Erbil (Rûdaw)- Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Süleymaniye Amerikan Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada akademik özgürlüğe ve eleştirel düşünceye vurgu yaptı.
Neçirvan Barzani, "Üniversiteler; cesur, özgür düşünen ve sansürsüz akıllar yetiştirmelidir" dedi.
Neçirvan Barzani, Süleymaniye Amerikan Üniversitesi’nde (AUIS) düzenlenen mezuniyet törenine katılarak öğrencilere ve akademik camiaya hitap etti.
Yalnızca devlete sırt dayama anlayışının geride kaldığını vurgulayan Neçirvan Barzani, "Asıl zenginlik petrol veya yer altı kaynakları değildir; günümüzün gerçek serveti aklınız, vizyonunuz ve inisiyatif alma cesaretinizdir" dedi.
Amerikan Üniversitesi - Süleymaniye (AUIS), düzenlenen görkemli bir törenle yeni dönem mezunlarını uğurladı.
Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani, Irak Başbakanı Temsilcisi, diplomatik misyon temsilcileri, akademisyenler ve ailelerin katıldığı törende 288 öğrenci mezuniyet sevinci yaşadı.
Törende konuşan Başkan Neçirvan Barzani, yeni mezunlara geleceğin inşasında üstlenecekleri roller, bağımsız düşüncenin önemi ve yapay zekâ çağında insan iradesinin rolüne dair kapsamlı bir manifesto sundu.
"Hükümet ne verir diye değil, ben ne katabilirim diye sorun"
Gençleri kamudan iş beklemek yerine üretken projelere ve girişimciliğe yönelmeye davet eden Başkan Barzani, vatandaşlık bilincinin devlete katkı sunmakla başladığını belirterek şunları söyledi:
"Elinizdeki diplomalar size kapılar açar ama yürüyeceğiniz yolu bizzat siz çizeceksiniz. İlk sorunuzun ‘Hükümet bana ne verecek?’ olmasına izin vermeyin. Aksine; ‘Ben ne sunabilirim, hangi sorunu çözebilir, hangi projeyle başkalarına istihdam yaratabilirim?’ diye sorun. Vatan, ondan ne aldığınızla değil, onun inşasına ne kattığınızla büyür. Geleceğimiz sadece doğal kaynaklarla tayin edilemez. Gerçek zenginlik petrol değildir; günümüzün asıl serveti sizin aklınız ve inisiyatifinizdir."
"Bilgi çokluğu yetmez, sansürsüz ve eleştirel akıl şart"
Bilgiye saniyeler içinde ulaşılan teknoloji çağında başarının kriterinin değiştiğini vurgulayan Barzani, üniversitelerin düşünce üretme merkezleri olması gerektiğinin altını çizdi:
"Artık belirleyici olan kimin daha çok bildiği değil, kimin 'nasıl düşüneceğini' bildiğidir. Hakikat ile propaganda arasındaki farkı ayırt edebilmektir. Üniversitelerin size kazandırması gereken en büyük değer; bağımsız, eleştirel, cesur ve hiçbir sansüre boyun eğmeyen bir akıldır. Aynı zamanda kendi yanlışlarını görüp düzeltme cesaretine sahip bir zihniyettir."
Yapay zekâ ve iklim krizi gibi küresel kaygılara da değinen Neçirvan Barzani, "Teknoloji hayatımızı kolaylaştırsa da hiçbir zaman insani ve milli iradenin yerini alamaz" mesajını verdi.
"Gücümüz tek tip olmakta değil, çeşitliliktedir"
AUIS’in farklı kültür ve şehirlerden gelen öğrencileri bir araya getiren yapısına dikkat çeken Barzani, bu tablonun tüm Irak için model olması gerektiğini kaydetti:
"Birlikte yaşamak ve ülkeyi kalkındırmak için tek tip olmak zorunda değiliz. Fikir ayrılıkları kopuşa yol açmamalıdır. Bizim asıl gücümüz çeşitliliğimizdir. Irak ve Kürdistan’ın, farklılıkları güce dönüştüren ve diyalog köprülerini yıkmayan bir nesle ihtiyacı var."
