Erbil (Rûdaw) – Gazeteci Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe Doğan, kendisini Diyarbakır JİTEM’de gördüğüne dair ifade veren ve sonra tehditle ifadelerini geri çeken onlarca tanığa rağmen faillerin yargılanmadığına dikkat çekerek, “Ama Ferhat naif, yurtsever, cesur kişiliğiyle Kürt halkının kalbinde edebiyete kadar yaşayacaktır” dedi.
Gazeteci Ferhat Tepe, Özgür Gündem Gazetesi'nin Bitlis muhabiriyken, Bitlis şehir merkezinde bulunan eviden 28 Temmuz 1993 günü çıkarken sivil giyimli ve telsizli kişiler tarafından kaçırıldı.
Kaçırılmadan kısa bir süre sonra Tepe'nin babasının evine telefon eden bir kişi, oğlunu, Türk İntikam Tugayı (TİT) adına kaçırdıklarını ve Tepe'nin bırakılması için, dönemin DEP Bitlis İl Başkanı olan babası İshak Tepe'nin partisinden istifa etmesini, 1 milyar lira para getirmesini istedi.
Olaydan 13 gün sonra genç gazeteci Ferhat Tepe, 8 Ağustos 1993 tarihinde Elazığ'da, Hazar Gölü'nün Sivrice kıyısında bir balıkçı tarafından ölü olarak bulundu.
“Kürtlere yapılan zulmün sadece bir parçasıydı”
Ferhat Tepe’nin katledilmesinin 27’inci yılında Rûdaw’a konuşan kardeşi Ayşe Tepe Doğan, “Her kaybetme hikayesinde olduğu gibi Ferhat'ın olayında da bugüne dek tüm çabalarımıza rağmen faillerini bulmaya, yargılamaya ve cezalandırmaya yönelik en küçük bir adım atılabilmiş değil. Nihayetinde zaman aşımına uğrayan davamız adaletsizlik duvarına çarptı” dedi.
Doğan, “Ferhat Tepe Özgür Gündem Bitlis muhabirliği yapıyordu. 1990’lı yılların en karanlık dönmelerinde de cesurca haber yapan Ferhat yapan Ferhat derin devletin hedefiydi. Tüm tehditlere rağmen haber yapmaktan korkmayan Ferhat' ın gazetecilik hayatı Elazığ kimsesizler mezarlığında işkence edilmiş bedenine ulaşana kadar devam etti” ifadelerini kullandı.
“Fail Tatvan Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma”
“19 yaşında bir genci gözdağı vermek amacıyla katletmek Kürtlere yapılan zulmün sadece bir parçasıydı” diyen Ayşe Tepe Doğan, cinayetin failleri ve ardından devam eden hukuk süreci ile ilglili şunları kaydetti:
“Failleri belliydi Ferhat'ın. Tatvan Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma bölgedeki bir çok olayda olduğu gibi Ferhat'ın olayının da failiydi . Tüm hukuki girişimlerimize rağmen Korkmaz Tağma'nın ifadesi dahi alınmadığı gibi Ankara da görülen AİHM davasında can güvenliğinin olmadığı gerekçesiyle ifade vermeye gelmedi. Ve son olarak mahkeme kararıyla kendisi hakkında Ferhat'ın olayıyla ilgili yapılan haberlere yönelik yayın yasağı aldırdı. İnternet sitelerinin URL bağlantılarına yönelik bu karar hukuk açısından sessizce alınan skandal bir karardı aslında.
“Ferhat genç, cesur bir gazeteciyi”
Ferhat genç, cesur bir gazeteciyi. Kendisi gibi o dönem katledilen onlarca Özgür Gündem muhabiri gibi halkının sesi, soluğu oldu. Kendisini Diyarbakır JİTEM de gördüğüne dair ifade veren ve sonra tehditle ifadelerini geri çeken onlarca tanığa rağmen Ferhat'ın failleri yargılanmadı. Ama Ferhat naif, yurtsever, cesur kişiliğiyle Kürt halkının kalbinde edebiyete kadar yaşayacaktır. Bizler ise acının, insanlık suçunun zaman aşımının olmayacağı gerçeğiyle hareket ederek Ferhat'ın failleri yargılanıp cezalandırılana kadar davamızdan vazgeçmeyecez.”
