a hoş geldiniz.
Necib Gazibyan: Ev sahipliği için teşekkür ederim. Bu kanalda ve Bölge’de sizlerle birlikte olmaktan mutluyum.
Rûdaw: Hoş geldiniz. Bu, bir yıl sonra Erbil’e ikinci ziyaretiniz. Erbil’i başlangıçta nasıl buldunuz?
Necib Gazibyan: Elbette burası her zaman halkının ve yönetiminin çabalarıyla gelişmiş durumda. Çok şükür, bölgedeki baskılara rağmen, hiç şüphesiz bölgenin tüm ülkelerini etkileyen bu zor durumla başa çıkmayı başardı. Umarım bu krizi gerçekten atlatırız ve temel meselelerimize, yani kalkınma, istikrar ve refah meselelerine odaklanabiliriz.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi ile Suriye arasındaki ilişkilere gelelim; bu ilişkiler hangi aşamada ve nasıl değerlendiriyorsunuz?
Necib Gazibyan: İlişkilerin, ileri bir aşamaya geldiği söylenebilir, özellikle de Sayın Neçirvan Barzani’nin Şam ziyaretinden sonra. Bu ziyaret gerçekten çok önemliydi ve sembolik boyutunun yanı sıra tarihî bir ziyaretti. Gerçekten de pek çok büyük dosya konuşuldu; güvenlik alanında iş birliği ve ekonomik iş birliği alanında görüşmeler yapıldı. Bunun hem Bölge’nin hem de Suriye’nin yararına olan çok büyük bir alan olduğunu düşünüyorum. Elbette bu, genel olarak Irak devletiyle iş birliği çerçevesinde de gerçekleşiyor. Bölge’nin Suriye halkına yönelik tutumları, devrim ve savaş döneminde Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapması ve bir Suriyeli topluluğun bulunması dolayısıyla her zaman olumlu olmuştur. Ayrıca Bölge’de, Suriyeli bileşenler ile Suriye’de iş yapmak isteyen Bölge bileşenleri arasındaki işlemleri ve iş birliğini kolaylaştırmak için bir Suriye konsolosluğu açılacak. Gerçekten bunların hepsi olumlu gelişmeler ve tüm dosyalarda bu ziyaret niteliksel bir sıçrama oldu.
Rûdaw: Erbil’de Suriye konsolosluğunun açılması konusuna geleceğim; ancak siz, Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Neçirvan Barzani’nin Şam ziyaretinin tarihî ve önemli bir ziyaret olduğunu söylediniz. Bu ziyaretin önemi nerede yatıyor ve iki taraf arasındaki ilişkilere etkisi ne oldu?
Necib Gazibyan: Birincisi, iki tarafın liderlikleri arasında en üst düzeyde gerçekleşen ilk görüşmeydi. Bizim için, yani Suriyeliler için, belirttiğim gibi, Bölge’nin geçmiş dönemde oynadığı olumlu rolün tanınmasının bir parçasıydı. Hatta Bölge’nin ve Sayın Mesud Barzani’nin, belirli zamanlarda Suriye durumuna çözüm bulmada gerçekten bir rolü oldu. Bölge’nin, devrilen rejime karşı ilkeli tutumlarını unutamayız; bu tutumlar elbette Suriye halkının beklentilerine daha yakındı ve bu açıktı. Ayrıca Bölge, Suriye içindeki Kürt meselesinin çözümü için de roller üstlenmeye çalışıyordu. Ziyaretten sonra “DSG” ile Suriye devleti arasındaki bazı anlaşmaların uygulanmasında nasıl bir rahatlama yaşandığını gözlemledik. Bunun da olumlu yansımaları olduğuna şüphe yok ve bence bu, işaret edilmesi gereken hususlardan biri.
Rûdaw: Suriye tarafı, Kürdistan Bölgesi ile ilişkilerinde hangi alanlara veya sektörlere odaklanıyor?
Necib Gazibyan: Elbette ortak çıkarlar var. Birincisi, terörle mücadele; bu temel bir mesele. Silahın devletin elinde toplanması konusunda, ayrıca sınırların kontrolü konusunda ve Bölge’de bulunan Suriyeli mülteciler konusunda da ortak çıkar var; bunların hepsi bir dosya. Bir diğer çok önemli dosya ise ekonomik dosya ve bu iş birliğinin iki halkın yararına yaratabileceği ufuklar. Belirttiğimiz gibi, son kriz bir bakıma Suriye’nin coğrafi rolünü, Irak, Türkiye, Körfez ve Avrupa arasında bir kesişim noktası olarak öne çıkardı; Suriye bu konumu, yatırım yapılması gereken şeylerden biri olarak görüyor. Biz Suriye’de elbette tamamen yıkılmış bir devlet, çökmüş bir ekonomi, yılların savaşı ve yıkılmış bir altyapı devraldık. Bu nedenle yeniden imar sürecine katkıda bulunmak için mümkün olan her yatırımı çekmeye gayretliyiz. Bu bağlamda Bölge de, gelecekteki yeniden imar süreçlerinde rol oynamasını umduğumuz yerlerden biridir.
