Erbil (Rûdaw) - Uluslararası Para Fonu (IMF), yayımladığı Küresel Ekonomik Görünüm raporunda Irak ekonomisi için iyimser bir tablo çizerken, İran ekonomisinin savaşın getirdiği maliyetler nedeniyle tarihi bir çöküş yaşadığını bildirdi. Raporda, küresel ekonominin yapay zeka devrimi ile bölgesel çatışmaların yarattığı krizler arasında sıkıştığına dikkat çekiliyor.
IMF'nin 8 Temmuz 2026 tarihli Küresel Ekonomik Görünüm raporu, dünya ekonomisinin iki zıt akımın etkisi altında olduğunu ortaya koyuyor. Bir yanda İran savaşı ve tedarik zincirindeki aksamalar küresel ticareti zorlarken, diğer yanda yapay zeka devrimi ekonomiler için "koruyucu bir güç" olarak görülüyor.
Rapor, Irak'ın 2026 yılının ikinci yarısında dünyada en büyük ekonomik sıçramayı kaydeden ülkelerden biri olacağını öngörüyor.
Irak ekonomisi, yılın ilk yarısında İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle yüzde ikinin altına düşen bir büyüme oranıyla mücadele etmişti. Ancak yılın geri kalanında petrol ihracatının yeniden başlaması ve fiyatların artmasıyla birlikte ülkenin yüzde 5,8 oranında büyümesi bekleniyor.
IMF uzmanları, Bağdat yönetimine kritik bir uyarıda bulunarak bu toparlanmanın "kırılgan" olduğuna dikkat çekiyor. Petrol gelirlerinin sadece maaş ödemelerine değil, sanayi ve tarımın yeniden inşasına yönlendirilmesi gerektiğini belirten kurum, "Petrol sizi sonsuza dek kurtaramaz" uyarısını yineliyor.
Raporda, İran ekonomisinin içinde bulunduğu durumu ise "yıkıcı" olarak nitelendiriliyor. 2026 yılının ilk yarısında yüzde 9,5 oranında küçülen İran ekonomisi, 1980'lerdeki savaş yıllarından bu yana en büyük daralmayı yaşıyor.
Hava saldırıları nedeniyle enerji altyapısının hasar görmesi, petrol ihracatının aylarca durması ve enflasyonun yüzde 75'in üzerine çıkması, Tahran yönetimini sarsan temel krizler olarak öne çıkıyor. Olası bir barış anlaşmasının imzalanması halinde ise İran'ın 2027 yılında yüzde 12 oranında bir büyüme yakalayabileceği tahmin ediliyor.
Bölgedeki diğer aktörler için de önemli verilerin yer aldığı raporda, Türkiye'nin arabulucu rolü ve alternatif enerji koridoru konumu sayesinde yüzde 3,4 büyüyeceği tahmin ediliyor. Ancak enflasyonun yüzde 30'un altına düşürülememesi, Ankara'nın en temel ekonomik sorunu olmaya devam ediyor.
On beş yıl aradan sonra ilk kez Suriye için iyimser sinyaller verilirken, ülkenin yeniden inşası için 450 milyar dolarlık bir bütçeye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Körfez ülkeleri ise güçlü ulusal varlık fonları ve Suudi Arabistan'ın petrole bağımlılığı azaltan projeleri sayesinde krizlere direnç göstererek yüzde 3,8 oranında büyüyor.
Dünya genelinde 2026 büyüme oranının yüzde 3 olacağı tahmin edilen raporda; Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Avrupa'daki ekonomik eğilimler de masaya yatırılıyor. Nakliye maliyetlerini yüzde 15 artıran ticari bölünme, deniz güvenliğindeki zafiyetler ve gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 93'üne ulaşan devasa küresel kamu borcu, ekonomiyi tehdit eden başlıca unsurlar olarak listeleniyor.
Rapor, dünyanın kritik bir dönüm noktasında olduğunu belirterek; diplomasi başarılı olursa teknolojik devrimin refah getireceğini, ancak savaşın devam etmesi halinde 2027 yılı için "büyük bir çöküş" riski doğacağını vurguluyor.

.jpg&w=3840&q=75)

