Erbil (Rûdaw) - Kerkük Valisi Muhammed Seman, Irak devletinin 2003 sonrası Kerkük'e yönelik en büyük stratejik hatasının anayasanın 140. maddesi olduğunu ifade ederek, Türkmenlerin bu nedenle anayasaya destek vermediğini söyledi.
Aynı zamanda Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı olan Seman, söz konusu değerlendirmeleri Irak devlet televizyonunda yayımlanan bir röportajda yaptı.
Programda, "Irak devletinin Kerkük'e karşı yaptığı en büyük stratejik hata nedir?" sorusunu yanıtlayan Seman, "140. madde Irak Anayasası'na konuldu. Biz Türkmen bileşeni olarak o dönemde bu anayasayı reddettik. Çünkü bu tür maddelerin gelecekte sorun oluşturacağına inanıyorduk ve nitekim öyle de oldu. Referandum yapıldı, biz buna karşı durduk ve federal hükümet güçleri müdahale etmek zorunda kaldı" dedi.
Irak Anayasası'nın 140. maddesi, eski Baas rejiminin 1970'li yıllarda uyguladığı Araplaştırma politikaları nedeniyle özellikle Kerkük ve diğer ihtilaflı bölgelerde değişen demografik yapının, normalleşme, nüfus sayımı ve referandum süreçleriyle çözüme kavuşturulmasını öngörüyor.
Maddenin, anayasal takvime göre 31 Aralık 2007'ye kadar uygulanması gerekiyordu.
Röportajın devamında Kerkük'teki birlikte yaşama kültürüne de değinen Seman, "Bugün tüm iller Irak'ındır. Her Irak vatandaşının istediği ilde yaşama hakkı vardır" ifadelerini kullandı.
Seman'ın açıklamalarına Kürt siyasi çevrelerinden tepki geldi.
Kerkük İl Meclisi'ndeki KDP Grubu Başkanı Hasan Macid, Rûdaw'a yaptığı değerlendirmede, "Hiçbir sınır bir toprağı sahibinden koparamaz. 140. madde, hakkın hak sahibine iadesi ve adaletin tesis edilmesinin yoludur" ifadelerini kullandı.
Kürdistan Bölgesi İdaresi Dışında
Kalan Kürdistani Bölgeler (başta Kerkük olmak üzere Şengal, Xaneqin, Mexmur ve Xurmatu),
on yıllardır süren bir demografik mühendislik ve asimilasyon politikasının
merkezinde yer alıyor.
2005 yılında Irak anayasası
yazılırken, bu tarihi adaletsizliği çözmek ve zorla değiştirilen demografiyi
aslına döndürmek amacıyla 140. Madde anayasaya eklendi. Ancak Bağdat
yönetimlerinin siyasi oyalama taktikleri nedeniyle bu madde yıllardır kâğıt
üzerinde bırakıldı.
Baas rejimi ve
"Araplaştırma" politikası
Sorunun kökeni, Saddam Hüseyin
liderliğindeki Baas rejiminin 1970'lerden itibaren sistematik olarak uyguladığı
"Araplaştırma" politikalarına dayanıyor. Rejim, Kerkük'ün zengin
petrol yataklarını ve stratejik bölgeleri Kürtlerden arındırmak için acımasız
bir kampanya yürüttü:
Yüz
binlerce Kürt ve Türkmen, evlerinden ve topraklarından zorla koparılarak
Irak'ın güneyine sürgün edildi.
Yerlerine,
Irak'ın orta ve güney kesimlerinden getirilen Arap aileler yerleştirildi.
Bu
ailelere Kürtlerin el konulan arazileri, evleri ve ciddi mali teşvikler
verildi.
Kerkük'ün
idari sınırları kasıtlı olarak değiştirildi; Kürt nüfusun yoğun olduğu
ilçeler başka vilayetlere bağlanırken, Arap nüfusun yoğun olduğu bölgeler
Kerkük'e dâhil edildi.
Çözümün anayasal teminatı: 140.
Madde
2003 yılında Baas rejiminin
yıkılmasının ardından, yeni ve demokratik bir Irak'ın inşası için bu yaraların
sarılması gerekiyordu. 2005 Anayasası'nın 140. Maddesi, bu bölgelerin
statüsünün belirlenmesi için üç aşamalı kesin bir yol haritası çizdi:
Normalleşme: Araplaştırma politikasının izlerinin silinmesi. Sürülen Kürtlerin ve diğer
kesimlerin topraklarına geri dönmesi, rejimin yerleştirdiği ithal Arap
ailelerin ise tazminat ödenerek kendi memleketlerine geri gönderilmesi.
Nüfus
Sayımı: Normalleşme adımları tamamlandıktan ve bölgenin demografisi
doğal ve tarihi haline kavuştuktan sonra şeffaf bir nüfus sayımının
yapılması.
Referandum: Son aşamada, bu bölgelerin halkının kendi özgür iradeleriyle Kürdistan
Bölgesi'ne mi yoksa Bağdat'a mı bağlanmak istediklerine karar vermesi.
Bağdat'ın oyalama taktikleri ve
ihlal edilen anayasa
Anayasaya göre 140. Madde'nin
uygulanması için son tarih 31 Aralık 2007 olarak belirlenmişti. Ancak
art arda kurulan Irak federal hükümetleri, siyasi hesaplar ve şovenist
yaklaşımlarla bu maddenin uygulanmasını sürekli erteledi. Madde için ayrılan
bütçeler kesildi, kurulan komisyonlar işlevsizleştirildi.
Irak Federal Yüksek Mahkemesi,
2019 yılında verdiği tarihi bir kararla 140. Madde'nin süresinin dolmadığını ve
tam olarak uygulanana kadar yürürlükte kalacağını hükme bağlasa da, Bağdat
yönetimi anayasal yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmaya devam ediyor.
Bugünkü durum: Yeni bir "Araplaştırma"
dalgası
Özellikle 16 Ekim 2017 olaylarının
ardından Kürdistani bölgelerde oluşan güvenlik boşluğu ve dayatılan yeni idari
yapılar, Kürtlerin yeniden marjinalize edilmesine kapı araladı. Kerkük başta
olmak üzere bu bölgelerde atanan yöneticiler eliyle "Yeni Araplaştırma"
(Ta'rib) politikaları devreye sokuldu. Kürt çiftçilerin arazilerine el
konulması, idari kadrolardan Kürtlerin tasfiye edilmesi ve Kürtçenin resmi
kurumlarda dışlanması gibi uygulamalar, 140. Madde'nin neden acilen uygulanması
gerektiğinin en somut kanıtları olarak ortada duruyor.