Rûdaw: Şu anda Suriye’de, Kürdistan Bölgesi’nden yeniden imar alanında veya diğer sektörlerde yatırım yapan Kürt yatırımcılar var mı?
Necib Gazibyan: Aslında henüz yok; biz Suriye’de yabancı yatırım için altyapıyı oluşturmaya çalışıyoruz. Körfez ülkelerinden pek çok iş insanı mutabakat muhtıraları imzaladı ve belirli alanlarda yatırım yapmaya hazır olduklarını gösterdi. Benim bildiğim kadarıyla Bölge’den iş insanlarının fiilen geldiğini duymadım. Ancak Bölge’de işleri olan, dolayısıyla ilişkileri bulunan Suriyeli iş insanları var ve bu işlerden bazılarını Suriye’ye taşımaları çok mantıklı. Hatta ekonomik şahsiyetlerden biri, eski bir başkan, burada Bölge’de iş yapıyordu. Olumlu havayla ve seçkin hâle gelen siyasi ilişkilerle birlikte bunun, Bölge’den iş insanlarını Suriye’de yatırım yapmaya teşvik etmek için ek bir avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Bunun tersi de geçerli; Bölge’de bulunan Suriyeliler ekonomik iş birliği için bir köprü olabilir.
Rûdaw: “Seçkin siyasi ilişkiler” dediniz; Suriye’nin Kürdistan Bölgesi ile siyasi ilişkilerini şu anda seçkin olarak mı nitelendiriyorsunuz?
Necib Gazibyan: Karşılaştırma yapınca evet; eskiden olanların çoğuyla kıyaslandığında. Hatırlıyoruz ki muhalefet döneminde bile Bölge’nin tutumu, belirttiğimiz gibi siyasi muhalefetle ilişkilere bağlıydı. Kürt Ulusal Konseyi, bizim de parçası olduğumuz Koalisyon’un bir bileşeniydi; belirli tutumların oluşturulmasında rolü vardı ve Bölge’den destek alıyordu. Şimdi ise en üst düzeyde ilişkilerden söz ediyoruz ve bunları ileriye taşımak için ortak bir siyasi irade var. Bu “seçkinlikten” kastım buydu.
Rûdaw: Burada yaşayan Suriyeliler konsolosluğu bekliyor. Bu dosya nereye kadar geldi? Yakın zamanda bir heyet Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret ederek Erbil’de bir Suriye konsolosluğu açılması veya kurulması için görüşmeler yaptı; dosya hangi aşamada ve bu konsolosluk Suriyeli topluluğa ne zaman hizmet vermeye başlayacak?
Necib Gazibyan: Evet, bilgilerime göre bu çok yakın bir zamanda olacak. Elbette biz Suriye’de, komşu ülkelerde ve dünyada büyük topluluklar bulunması konusunda bir sorun yaşıyorduk; devrilen rejimin büyükelçilikleri, insanların korktuğu ve güvenlik kimliği taşıyan yerlerdi. Dışişleri Bakanlığı’nda bir dönüşüm yaşandı ve bu büyükelçilikler ile konsolosluklar gerçekten Suriyeli topluluklara hizmet eden yerlere dönüştü. Bu nedenle yalnızca büyükelçilikler değil, konsolosluklar da açıldı; örneğin Almanya’da birden fazla yerde, Suudi Arabistan gibi ülkelerde ve Türkiye’de. Bölge’de bir konsolosluğun bulunması elbette öncelikler arasındaydı ve ön anlaşma imzalandı; ancak tam olarak ne zaman açılacağına dair ayrıntılar bende yok, yine de çok yakında olacağını düşünüyorum.
Rûdaw: Bu yıl içinde mi?
Necib Gazibyan: Kesinlikle, umarım bu yıl içinde olur; çünkü diğer ülkelerde de böyle oldu; mekânın hazırlanması ve tüm önemli gereksinimlerin tamamlanması gerekiyordu. Elbette hatırı sayılır bir Suriyeli topluluk var.
Rûdaw: Sayıları şu anda ne kadar olarak tahmin ediliyor?
