Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, tüm silahlı grupların hükümetle bir anlaşma imzaladığını ve anlaşma uyarınca silah dosyasının gelecek yılın haziran ayına kadar tamamen kapatılacağını açıkladı. Abudi, bu süreçte silahlı grupların herhangi bir askerî hareketlilikte bulunmayacağını belirtti. Ayrıca Şengal Dağı’ndaki silahlı unsurların bir ay içinde dağdan ineceğini ve Irak’taki Uluslararası Koalisyon güçlerinin ülkeden ayrıldığını söyledi.
Kasım Abudi, Rûdaw TV’den Nalin Hesen’e verdiği özel röportajda Irak’ın hassas güvenlik dosyalarını ve Kürdistan Bölgesi, İran ve yabancı ülkelerle ilişkilerini değerlendirdi.
Silahların devlet kontrolüne alınmasına ilişkin konuşan Abudi, “Zorlu görüşmelerin ardından bütün taraflar ve silahlı gruplar hükümetle bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre silah dosyası gelecek yılın haziran ayına kadar kesin olarak kapatılacak. Bu süre boyunca herhangi bir askerî hareketlilik veya eylem gerçekleştirilmeyecek” dedi.
Haziran ayının neden hedef tarih olarak belirlendiğine ilişkin Abudi, sürecin zaman gerektirdiğini belirterek, “İlk üç ay güven oluşturmak için ayrıldı. İkinci üç ayda ise silahların fiilen teslim edilmesi süreci başlayacak” ifadelerini kullandı. Ayrıca anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak üzere Koordinasyon Çerçevesi’nin dört liderden oluşan bir komite kurduğunu açıkladı.
Bağdat ile Tahran arasındaki güvenlik anlaşmasının uygulanmasına ilişkin Abudi, “Kürdistan Bölgesi ile koordinasyon içindeyiz. Kürdistan Bölgesi topraklarının bombalanmasını her zaman kınıyoruz ve İran’la da görüşmeler yürütüyoruz. Anayasamız, topraklarımızın komşularımız için bir tehdit oluşturmasına izin vermiyor” dedi.
Abudi, bu ayın 19’unda Bağdat’ta İran heyetiyle ortak bir toplantı yapılacağını da açıkladı. Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı ile Süleymaniye’den temsilcilerin de toplantıya katılmasını sağlamaya çalıştığını söyleyen Abudi, amaçlarının saldırılara ilişkin belgeleri Tahran’a sunmak olduğunu ifade etti.
Röportajın tam metni
Rûdaw: Irak’ta sınırların kontrol altına alınmasından silahların devletin elinde toplanmasına ve ulusal güvenlikle bağlantılı diğer dosyalara kadar birçok konuyu ele alacağız. Konuğum Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi. Bu özel Rûdaw söyleşisine hoş geldiniz. Mevcut hükümet kabinesinde size oldukça zor bir görev verildi. Irak’ın güvenlik durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kasım Abudi: Çok teşekkür ederim. Gerçekten de bu görev bize çok önemli bir dönüm noktasında verildi. Uluslararası Koalisyon’la veya Amerika Birleşik Devletleri’yle imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması’nın uygulanmasını tamamlamamız ve Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini sağlamamız gerekiyordu. Bunun için geçen eylül ayının sonu hedef tarih olarak belirlenmişti. Aynı zamanda, senin de girişte belirttiğin gibi, silahların devletin elinde toplanması gerekiyordu. Bu çok zor ve çetin bir görevdi. Birçok tarafla zorlu görüşmeler yürüttük. Ancak sonunda Allah’a şükür anlaşmaya vardık.
İlk olarak Amerikan güçlerinin çekilmesi konusunda anlaşma sağlandı. Gerçekten de çekildiler ve şu anda Irak topraklarında Koalisyon’a bağlı hiçbir asker kalmadı. Silahlı gruplar da hükümetle bir anlaşma imzaladı. Buna göre silah dosyasının gelecek yılın haziran ayına kadar kapatılması gerekiyor. Bu süre boyunca, yani gelecek hazirana kadar, herhangi bir askerî hareketlilik veya eylem olmayacak. Gruplar bu konuda taahhütte bulundu.
