İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi yetkilileri, "Gündemde olan silah bırakma değil, silahların kontrol altına alınmasıdır" görüşünü dillendiriyor.
8 Nisan'dan bu yana Irak'taki "İslami Direniş Cephesi" bünyesindeki grupların sessizliğe çekilmesi dikkat çekiyor. Bu durumun, ABD ordusu ile söz konusu gruplar arasında ilan edilmemiş dolaylı bir ateşkesten kaynaklandığı belirtiliyor. Taraflar arasında "Saldırmazsanız saldırmayız" anlayışının hakim olduğu ifade ediliyor.
İran'a yakın silahlı grupların durumu, Washington açısından da önem arz ediyor. Bu dosya, ABD ile İran arasında 28 Şubat'tan itibaren çatışmaya dönüşen, ardından ateşkesle yatışan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Yeni Irak hükümeti için zorlu dosya
Silahlı grupların geleceği meselesi, Ali Zeydi başbakanlığındaki yeni Irak hükümeti açısından da önemli bir sınav olarak görülüyor. Çünkü hükümeti oluşturan Şii bloklar arasında bu konuda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor.
Koordinasyon Çerçevesi'nin önde gelen isimlerinden ve Tasmim Koalisyonu Başkanı Amir Fayiz, Rûdaw'a yaptığı açıklamada hükümet ile Heşdi Şabi dışındaki silahlı gruplar arasında dolaylı görüşmeler yürütüldüğünü söyledi.
Fayiz, "İlk aşamada saldırıların durdurulması konusunda anlaşma sağlandı ve bu uygulandı. İkinci aşama ise silahların devletin kontrolüne verilmesidir, silah bırakılması değil" dedi.
"Karar dış baskıyla alınmadı"
ABD'nin, yeni hükümet kurulmadan önce İran'a bağlı silahlı grupların hükümete dahil edilmemesi yönünde Iraklı taraflara açık uyarılarda bulunduğu belirtiliyor.
Amir Fayiz, görüşmelerin Heşdi Şabi dışında bulunan üç ila dört silahlı grupla sürdüğünü ve bu grupların resmi güvenlik yapısına dahil edilmesi konusunda anlayış oluştuğunu aktardı.
Nihai anlaşmanın Kurban Bayramı'ndan sonra sağlanmasının beklendiğini belirten Fayiz, "Bu karar Irak'ın kendi iç meselesidir ve dış baskıyla alınmış değildir" ifadelerini kullandı.
40 günde 841 saldırı
Şii silahlı gruplar, Irak'taki "İslami Direniş" adı altında ve farklı isimlerle faaliyet yürütüyordu. Bu grupların amacı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri baskısına karşı Tahran'a destek vermekti.
Haberde, söz konusu grupların 40 günlük savaş sürecinde Irak ve bölge genelinde İran'a destek amacıyla 841 saldırı düzenlediği belirtildi.
Ağır silahlar tartışma konusu
Hikmet Hareketi Genel Kurulu Üyesi Ahmed İsavi, tartışılan başlıklardan birinin de ağır silahların devletin kontrolüne geçirilmesi olduğunu söyledi.
İsavi, ayrıca silahlı grupların hükümetle ilişkilerinin geleceğinin de ele alındığını ifade etti.
Yerli yapım insansız hava araçları ve füzelerin, özellikle ABD diplomatik misyonlarına ve Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılarda kullanılan en etkili silahlar arasında olduğu kaydedildi.
Yeni güvenlik kurumu gündemde
Nasr Koalisyonu Sözcüsü Akil Redeyni ise Rûdaw'a yaptığı açıklamada, "Şu anda konuşulan konu silah bırakma değil, silahların kontrol altına alınmasıdır" dedi.
Redeyni, ilerleyen süreçte bu grupların kurulması planlanan yeni bir güvenlik kurumuna dahil edilmesinin tartışıldığını söyledi.
Söz konusu yeni yapının; Heşdi Şabi'nin yanı sıra Terörle Mücadele Güçleri ve Ulusal Güvenlik birimlerini de kapsayabileceği, doğrudan Irak Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı'na bağlı olmasının planlandığı ifade ediliyor.
"Silahlar işgale karşı"
Buna rağmen silahlı grupların geleceğe ilişkin net bir tabloya sahip olmadığı belirtiliyor.
Seyid el-Şuheda Tugayları Sözcüsü Kazım Fertusi, hükümet ile bazı Şii güçler arasında bu meselenin çözümüne yönelik bir irade bulunduğunu söyledi.
Fertusi, "Doğru ifade silah bırakma değil, silahların kontrol edilmesidir" diyerek, söz konusu silahların "işgalci saldırılara karşı" tutulduğunu savundu.
Irak'ın şu an ABD ve "Siyonist yapı" tarafından egemenliğinin ihlal edilmesini engelleyemediğini öne süren Fertusi, bu nedenle silahlı grupların tamamen silahsızlandırılmasına karşı olduklarını belirtti.