Necib Gazibyan: Aslında şu an kesin bir fikrim yok, ancak belki 300 bin civarı, buna benzer bir şey.
Rûdaw: Belki daha fazladır; burada mülteciler ve çalışma ikameti sahipleri de var.
Necib Gazibyan: Çalışma ikameti sahipleriyle birlikte evet; bu elbette Bölge için hatırı sayılır bir rakam. Bazı ilişkilerden bildiğim kadarıyla, burada bulunan Suriyeliler Bölge ekonomisine katkıda bulundu ve aynı zamanda onlara yönelik muamele olumluydu; bu da Bölge’nin lehine anılması gereken bir şey.
Rûdaw: İç meseleye ve Suriye bileşenlerinin anayasal haklarına gelelim; Kürtler Suriye’nin ikinci büyük etnik grubu ve kendi topraklarında yaşıyorlar, söylendiği gibi herhangi bir yerden göç edip gelmediler. Suriye devleti, bu devletin Araplar için olduğu kadar Kürt bileşen için de bir devlet olmasını nasıl garanti edecek?
Necib Gazibyan: Çok temel bir noktadan başlayabilirim: mevcut devletin Kürt bileşene bakışı, çok uzun zaman önce hâkim olması gereken doğal bakıştır; yani Kürtler, Suriye halkının temel bir bileşenidir ve elbette dil ve kültür hakları ile tanınma hakkı dahil, yararlanmaktan mahrum bırakıldıkları hakları vardır. Aslında yeni dönem, Kürt bileşenlerden biri olan “SDG” ile iletişim kurarak başladı ve bir ön anlaşma imzalandı; bu anlaşma bazı zorluklarla karşılaştı, ancak sonunda çok büyük adımlar atıldı. Bunlara, Kürt bileşeni tanıyan ve haklarını veren, ayrıca yıllarca devrilen rejim döneminde uzun süre vatandaşlıktan mahrum bırakılan kayıtsız (maktûm) Kürtlere vatandaşlık hakkı tanıyan cumhurbaşkanlığı kararnamesi eşlik etti. Bence bu bakış, bu sorunu büyük ölçüde çözdü; elbette bunun gelecekte anayasal ve kurumsal bir çerçeveye oturtulması gerekiyor. Konuştuğumuz gibi, bu anlaşmanın “SDG”nin güvenlik ve askerî entegrasyonu düzeyinde uygulanmasında büyük başarılar var; ancak üzerinde çalışılması gereken pek çok ayrıntı da var ve bu meseleyi tamamen çözmek için siyasi irade mevcut.
Rûdaw: Suriye, yeni Suriye anayasası kapsamında Kürt halkına hangi hakları verecek; siyasi haklar, ulusal haklar, eğitim ve kültürel haklar?
Necib Gazibyan: Şüphesiz, belirttiğimiz gibi kültürel haklar, dil hakkı ve tüm bu haklar tanındı. Bence tüm Suriyelilerin mahrum bırakıldığı temel hak, vatandaşlık hakkıdır; devrilen rejim tüm Suriyelilere vatandaş olarak değil, tebaa olarak bakıyordu. Bence bu, tüm Suriyelilerin hakkıdır; ancak bazı bileşenlerin kimliklerinin ve kültürlerinin de tanınmasına ihtiyacı var. Siyasi tanınma konusuna gelince, belki Suriye için uygun olan öneri, her bileşeni devlete olumlu bir biçimde yakınlaştıran, hizmetlerin ve güvenliğin bölge halkı tarafından sağlandığı bir tür özerk yönetim önerisidir.
Rûdaw: Siyasi bir adem-i merkeziyetçilik mi kastediyorsunuz?
Necib Gazibyan: Özerk yönetim veya yerel yönetim bir tür adem-i merkeziyetçiliktir. Aslında çoğunluk bileşeninden bazı Suriyelilerde adem-i merkeziyetçilik ve örneğin federalizm fikrine karşı zaman zaman bir hassasiyet var. Ben Irak’taki federalizmin, Kürt bileşenin belirli bir yerde yoğunlaşması nedeniyle uygun olduğunu ve kabul edilebilir bir çözüm olduğunu düşünüyorum; Suriye durumunda ise demografik dağılım açısından konu daha karmaşık.
Rûdaw: Irak modeli ve buradaki Kürdistan Bölgesi bir federalizm olarak şu anda Suriye’nin durumuna uymuyor mu?
Necib Gazibyan: Olduğu gibi uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle Suriye’nin, Kürt bileşenin temsilcileri ile Suriye devleti arasındaki bir diyalogla ortaya çıkacak kendine özgü, uygun bir modele ihtiyacı var.