Rûdaw: Bu dosyanın çözümü neden gelecek yıla, özellikle de haziran ayına ertelendi? Neden bu yıl sona erdirilmedi?
Kasım Abudi: Aslında hiçbir eylemde bulunmama taahhüdüyle sürecin önemli bir kısmı zaten tamamlanmış durumda. Bu çok önemli. Burada kastettiğim, herhangi bir askerî faaliyetin gerçekleştirilmemesidir. Ancak silahların teslim edilmesi veya sınırlandırılması belirli prosedürler gerektiriyor. Açıkça söylemek gerekirse, bu prosedürlerin tamamlanması zaman alıyor. İlk aşamada hükümetle bu taraflar arasında güvenin güçlendirilmesi gerekiyor. Bunun için üç aylık bir süre öngörüldü. Sonraki üç ayda ise silahların fiilen teslim edilmesi süreci yürütülecek. Dolayısıyla bu konu için belirli bir zamana ihtiyaç vardı.
Rûdaw: Bütün silahlı gruplar sizinle aynı görüşte mi?
Kasım Abudi: Neredeyse hepsi… Evet, hepsi bu anlaşmayı imzaladı.
Rûdaw: Neredeyse hepsi mi, yoksa tamamı mı?
Kasım Abudi: Hayır, hayır, hepsi bu anlaşmayı imzaladı. Tamamı imzaladı. Ayrıca bu anlaşmanın garantörleri var ve bu çok önemli. Koordinasyon Çerçevesi, anlaşmanın düzenlenmesi sürecini üstlenen dört liderden oluşan bir komite kurdu. Bu kişiler anlaşmanın uygulanmasını ve taahhütlere uyulmasını güvence altına alacak. Diğer taraflar da anlaşmaya katıldı. Dolayısıyla bu anlaşmanın uygulanmasını güvence altına alan güçlü bir temel mevcut.
Rûdaw: Şimdi sizinle İran arasındaki güvenlik anlaşmasına geçelim. Bu anlaşma nasıl uygulanıyor?
Kasım Abudi: Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan muhaliflerle ilgili Yüksek Güvenlik Komitesi’ni kastediyorsan, bu komitenin başkanı benim. Bu konuyu Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı olan değerli meslektaşımla da görüştüm. Bu meselede Kürdistan Bölgesi’yle sürekli çalışıyor ve koordinasyon sağlıyoruz. İranlı kardeşlerimizin taleplerini de dikkate alıyoruz. Açıkça söylemek gerekirse, İran veya başka bir ülke tarafından Kürdistan Bölgesi topraklarının bombalanmasını her zaman kınıyoruz. Bu konuda tutumumuz nettir. Diğer taraftan komşularımızın güvenliğinin tehlikeye atılmasını istemiyoruz. Anayasa gereğince, topraklarımızın herhangi bir grubun komşu ülkelere saldırması için kullanılmasına izin vermemeyi taahhüt ediyoruz. Buna İran İslam Cumhuriyeti de dahildir.
Bu nedenle İranlı muhaliflerin ve Kürdistan Bölgesi’nde bulunan dört partinin meselesini barışçıl yollarla çözmeye kararlıyız. Bu konuda önemli ilerleme kaydettik. Birleşmiş Milletler’le görüşmeler yürütüyorum.
Rûdaw: Hangi adımlar atıldı?