Cumartesi Anneleri bu hafta Ferhat Tepe için adalet istedi
Cumartesi Anneleri de, koronavirus salgını nedeniyle 802’inci hafta açıklamasını da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı.
Bu haftaki açıklamada, 28 Temmuz 1993 tarihinde gözaltına alınarak kaybedilen ve daha sonra cenazesi bulunan Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet talebinde bulunuldu, faillerinin yargılanması istendi.
İshak Tepe: Mensubu olduğum partiyi kapatmamı istediler
Açıklamada ilk sözü Ferhat Tepe’nin babası İshak Tepe ile annesi Zübeyde Tepe aldı.
Baba İshak Tepe, “28 Temmuz 1993 yılında oğlum Ferhat Tepe, Özgür Gündem muhabiriyken, devletin kurduğu ve desteklediği çeteler tarafından kaçırıldı. Biz onu aramaya başladık. Aynı anda hem il Emniyet Müdürlüğüne hem Bitlis Valiliği’ne hem de Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulundum. İhbarlarıma karşılık bana telefon açıldı” dedi.
Oğlunu kaçıranların kendisini aradığını belirten İshak Tepe, sözlerin şunları ekledi:
“Bana telefon açan kişi ‘Bana bir milyar fidye verin’ dedi. Hem fidye istedi hem de mensubu olduğum partiyi kapatmamı istedi. Bende oğlumun sesini istediğimi söyledim. Fakat oğluma vermeden telefonu kapattı ve ‘Bir daha aramayacağım’ dedi. Bunun üzerine bütün ilgili yerlere başvurduk ve bu telefon kayıtlarını gönderdim. Fakat şuana kadar bu bilgi ne araştırılmış ne de bana herhangi bir bilgi verilmiş değil. 20 yıl dava sürdü buna rağmen devlet bu katillerin ifadelerini hiç almadı. Özellikle Tatvan Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma'nın hiçbir ifadesine başvurulmadı. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden gelen heyete bile ifade vermedi.”
Devletin failleri koruduğunu kaydeden İshak Tepe, “Devlet failleri desteklemiyorsa neden kendi hukukuna uygun bir şekilde ifadesini almıyor, soruşturmasını yapmıyor, yargılamıyor ve cezalandırmıyor? Oğlumu katledenler yargılansınlar, cezalandırılsınlar. Yoksa var olduğumuz müddetçe Cumartesi eylemlerimize devam edeceğiz” dedi.
Zübeyde Tepe: Mücadelemizi sürdüreceğiz
Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe ise “Oğlumun katili Korkmaz Tağma’dır. Bizim çocuklarımızı o kaçırtıp, öldürmüştür. Zaman Gazetesi yazarıydı. Hala da mahkemeye çıkarılmamış ve hiçbir ifadesine başvurulmamıştır. Cumartesi Anneleri olarak söylüyorum. Galatasaray bizim çocuklarımızın mekânıdır. Oradan vazgeçmeyeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Ayşe Tepe Doğan: Hak hukuk arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz
Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe Doğan da, “Özgür Gündem muhabiri ağabeyim Ferhat Tepe’nin kaçırılarak, kaybedilişinin 27’nci yılındayız. Her kaybetme hikâyesinde olduğu gibi Ferhat’ın olayında da bugüne dek tüm çabalarımıza rağmen faillerini bulmaya, yargılamaya ve cezalandırmaya yönelik en ufak bir adım atılabilmiş değil. Nihayetinde zamanaşımına uğrayan davamız adaletsizlik duvarına çarptı” ifadelerini kullandı.
#CumartesiAnneleri802Hafta Ferhat Tepe'yi unutmadık! https://t.co/mHmISkyfMs
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) August 8, 2020
“Cezasızlık hali tüm toplumu tehdit ediyor”
İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının olamayacağını belirten Doğan, “Ferhat’ın katili Tuğgeneral Korkmaz Tağma yargılanıp cezalandırılana kadar davamızdan, kayıplarımızın mekânı olan Galatasaray Meydanı’ndan, hak hukuk arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Haftanın açıklaması İHD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Turgut okudu.
