Erbil(Rûdaw) - Kürdistan Bölgesi'nde "misyar nikahı" üzerine başlayan tartışmalar büyüyor. Kürdistan Bölgesi Yüksek Fetva Konseyi, bu nikahın "evliliğin yüce amaçlarını taşımadığı için çoğunlukla haram" olduğunu belirtirken, bazı din alimleri ise belirli şartlar altında caiz olabileceğini savunuyor. Tartışma, bir din adamının "Ben misyar nikahı yaptım" dediği ses kaydının sosyal medyada yayılmasıyla alevlendi.
Misyar nikahı nedir?
Süleymaniye'deki Firdevs Camii hatibi Mela Kamuran Ali, misyar nikahını "kolaylaştırma" olarak tanımlıyor. Rûdaw'a konuşan Ali, "18 yaşını geçmiş bir kadın, bazı haklarından feragat ederek bir erkekle evlenmeye hazır olur. Erkeğin nafakasına ihtiyaç duymaz, erkek de gece kalma zorunluluğu olmadan, kendi isteğine göre kadını ziyaret eder. Kadının vasisinin de bu durumdan haberdar olması gerekir" dedi.
"Şeriatta engel yok, yasada sorun var"
Mela Kamuran Ali, bu nikahın şer'i boyutuna dikkat çekerek, erkeğin ilk eşinin haklarını ihmal etmediği sürece, ilk eşin bu evliliğe dini açıdan engel olamayacağını belirtti. Kendisinin de misyar nikahı yaptığını ve eşinin durumdan haberdar olduğunu söyleyen Ali, "Eğer kadının vasisi hazırsa ve kadın haklarından feragat ediyorsa, bu evlilikte bir sakınca yoktur" diye ekledi. Ali ayrıca, mezhepler arasında (Şafii ve Hanefi) vasi şartı gibi konularda görüş ayrılıkları olduğunu da vurguladı.
Fetva Konseyi: "Çoğu batıl ve haramdır"
Diğer yanda, Kürdistan Bölgesi Yüksek Fetva Konseyi Raportörü Dr. Hasan Muhammed Pişderi, konuya ilişkin sert bir tutum sergiliyor. Pişderi, Rûdaw'a yaptığı açıklamada, "Kürdistan'da yaşanan misyar nikahlarının büyük çoğunluğu batıldır ve haramdır. Çünkü çoğunda kadının vasisi süreçte yer almıyor. Bu, en büyük sorundur" dedi. Pişderi'ye göre bu tür evlilikler, sevgi ve merhamet gibi amaçlardan uzak, sadece cinsel dürtüleri tatmin etme amacı taşıyor.
Toplumsal sorunlar ve "kırmızı çizgiler"
Dr. Pişderi, misyar nikahının doğurabileceği toplumsal sorunlara da işaret etti. Çocuğun mirastan mahrum kalması, bir kadının birden fazla misyar nikahı yapabilmesi gibi risklere dikkat çeken Pişderi, "Bu yüzden Yüksek Fetva Konseyi'nin hiçbir üyesi bu tür bir evliliği desteklemiyor" dedi. Konsey raportörü, misyarın sadece tek bir durumda kabul edilebilir olacağını belirterek "kırmızı çizgileri" şöyle çizdi: "Ancak aleni olursa, halk bilirse, vasi hazır bulunursa, mahkemede tescil edilirse ve kadın kendi haklarından feragat ederse normal kabul edilebilir. Aksi takdirde diğer tüm durumlar çok kötü ve haramdır."
Misyar Nikahı: Kalıcı ama haklardan feragat edilen evlilik
Misyar nikahı, normal bir evlilik gibi süresiz bir akittir ve sadece boşanma ile sona erer. Bu modelde kadın, kendi rızasıyla nafaka (maddi geçim) ve sükna (eşle birlikte aynı evde yaşama) gibi bazı maddi haklarından feragat eder. Bu durum, erkeğin kadına düzenli maddi destek sağlama veya sürekli birlikte yaşama zorunluluğunu ortadan kaldırır. Sünni dünyada tartışmalı bir konudur. Bazı alimler, nikahın temel şartları (şahitler, veli onayı vb.) yerine getirildiği sürece caiz olduğunu savunurken, Yüksek Fetva Konseyi gibi birçok kurum ve alim, evliliğin ruhuna ve toplumsal amacına aykırı olduğu gerekçesiyle bu nikaha karşı çıkmaktadır. Doğan çocuklar meşrudur ve babanın soyuna yazılarak tüm miras haklarına sahip olur.
Mut'a Nikahı: Süresi belirlenmiş geçici birliktelik
Mut'a nikahı ise temelinde geçici bir sözleşmedir. Nikah kıyılırken birlikteliğin süresi (örneğin bir ay veya bir yıl) ve kadına ödenecek olan ücret (mehir) net bir şekilde belirlenir. Süre dolduğunda nikah kendiliğinden ve herhangi bir boşanma işlemine gerek kalmadan sona erer. Bu nikahta eşlerin birbirine mirasçı olma hakkı yoktur ve kadının nafaka hakkı bulunmaz. Bu uygulama, yalnızca Şii (Caferi) mezhebinde kabul görürken, tüm Sünni mezhepler tarafından kesin bir dille reddedilmekte ve geçersiz (batıl) sayılmaktadır. Misyarda olduğu gibi, bu birliktelikten doğan çocuklar da meşru kabul edilir ve babanın nesebine kaydedilir.


