Kobani (Rûdaw) – Kobani Cezaevi’nde çıkan yangında 7 tutuklunun hayatını kaybetmesi, Kürt kamuoyunda büyük üzüntü ve infiale yol açtı. Yangında yaşamını yitiren 21 yaşındaki Mahmud Sabit’in babası Sabit’in, oğlunun ardından hastane koridorlarında gözyaşları içinde yaktığı ağıtın görüntüleri sosyal medyada geniş yankı buldu. Acılı baba ve aynı cezaevinde bulunan, olayın tanıklarından oğlu Müslüm Sabit, yaşananları Rûdaw TV’de Nalin Hesen’in sunduğu bültene bağlanarak anlattı.
Ardından Müslüm Sabit’in tanıklığıyla devam etmek daha etkili olur:
Mahmud’un ağabeyi olay anını anlattı
21 yaşındaki Mahmud Sabit’in ağabeyi Müslüm Sabit de yangının çıktığı sırada cezaevindeydi. Yangının çıktığı koğuşun karşısındaki koğuşta kalan Müslüm Sabit, kardeşinin yanında yaralandığını ve onu kurtarmaya çalıştığını söyledi.
“Bizi Halep’e götürmek istiyorlardı”
Müslüm Sabit, olayların cezaevindeki tutukluların Halep’e götürülmek istenmesi üzerine başladığını belirtti.
“Bizi Halep’e götürmek istiyorlardı. Biz de gitmeyiz dedik. Mazlum Doğan, Kemal Pir gibi direniriz dedik. Gerekirse bize silah verin, biz bunlara karşı savaşalım dedik. Bir de Halep’e götürmek isteyince bu karşı direniş oldu.”
Sabit, cezaevine Suriye güvenlik güçlerinin geldiğini, daha sonra tutukluların teslim edilmek istendiğini belirterek yaşananları şöyle anlattı:
“Genel Suriye güvenlik güçleri içeriye gelmişlerdi. Sonra onlar çıktıktan sonra biz cezaevi yönetimine bizi teslim etmeyin. Onlar da bize dediler ki ‘Çaremiz yok, sizi teslim edeceğiz.’ Bunun üzerine biz cezaevindeki eşyaları ateşe verdik.”
“İsmail isimli yönetici, ‘tek tek bedeninizi ateşe verin’ dedi”
Müslüm Sabit, cezaevinde ateş yakmalarını engellemek isteyen görevlilerin bulunduğunu, ancak tutukluların buna karşı çıktığını belirtti.
“Ateş yakmamızı engellemek istediler ama biz kararlıydık, kabul etmek istemedik. İsmail isimli bir idareci vardı orada. Dedi ki, ‘Eşyaları niye yakıyorsunuz, tek tek bedeninizi ateşe verin.’ Bunu bize söyleyen İsmail isimli cezaevi yönetiminden biriydi.”
Sabit, aynı gece 8 tutklunun Halep’e götürüldüğünü ve bu kişilerin Kobani’den olduğunu söyledi.
“8 kişi Halep’e götürdüler. Hepsi Kobanêli Kürttü. Götürülen bu Kürtler o gece düzenlenen gösterilerde gözaltına alınan protestocu gençlerdir.”
“Kapıyı kırdıkça üzerimize tekrar kilitlediler”
Müslüm Sabit, yangın sırasında tutukluların çıkmaya çalıştığını ancak kapıların yeniden kilitlendiğini söyledi.
“Cezaevi alev aldığında kapıları açmadılar. Alev tüm cezaevini sardı. Kurtulmak için kapıları kırdık, . Bu şekilde çıkmaya çalıştık. Ancak biz çıkmaya çalıştıkça üzerimize kapıları kilitliyorlardı.”
Sabit, yangının büyümesi ve dumanın cezaevine yayılmasıyla tutukluların nefes almakta zorlandığını belirtti.
“Daha sonra tüm cezaevi alevler içinde kalıp dumanlar yükseldikten sonra bizim nefes alabileceğimiz bir yere geçmemizi söylediler.”
“Kapıları tekmeleyerek ve duvarlardan tırmanarak kurtulduk”
Sabit, cezaevine gelen Suriye güvenlik güçlerinin dışarı çıkanları dövdüğünü, ve bunun üzerine bazı tutukluların yeniden cezaevine dönmek zorunda kaldığını söyledi.
“Daha sonra genel güvenlik güçleri geldi. Dışarıya her çıkanı coplarla vurmaya başladılar. Yani mecbur kaldık, tekrardan cezaevine dönüyorduk. Bu yoğun bir şekilde müdahale oldu.”
Yangının diğer koğuşlara da sıçradığını belirten Sabit, bazı tutukluların kendi koğuşlarını da ateşe verdiğini söyledi.
“Bütün bunlar yaşanırken bir koğuştakiler de kendi koğuşlarını ateşe verdiler. Bunun üzerine tekrardan üzerimize kapıları kilitlediler. Nefessiz kaldık. Elektrikleri de kestiler. Ateşin içinde kalmamızı istediler.”
Sabit, kendilerinin duvarlara tırmanarak ve kapıları kırarak kurtulmaya çalıştıklarını ifade etti:
“Duvarlardan tırmanarak, kapıları tekmeleyerek, kırarak açtık ve bu şekilde kendimizi kurtardık. Ama bizden sonra kalanlar alevlerin içinde kaldılar. Çünkü alevler çok büyüdü ve tüm cezaevine yayıldı. Dumandan dolayı birçok insan baygın düştü.”