Kasım Abudi: Bu önemli bir konu. En önemli gelişme, Birleşmiş Milletler’in bu grupların binlerce üyesi için sığınma başvurularını kabul etmeye yönelik çalışmalarıdır. Bildiğin gibi bu kişilerin aileleri de var. Biz de Ulusal Güvenlik Danışmanlığı olarak onların yerleştirilmesi için kamplar kurduk. Kampların sınırdan uzak bölgelerde bulunması konusunda ısrarcı olduk. Böylece sınırdan sızmaların yaşanmasını veya İranlıların zaman zaman dile getirdiği saldırı ve askerî faaliyet iddialarının ortaya çıkmasını önlemeyi amaçlıyoruz. Bu konuda Kürdistan Bölgesi’yle çok iyi bir anlayış birliği var. Bu ayın 19’unda İran tarafıyla bir toplantımız olacak. Umarım bu toplantı da sonuç verir…
Rûdaw: Toplantı nerede yapılacak? Burada mı? Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı da katılacak mı?
Kasım Abudi: Hayır, toplantı Bağdat’ta yapılacak. İnşallah Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı’nın ve Süleymaniye’deki kardeşlerimizin de toplantıya katılmasını umuyorum. Bu çok gerekli. Şu ana kadar bu taraflar bir ölçüde memnuniyetsizliklerini dile getirdi. Maruz kaldıkları saldırılardan ve bombardımanlardan rahatsız olduklarını belirterek İran tarafından açıklama talep ettiler. Ben onların toplantıya katılmaları için teşvikte bulunuyorum. Bugün burada Kürdistan Bölgesi Başkanı’yla bir görüşmem var. Bu konuyu kendisiyle ele alacağım ve kardeşlerimizin toplantıya katılmasını teşvik etmesi için desteğini isteyeceğim.
Rûdaw: Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesinin ardından bile Kürdistan Bölgesi’ndeki kampların ve çeşitli bölgelerin bombalanması sürüyor. İran tarafıyla bu konuda iletişime geçtiniz mi?
Kasım Abudi: Elbette. İran tarafıyla sürekli görüşme halindeyiz. Bu, sıradan bir diyalog değil. Her kim tarafından ve hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, topraklarımızın bombalanmasını her zaman kınıyoruz. İranlılar bu süre boyunca söz konusu bombardımanları kendilerinin gerçekleştirdiğini reddediyor. Gerçek bu. Kürdistan Bölgesi ise konuyu gündeme getirdi, emin olduklarını ve ellerinde kanıt bulunduğunu söyledi. Bu nedenle gelecek toplantıda konuyu onların önüne koyacağız ve bu saldırıların durdurulması gerektiğini açıkça ifade edeceğiz.
Rûdaw: Şengal Anlaşması’na gelelim. Anlaşmanın uygulanması hangi aşamada ve ne zaman tamamlanacak?
Kasım Abudi: Çok büyük ilerleme kaydettik. İnşallah bir ay içinde Şengal Dağı’ndaki silahlı varlık sona erecek. Silahlı unsurlar dağdan inecek ve silahlarını devlete teslim edecek. Bu konuda Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sayın Ali Falih Zeydi ile anlaşmış durumdalar. Biz de bu kişilerin güvenlik kurumlarına entegre edilmesini güvence altına aldık. Gerçekten de bu yönde adımlar attık. Yaklaşık bin 500 kişiyi silahlı kuvvetlere entegre ettik. Ayrıca 500 kadın, toplum polisi bünyesinde entegrasyon sürecinde. Bildiğim kadarıyla yaklaşık bin 500 ila 2 bin kişi daha silahlı kuvvetlere veya sivil kurumlara dahil edilecek.
Ancak en önemli konu kentin yeniden imar edilmesidir. Şengal çok büyük yıkım yaşadı. Ayrıca şu anda Kürdistan Bölgesi’nde bulunan yerinden edilmiş kişilerin güvenli biçimde geri dönmesi sağlanmalı. Yaklaşık 100 bin Ezidi şu anda Kürdistan Bölgesi topraklarında yaşıyor. Kendi kentlerine güven içinde dönebilmeleri gerekiyor. Ne yazık ki kentleri yıkıldı, evleri harabeye döndü. Hükümet, kentin yeniden inşası için uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışıyor.
