Haber Merkezi - İran, Rojhilat’ın Miyandoab ilçesi nüfusuna kayıtlı bir Kürt vatandaşını tutuklayarak 10 yıllık hapis cezasını çekmek üzere cezaevine gönderdi.
Kürdistan Haber Ajansı’nın (Kurdpa) aktardığına göre, İran güvenlik güçleri salı günü Miyandoab’ın Serçinar köyünden 30 yaşındaki Mansur Kerbelayi’yi gözaltına aldı.
Kerbelayi, cezasının infazı için Bokan Merkezi Cezaevi’ne nakledildi.
Mansur Kerbelayi, Ekim 2025’te "ulusal güvenliğe karşı faaliyette bulunmak" ve "muhalif bir Kürt partisine üye olmak" suçlamalarıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Daha önce Haziran 2022’de de gözaltına alınan Kerbelayi, her iki seferde de yüksek kefaletle geçici olarak serbest bırakılmıştı.
Kerbelayi ile birlikte 2022 ve 2025 yıllarında gözaltına alınan 5 Kürt vatandaşının daha benzer suçlamalarla 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldığı, bir diğer vatandaşın ise idam cezası aldığı bildirildi.
Söz konusu kişilerin sorgu merkezlerinde işkenceye maruz kaldıkları ve zorla itiraflarının alındığı belirtildi.
"6 binden fazla kişi gözaltına alındı"
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) raporuna göre, şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava operasyonlarının ardından keyfi gözaltılarda büyük bir artış yaşandı.
Raporda, şubat-mayıs döneminde aralarında protestocular, gazeteciler, avukatlar ve azınlık grubu üyelerinin bulunduğu 6 binden fazla kişinin gözaltına alındığı, binlerce göstericinin ise öldürüldüğü kaydedildi.
Mahkumların hapis cezalarının haber verilmeksizin idam cezasına dönüştürülme riski de devam ediyor.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün temmuz ayı raporuna göre, İran’da bir ay içinde 9’u siyasi tutuklu olmak üzere 67 kişi idam edildi. Bu infazların 7’sinin gizli yapıldığı belgelendi.
Birleşmiş Milletler’den İran’a çağrı
Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, yaptıkları açıklamada İran’a; başta Kürtler ve Beluçlar olmak üzere azınlıklara yönelik keyfi gözaltı, zorla kaybetme, işkence ve hukuksuz infazlara son verme çağrısında bulundu.
BM, mahkumların işkence altında asılsız suçlamaları kabul etmeye zorlandığını ve bu "itirafların" devlet medyasında yayımlandığını belirterek; bu uygulamaların işkence yasağını ihlal ettiğini ve adil yargılanma hakkını ortadan kaldırdığını vurguladı.