“Kardeşimi sırtıma aldım, hastaneye götürmek istedim”
Müslüm Sabit, cezaevinden çıktıktan sonra kardeşi Mahmut’un içeride kaldığını öğrendiğini ve onu aramaya başladığını söyledi.
“Ben dışarı çıktıktan sonra kardeşimin içeride kaldığını öğrendim. Onu birçok yerde aradım. Bir üst kata çıktım, ‘Burada değil’ dediler. Aşağı indim, onu aradım. Alevlerin içinde bana dışarı çıktığını söylediler. Ama dışarı çıktığımda onun orada olmadığını öğrendim.”
Mahmut’u daha sonra cezaevinde bulduğunu belirten Sabit, kardeşini hastaneye götürmek istediğini ancak buna izin verilmediğini söyledi.
“Kapının önünde onu gördüm, ağır şekilde yanmıştı ve onu kaldırdım. Hastaneye götürmek istedim ama bize ‘Hayır, hastaneye götürmeyeceksiniz, Ölsünler’ dediler.”
Müslüm Sabit, bu sözleri cezaevi yönetiminden Hıdır ve İsmail isimli kişilerin söylediğini belirtti.
“Bize bunu söyleyen cezaevi yönetiminden Hıdır ve İsmail isimli kişilerdir.”
“Kardeşim sırtımda taşırken öldü”
Müslüm Sabit, ağır yaralanan kardeşini sırtına aldığını ve hastaneye yetiştirmeye çalıştığını söyledi.
“Kardeşimi sırtladım. Bir süre sonra sesinin kesildiğini gördüm. Bizi bıraksınlar diye ‘Şehitler ölmez’ diye haykırdım ve onlara çarparak, iterek çıkmaya çalıştım.”
Mahmut’un çok ağır yanıklar aldığını anlatan ağabeyi, kardeşinin durumunu şu sözlerle aktardı:
“Tüm vücudu yanıklar içerisindeydi. Konuşamıyordu. Et parçaları üzerime yapıştı. Hastaneye 20 metre kala elimi tutan eli gevşeyerek düşünce şehit olduğunu anladım”
“Hıdır, İsmail ve Bilal hesap vermeli”
Sabit, cezaevi yönetiminin yangın sırasında gerekli müdahaleyi yapmadığını savundu.
“Eğer bizi erken bıraksaydılar, kapılarını üzerimize kilitlemeseydiler kimseye bir şey olmazdı.”
Müslüm Sabit, yaşananlardan cezaevi yönetiminin sorumlu olduğunu belirterek isim verdiği görevlilerin hesap vermesi gerektiğini söyledi.
“Hesap sorulmalı. Cezaevi kapısında nöbet tutan gardiyanlar, cezaevi yönetimi, özellikle Hıdır, İsmail ve Bilal isimli cezaevi sorumluları hesap vermeli.”
Sabit, olayın tüm yönleriyle soruşturulmasını istedi.
Mahmut’un hayali evlenmekti
Müslüm Sabit, kardeşi Mahmut’un 21 yaşında olduğunu ve cezaevinden çıktıktan sonra evlenip bir hayat kurmayı hayal ettiğini anlattı.
“Mahmut ölmeden önce en son mahkeme konuştuğumuzda bana hayallerinden bahsetmişti. Mahkemeden çıktıktan sonra evlenelim, kendimize bir hayat kuralım demişti. Ama ondan sonra cezaevinde bu şekilde şehit oldu. Kendisi 21 yaşındaydı.”
Mahmut’un babası: “Hakkımızı istiyoruz”
Mahmut’un babası Sabit de Rûdaw TV’de Nalin Hesen’in sunduğu bültene bağlanarak oğlunun ölümüyle ilgili sorumluların hesap vermesini istemişti.
Konuşmakta güçlük çeken ve gözyaşlarına hakim olamayan Sabit, “Biz hakkımızı istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Eğer hakkımızı vermezlerse de biz kendimiz hakkımızı alırız. Size açık söylüyorum, haksızlığı mutlaka ortaya çıkarın.
"Gözlerinizin önünde cayır cayır yanarlarken nasıl kapıları kilitler ve açamazsınız"
Sebepsiz yere oğlum öldü. Biri gözlerinizin önünde cayır cayır yanarlarken nasıl kapıları kilitler ve açmazsınız!” demişti.
Acılı baba, yangın sırasında tutuklulara su dahi verilmediğini belirterek, “Bir yudum su bile vermediler. Bunu yapanlar kafirlerden beter. Kafir bile bunu yapmaz!” ifadelerini kullandı.
Mahmut’un ağabeyi ise kendilerinin ilk günden itibaren haklarını arayacaklarını belirterek, “Biz hakkımızı arayacağız. Bu konuda sonuna kadar hesap soracağız. Bizim ciğerimizi yakanların da ciğeri yansın! Biz hakkımızı istiyoruz” demişti.
Sabit, son olarak tüm yasal yollara başvuracaklarını belirterek, “Burada açıkça söylüyorum, biz hakkımızı istiyoruz. Eğer siz hakkınızı vermezseniz biz hakkımızı alırız, her türlü yasal yola başvuracağız. Siz 30’a yakın insanın kanına girdiniz, sebepsiz yere. Nedeni nedir? Lütfen bizim hakkımızı arayın, bize yardımcı olun” çağrısında bulundu.

