Erbil (Rûdaw) – Suriye Tarihi Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazı Dairesi Başkanı ve Genel Müdür Yardımcısı Eymen Mustafa Nabo, Efrin’deki tarihi eserlerin korunmasının kendileri için “ulusal öncelik” olduğunu söyledi. Nabo, bölgedeki tahribatı uydu görüntüleri ve yeni teknolojilerle belgelediklerini, kaçak kazılar ve ağır iş makineleriyle gerçekleştirilen yıkımlara ilişkin hukuki ve diplomatik dosyalar hazırladıklarını belirtti.
Nabo, tarihi eserlerin korunması ve kaçak yollarla yurt dışına çıkarılan parçaların geri getirilmesinin kurumlarının temel gündemlerinden biri olduğunu ifade etti.
Ayn Dara için özel koruma projesi
Nabo, Efrin bölgesindeki tarihi eserlerin korunmasının özel önem taşıdığını belirterek, Japonya’nın işbirliğiyle Ayn Dara tarihi alanının belgelenmesi ve korunması amacıyla özel bir proje başlattıklarını açıkladı.
Nabo, Ayn Dara’nın bölgedeki en önemli ve zarar görmüş tarihi alanlardan biri olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Efrin’deki tarihi eserlerin korunması bizim için ulusal bir önceliktir. Tarihi Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü olarak Japonya tarafının işbirliğiyle, bölgenin en önemli zarar görmüş tarihi eserlerinden biri olan Ayn Dara’nın belgelenmesi ve korunması için özel bir proje başlattık.”
Nabo ayrıca yeni teknolojiler ve uydu görüntüleri aracılığıyla Efrin’deki tarihi alanlarda meydana gelen zararları belgelediklerini söyledi.
Amaçlarının ilgili kurumlarla koordinasyon içinde kaçak kazıların ve ağır iş makineleriyle gerçekleştirilen tahribatın önüne geçmek olduğunu belirten Nabo, tespit edilen ihlallerle ilgili hukuki ve diplomatik dosyalar hazırladıklarını kaydetti.

Ayn Dara kalesi ve höyüğü
“Yüzde 59 oranı Suriye’nin tamamına genellenemez”
Nabo, bazı uluslararası araştırmalarda Suriye’de tarihi alanların yüzde 59’unun yağmalandığı yönündeki bulgulara ilişkin olarak, bilimsel çalışmaların tamamını değerli bulduklarını söyledi.
Ancak söz konusu oranın Suriye’nin tamamı için genel bir oran olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Nabo, bu araştırmaların yalnızca belirli bölgeleri kapsadığını ifade etti.
Nabo, Suriye genelinde zarar gören tarihi alanların tespiti ve sayımına ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirterek, şu aşamada ülke çapında kesin bir sayı veya oran vermenin mümkün olmadığını söyledi.
Bu açıklama, 23 Temmuz 2026’da Heritage adlı uluslararası bilimsel dergide yayımlanan yeni araştırmanın sonuçlarını işaret ediyor.

Ayn Dara höyüğü yağmalandı
Heritage araştırması: 199 alanın 116’sı yağmalandı
Heritage dergisinde yayımlanan araştırma, Suriye’deki yaklaşık 199 tarihi alanın güncel uydu görüntülerinin analizine dayanıyor.
Araştırmacılar tarihi alanlara yönelik tahribatı dört ana kategoriye ayırdı:
- Klasik yöntemlerle yağmalama
- Ağır iş makineleri ve buldozerlerle yağmalama
- Tarihi alanların askeri noktalara dönüştürülmesi
- Tarihi alanların üzerine yapı ve kampların kurulması
Araştırmaya göre incelenen 199 tarihi alanın 116’sı farklı düzeylerde yağmalanmaya maruz kaldı. Bu sayı, incelenen alanların yüzde 59’una karşılık geliyor.
Bu oran, 2011-2016 yılları arasındaki dönemi inceleyen önceki bir araştırmanın bulgularından oldukça yüksek. Önceki çalışmada incelenen 2 bin 641 tarihi alanın 355’inin yağmalandığı ve oranın yüzde 13,4 olduğu belirtilmişti.
Yeni araştırmada, küçük ölçekli ve bireysel yağmaların ekonomik ve güvenlik koşullarındaki kötüleşme ve yasaların uygulanmasındaki zayıflıkla bağlantılı olduğu, bu tür faaliyetlerin son yıllarda daha da yaygınlaştığı ifade edildi.
Efrin ağır makinelerle tahribatın merkezlerinden biri
Araştırmaya göre Efrin, tarihi alanların ağır iş makineleriyle sistematik şekilde tahrip edildiği bölgelerin başında geliyor.
Bu faaliyetlerin 2018’in sonlarından 2025’e kadar devam ettiği, onlarca tarihi höyüğün buldozerlerle yıkıldığı ve kazıldığı belirtildi.
Araştırmada bu sürecin, TSK’nın Suriye Milli Ordusu bünyesindeki silahlı grupların Efrin’e başlattığı harekat ile ardından silahlı grupların bölgenin kontrolünü ele geçirdiği dönemle aynı zamana denk geldiği kaydedildi.
Çalışmada, Efrin Vadisi ile Kobanê çevresindeki çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı bölgelerde çok sayıda tarihi alanın ağır makinelerle gerçekleştirilen yağmalama faaliyetleri nedeniyle ciddi zarar gördüğü belirtildi. Araştırmacılar, bu faaliyetlerin askeri güçlerin koordinasyonunda veya onların koruması altında gerçekleştirilmiş olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Ayn Dara’da tahribat adım adım belgelendi
Araştırmaya göre Ayn Dara tarihi alanı 2018’in başlarında ilk kez Zeytin Dalı Harekatı’nın başında bombalandı.