Rûdaw: Son sorum tutuklularla ilgili. Özellikle IŞİD’le bağlantılı olmakla suçlanan veya bu örgütle ilişkisi bulunan tutuklular hakkında konuşalım. Bunlar Suriyeli ya da yabancı ülke vatandaşları olabilir. Suriyelilerin sayısı kaç? Kaçı Suriye’ye geri gönderildi?
Kasım Abudi: Evet, önemli bir soru. Birkaç gün önce Roma’daki konferansta bu konuyu ayrıntılı biçimde ele aldık. Irak heyetine ben başkanlık ettim ve Koalisyon ülkeleriyle görüştük. Suriye heyeti de oradaydı. Amerikalılar ve Suriyelilerle üçlü bir toplantı gerçekleştirdik. Bugün elimizde toplam 5 binden fazla tutuklu arasında 4 bin Suriyeli bulunuyor…
Rûdaw: 4 bin Suriyeli mi?
Kasım Abudi: Evet, farklı ülke ve milliyetlerden 5 binden fazla tutuklu arasında 4 bin Suriyeli var. Bu kişiler toplam 62 farklı vatandaşlığı temsil ediyor. Bu konuda anlaşmaya varıldı. Irak’tan bu kişileri nakletmesi, haklarında soruşturma yürütmesi ve gerektiğinde yargılaması istendi. Yani bunu kendiliğimizden üstlenmedik…
Rûdaw: Yalnızca Suriye mi talepte bulundu?
Kasım Abudi: Dünyadaki bütün ülkeler bu talepte bulundu. Koalisyon ülkeleri de bunlar arasında. Hatırlarsan bu kişiler Suriye’de, HSD’nin (Suriye Demokratik Güçleri) kontrolündeki bölgelerdeydi ve Koalisyon güçlerinin gözetimi altındaydılar. Irak’tan bu kişileri nakletmesi, haklarında soruşturma yürütmesi ve gerekirse yargılaması istendi.
Gerçekten de hepsi hakkında soruşturma yürüttük. Şu anda Suriyeli tutuklulardan 400’ünün suç işlediği kanıtlanmış değil. Bunları Suriye’ye teslim etmeye hazırız. Şimdiye kadar 50 kişiyi teslim ettik; diğerleri de birkaç konvoy halinde Suriye’ye gönderilecek. Terör suçu işlediği kanıtlanmayan herkes serbest bırakılacak ve kendi ülkesine teslim edilecek. Ancak bazı ülkeler vatandaşlarını geri almayı reddettiği için bu kişiler Irak’ta kalıyor. Cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi ve yeni cezaevleri inşa edilmesi için de yardım talep ettik. Vatandaşlarını cezalarını tamamladıktan sonra geri almayı kabul eden ülkelerle iki koşul üzerinde anlaşma var:
Birincisi, karşılıklılık ilkesi. Bu önemli. İkincisi, Irak mahkemelerinin verdiği cezanın ilgili kişiler tarafından kendi ülkelerinde tamamlanması. İkili bir iade anlaşması bulunması halinde, geri teslimin koşullarından biri de budur.
Rûdaw: Herhangi bir ülke tutukluların kendisine teslim edilmesini istedi mi?
Kasım Abudi: Daha önce bazı tutukluları çeşitli ülkelere teslim ettik. Amerika Birleşik Devletleri talepte bulundu ve vatandaşlarını geri aldı. İspanya iki kişinin iadesini istedi. Başka ülkeler de kendi vatandaşlarını geri almak için başvuruda bulundu. Ancak bunların hepsi daha önce belirttiğim koşullara bağlı.
Rûdaw: Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Sayın Kasım Abudi, bu özel söyleşide konuğumuz olduğunuz için çok teşekkür ederim.
Kasım Abudi: Ben teşekkür ederim, çok teşekkür ederim.