Rûdaw: Bu iki yıl boyunca yapılan önceki diyaloglarda, Suriye’de en uygun yönetim biçimi ne?
Necib Gazibyan: Güçlü kurumlara ve egemen bir devlete sahip olma, aynı zamanda etkili bir yerel yönetime sahip olma yönünde bir istek olduğundan söz etmiştim. Hatta Sayın İlham, örneğin “107 sayılı Kanun”dan söz etti; bu, önceki rejimden kalma bir yerel yönetim kanunu ve yerel yönetimler hakkında pek çok olumlu nokta içeriyor, ancak uygulanmıyordu. Bence bu bir çıkış noktası olabilir. Bu arada, biz Suriye’de yerel yönetim konusuna yalnızca Kürt bileşenle ilgili olarak bakmıyoruz; bence bu, tüm Suriye illerine uygulanmalı. Dolayısıyla yalnızca bu bileşen için kurgulanmış değil, tüm bileşenler için uygundur ve belirttiğimiz gibi, Şam’daki hükümetten bu illere bazı yetki ve salahiyetler aktarır. Savaş döneminde, devletin zayıf olduğu bir dönemde pek çok rol üstlenen yerel meclisler olumlu bir noktaydı ve bu deneyimlerden yararlanılabilir; örneğin gelecekte belediye ve il meclislerinin seçimle gelmesi gibi. Bunlar, ortaya atılan bazı formüllerdir.
Rûdaw: Haseke şehrindeki son gösterilere gelelim; birkaç Suriye şehrinde pahalılık ve çeşitli talepler hakkında gösteriler var, ancak Haseke şehrinde Arap mahallelerinden bazı göstericiler Kürtlere karşı ırkçı sloganlar attı, Saddam Hüseyin gibi başka isimlerin fotoğraflarını ve bayraklarını açtı; sizin görüşünüz nedir? Haseke ilinde toplumsal barışı nasıl koruyacaksınız?
Necib Gazibyan: Aslında bu tür görüntüler ne devleti ne de Suriye devletinin vizyonunu yansıtıyor, elbette. Buna karşılık, bazı aşırı aktivistlerin örneğin hükümet binalarından Suriye bayrağını indirdiği küçük olaylar da gözlemledik ve elbette bu tür uygulamalar tamamen reddedilmektedir. Haseke’de, bölge halkından olan vali bu olguyla hukuk çerçevesinde ilgilenmelidir. Suriye’de aslında her türlü mezhepsel, etnik veya dinsel aşırıcılığın dizginlenmesine ihtiyaç var. Maalesef sosyal medya zaman zaman bu tür olayları büyütüyor ve onlara daha büyük bir boyut kazandırıyor; ayrıca sosyal medya ile ilgili, özellikle “Facebook” konusunda dışarıdan bir boyut da var; bunu sahil bölgesinde ve Süveyda’da olaylar yaşandığında gözlemledik. Bu nedenle aslında tüm bileşenler arasında toplumsal bilincin geliştirilmesine ihtiyacımız var; bu yalnızca devletin değil, toplumsal liderlerin de sorumluluğudur. Ancak elbette devlet, hukukun gereği olarak herhangi bir bileşene ve herhangi bir vatandaşa karşı her türlü ihlali önlemelidir.
Rûdaw: Kürt öğrencilerin ana dilde eğitim hakkı için düzenlediği başka gösteriler var; yalnızca Kürtçe dersine üç ders saati ayrılmasını değil, tüm müfredatın Kürtçe okutulmasını talep ediyorlar. Suriye hükümeti bu talep karşısında esnek mi?
Necib Gazibyan: Bence evet; ilde ve diğer bölgelerdeki yerel liderler ile Eğitim Bakanlığı yetkilileri dahil sorumlular arasında görüşmeler yürütüldüğünü düşünüyorum. Dil meselesinin bir sorun olacağını sanmıyorum; temel mesele bileşenin tanınması, haklarının ve kültürünün tanınmasıdır. Bu nedenle bu konunun eğitim politikalarına ve diğer kurumlara entegrasyon sürecine yansıtılması, önümüzdeki asıl zorluktur; ben geleceğe dair iyimserim.
Rûdaw: Sizinle bu söyleşiyi yapmaktan çok mutluyum Sayın Necib, çok teşekkür ederim. Suriye Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Necib Gazibyan, konuğumdunuz, hoş geldiniz.
Necib Gazibyan: Teşekkürler, teşekkürler.

