Kobani (Rûdaw) - Kobani’deki gazeteci ve aktivistler, şehrin resmi adının "Ayn el-Arab"dan tekrar "Kobani"ye dönüştürülmesi için geniş kapsamlı bir imza kampanyası başlattı. Kampanyanın sloganı: "Kobani kimliktir, Ayn el-Arab olamaz."
Suriye'deki Baas rejiminin on yıllardır sürdürdüğü "Araplaştırma politikaları" neticesinde resmi adı "Ayn el-Arab" olarak değiştirilen Kobani’de, halk orijinal ismin iadesi için harekete geçti.
Bir grup gazeteci, akademisyen ve öğrencinin öncülüğünde başlatılan kampanya, hem bölgede hem de dijital ortamda büyük ilgi görüyor.
"Kültürel bir cinayete dur diyoruz"
Kampanyanın ikinci aşamasında Kobani Üniversitesi öğrencileri ve sivil toplum kuruluşları aktif rol alıyor.
Kampanya organizatörlerinden akademisyenler, uluslararası hukuka göre bir yerleşim yerinin isminin zorla değiştirilmesinin "kültürel bir suç" olduğunu vurguluyor.
Aktivistler, "Resmi belgelerde halkın iradesi dışında dayatılan isimlerin silinmesini ve tarihten gelen orijinal ismimiz olan Kobani'nin tescil edilmesini istiyoruz" ifadelerini kullanıyor.
İmzalar Şam’a ve BM’ye gönderilecek
Kobani Üniversitesi öğrencisi Meryem Habib, kampanyanın amacını şu sözlerle özetledi:
"Hedefimiz Kobani isminin tüm resmi belgelerde ve devlet katında tescil edilmesidir. Bu amaçla Kobani merkezi ve köylerinde imza toplamaya başladık."
Toplanan imzaların sadece Suriye hükümetine değil; aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası insan hakları örgütleri ve uluslararası mahkemelere de sunulacağı belirtildi. Organizatörler, bu adımla Suriye’nin gelecekteki anayasal sürecinde yer isimlerinin iadesi konusunu yasal bir zemine oturtmayı hedefliyor.
Diaspora için dijital platform
Kampanya sadece bölgeyle sınırlı kalmıyor. Avrupa ve dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Kobanililerin de destek verebilmesi için "Kobanî Nasname ye" (Kobani Kimliktir) adlı bir web sitesi üzerinden online imza süreci başlatıldı.
2014 yılındaki IŞİD saldırıları sonrası dünya kamuoyunda "Kobani" adıyla sembolleşen şehrin, resmiyette halen "Ayn el-Arab" olarak geçmesi bölge halkı tarafından "tarihi bir haksızlık" olarak nitelendiriliyor.