Açıklama şu şekilde:
"Devleti yönetenlerin gözaltında kaybetmeler karşısındaki inkarcı tutumları kayıplarımızın akıbetlerini karanlıkta bırakmakla kalmıyor, suç işleyen güvenlik güçleri için yaygın bir cezasızlığa neden oluyor. Hukuka aykırı, keyfi işlem ve kararların önünü açan bu cezasızlık hali, kolluğun yurttaşa karşı suç işlenmesine zemin yaratarak tüm toplumu tehdit ediyor.
Bu nedenle biz 802 haftadır tüm toplumun huzur ve güven içinde yaşamasının devletin hukuk içinde hareket etmesi ile mümkün olacağını söylüyoruz.
802. haftamızda siyasi, idari ve adli makamların hukuk içinde hareket etmemesi sonucunda bir inkar ve cezasızlık örneğine dönüşen Ferhat Tepe dosyası ile kamuoyunun karşısındayız.
19 yaşındaki Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiriydi. Özgür Gündem çalışanlarının infaz edildiği günlerde bölgede işlenen insanlığa karşı suçları haberleriyle kamuoyuna taşıyordu.
Ferhat Tepe 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Olayın hemen ardından DEP Bitlis İl başkanı olan baba İshak Tepe'yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesi Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma'ya benzettiğini kamuoyuna açıkladı.
Tepe Ailesi Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğullarının bulunmasını istedi. Ancak Ferhat’ın gözaltına alındığı inkâr edildi.
Cansız bedenine 13 gün sonra ulaşıldı
Gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat'ın bedenine 13 gün sonra "meçhul kişi " olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.
8 Ağustos 1993 tarihinde Ferhat’ın cansız bedeni kaçırıldığı yerden yüzlerce km uzaklıktaki Elazığ Sivrice’de Hazar Gölü kıyısında balıkçılar tarafından bulunmuş, adli tıp uzmanı tarafından ayrıntılı bir otopsi işlemi yapılmadan pratisyen bir doktorun ölü muayenesi sonrasında “kimliği meçhul kişi” olarak Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmişti.
Ailenin Ferhat’ın kaçırılması, kaybedilmesi ve öldürülmesi ile ilgili yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nda sorguda gördüğünü söyleyen çok sayıda tanığın ifadesine başvurulmadı. Olayı aydınlatacak, sorumluları açığa çıkartacak etkin bir soruşturma yürütülmedi. AİHM’in eksikliklerini “şaşkınlık verici” olarak değerlendirdiği soruşturma, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013 yılında zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.
“AİHM Türkiye’yi mahkum etti”
Aile, Ferhat Tepe’nin devlet yetkilileri veya onların bilgisi dâhilinde hareket edenlerce kaçırıldığı, gözaltında işkence edilerek öldürüldüğü ve hükümetin etkin bir soruşturma yürütmediği iddiasıyla AİHM'e ve Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
AİHM 9 Mayıs 2003 tarihli kararında Ferhat Tepe’nin ölümünden sorumlu olabilecek kişilerin tespitine yönelik etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vererek Türkiye’yi mahkum etti.
AYM de 16 Haziran 2016 tarihli kararında savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, delillerin toplanması konusunda gerekli özenin gösterilmediğini, rutin yazışmalar dışında hareketsiz kaldığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını belirtti ve ihlal kararı verdi. Ancak değerlendirmesini ‘İnsanlığa karşı suç’ kapsamında yapmadı. Zaman aşımını gerekçe göstererek soruşturmanın yeniden açmasını engelledi.
AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin etkin bir soruşturma yürütülmediği yönünde karar verdiği Ferhat Tepe dosyasında etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülerek adaletin sağlanması devletin görevidir. Adli ve siyasi makamları bu görevi yerine getirmeye çağırıyoruz.
Kaç yıl geçerse geçsin Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz
103 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz"