Daha sonra alandaki ünlü taş aslan heykelinin çalındığı belirtiliyor.
Bunun ardından tarihi alanda sistematik yıkım ve kazı faaliyetlerinin Şubat 2019’da başladığı kaydedildi.
Uydu görüntüleri, kazı faaliyetlerinin Aralık 2022’ye kadar alanın hem yüksek hem de alçak tepelerini tamamen kapsadığını gösterdi. Alanda yalnızca taş tapınağın kaldığı, arkeolojik tabakaların önemli bölümünün ise kaldırıldığı belirtildi.
Araştırmacılar, ağır makinelerle gerçekleştirilen bu tür kazıların özellikle tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Çünkü bu yöntem yalnızca tarihi eserlerin çıkarılmasına yol açmıyor; aynı zamanda arkeolojik tabakaları parçalıyor ve yok ediyor, daha eski tabakaları açığa çıkarıyor. Bu da alanların gelecekte yeniden yağmalanmasını kolaylaştırıyor.
Nebi Huri neredeyse tamamen yok edildi
Araştırmada Efrin kırsalındaki Nebi Huri (Cyrrhus) tarihi alanı da önemli örneklerden biri olarak gösterildi.
Buradaki sistematik yıkım ve kazı faaliyetlerinin 2019’un ortalarında başladığı, Kasım 2020 tarihli uydu görüntülerinin tarihi alanın neredeyse tamamen tahrip edildiğini gösterdiği belirtildi.
Araştırmada ayrıca “CRN 4715” koduyla belgelenen bir başka tarihi alanın da ağır tahribata uğradığı kaydedildi.
2019’da bu höyükte buldozerlerin görülmesinin ardından zeytin ağaçlarının kesildiği, 2022’ye kadar ise tarihi tabakaların tamamının tahrip edildiği belirtildi.

- Nebî Hurî alanı
Tarihi alanlar askeri mevzilere dönüştürüldü
Araştırma yalnızca yağmalama faaliyetlerine değil, tarihi alanların askeri noktalara dönüştürülmesi de dikkat çekiyor.
Tarihi höyüklerin üzerine hendekler, sığınaklar ve topçu mevzileri kurulmasının arkeolojik tabakalarda ciddi zarara yol açtığı belirtildi.
Araştırmaya göre İdlib’deki Ebla ve Hama’daki Xab Ovası’ndaki Til Qerqûr gibi tarihi alanlar kriz yıllarında askeri üs ve mevzilere dönüştürüldü.
Bu faaliyetlerin tarihi tabakalarda büyük hasara yol açmasının yanı sıra patlamamış mühimmat ve kirletici kalıntıların geride kalmasına neden olduğu, bu nedenle restorasyon çalışmalarından önce söz konusu alanların temizlenmesi gerektiği ifade edildi.

Tarihi alanların üzerine kamplar kuruldu
Araştırmada bazı tarihi alanların üzerine mülteci kamplarının da kurulduğu belgelendi.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Rakka’nın doğusundaki Til Beyata olarak gösterildi.
Uydu görüntülerine göre 2018-2020 yılları arasında tarihi alanın üzerine 120’den fazla çadır kuruldu.
Kamp daha sonra kaldırıldı. Ancak araştırmaya göre tarihi alan bu süreçte ciddi zarar gördü ve kampın kaldırılmasının ardından bölgede çok sayıda yeni yağma çukuru ve kazı alanı ortaya çıktı.

Suriye'nin tarihi Tetmur bölgesi
Nabo: Kaçırılan eserlerin iadesi için çalışma yürütülüyor
Eymen Mustafa Nabo, Suriye Tarihi Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Suriye’deki adli ve güvenlik kurumlarıyla koordinasyon halinde çalıştığını ve Interpol’ün işbirliğinden yararlandıklarını açıkladı.
Nabo, son olarak 2011’den bu yana Fransa’da bulunan 23 Suriye tarihi eserinin ülkeye geri getirildiğini belirtti.
Bu gelişmeyi “güvenin ve kültürel işbirliğinin geri dönüşünün göstergesi” olarak değerlendiren Nabo, farklı ülkelerde bulunan diğer tarihi eserlerin de Suriye’ye iade edilmesi için bunun bir başlangıç olmasını umduğunu söyledi.
Yenilemede öncelik Ayn Dara
Nabo, tarihi alanların yenileme ve restorasyon projelerinin uluslararası bilimsel standartlar, risk seviyesi ve eserin tarihi önemi dikkate alınarak yürütüldüğünü belirtti.
Ayn Darayê için koruma ve belgeleme projesinin başlatıldığını yineleyen Nabo, alanın yenileme planlarının ilk sıralarında yer aldığını ancak bütün çalışmaların alanın özgünlüğünün ve tarihi değerinin korunması şartıyla gerçekleştirileceğini vurguladı.
Araştırmacılardan uydu ve yapay zekâ önerisi
Heritage araştırmasının sonunda, tahrip edilen ve kazılan tarihi alanların öncelikli olarak değerlendirilmesi çağrısı yapıldı.
Araştırmacılar ayrıca açığa çıkan arkeolojik tabakaların belgelenmesini, uydu görüntüleriyle tarihi alanların takibinin genişletilmesini ve yapay zekâ teknolojilerinden daha fazla yararlanılmasını önerdi.
Çalışmada son olarak, Suriye’nin geriye kalan kültürel mirasının korunabilmesi ve yurt dışına çıkarılan eserlerin geri getirilebilmesi için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.



.jpg&w=3840&q=75)