Vefa mesajı: Ömer Fettah ve Berhem Salih’e teşekkür
Konuşmasında geçmiş dönemdeki hükümet ortağı ve deneyimli siyasetçi Ömer Fettah’ın salonda bulunmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Neçirvan Barzani, kendisinin Kürdistan’a sunduğu hizmetlerin unutulmayacağını ifade etti.
Başkan Neçirvan Barzani ayrıca, üniversitenin kurucusu olan eski Irak Cumhurbaşkanı Dr. Berhem Salih’e de kuruma yaptığı öncülük ve harcadığı emekler dolayısıyla özel teşekkürlerini iletti.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin konuşmasının tam metni:
Saygıdeğer Kubad Bey (Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı), değerli mezunlar, mezunlarımızın kıymetli anne, baba ve aileleri, Sayın Üniversite Rektörü, saygıdeğer öğretim üyeleri; aramıza katılmak için Washington'dan gelen Alina Hanım, hoş geldiniz. Ayrıca bugün Bağdat'tan gelerek aramızı teşrif eden Irak Başbakanı Temsilcisi Ali Zeydi’ye de özel olarak hoş geldiniz diyorum.
Konuşmama başlamadan önce, bugün burada hazır bulunan çok sevdiğim bir kardeşime, Ömer Fettah Bey’a hoş geldiniz demek istiyorum. Çok hoş geldiniz Kak Ömer. Hükümetin birleşmesinden sonraki kabinede Ömer Bey ile birlikte çalıştık. Gerçekten o dönemde de söyledim, şimdi de söylüyorum: Kak Ömer, birlikte çalışmaktan her zaman büyük onur ve gurur duyduğum, çok saygıdeğer bir şahsiyettir. Bugün kendisini sağlıklı görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Hoş geldiniz Kak Ömer. Kürdistan'a yaptığınız tüm hizmetler için çok teşekkür ederim, gerçekten yeriniz çok ayrı. Şunu bilmenizi isterim ki sizi her zaman özlemle anıyor ve o günleri yad ediyoruz. Tekrar hoş geldiniz.
Bu akşam Irak Amerikan Üniversitesi - Süleymaniye’nin mezuniyet töreninde bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Ülkemizin 288 gencinin mezuniyet sevincine ortak oluyoruz. Hepinizi yürekten tebrik ediyorum. Her zaman yanınızda olan anne, baba ve ailelerinizi, öğretmenlerinizi, üniversitenizi ve bu başarıda payı olan herkesi kutluyorum.
Sevgili mezunlar...
Her neslin kendi çağına ve ülkesine karşı farklı meydan okumaları ve sorumlulukları vardır. Bizim neslimiz; en büyük mücadelenin Kürdistan'ı ve kimliğimizi korumak, özgürlük uğruna savaşmak, savaşların yıktığını yeniden inşa etmek, kurumları tesis etmek ve ülkenin kapılarını dünyaya açmak olduğu bir dönemde yaşadı.
Fakat sizler bambaşka bir dönemdesiniz ve yeni sorularla karşı karşıyasınız: Gençlere fırsatlar sunan üretken bir ekonomiyi nasıl inşa edebiliriz? Hataları nasıl düzeltip kurumlarımızı nasıl daha iyi ve verimli hale getirebiliriz? İnsani değerlerimizi kaybetmeden teknolojiden nasıl faydalanabiliriz? Ve Irak ile Kürdistan Bölgesi, hızla değişen bir dünyada nasıl rekabet edip ilerleyebilir? Bunlar sizin neslinizin sorularıdır ve sizin vereceğiniz cevaplar, ülkemizin geleceğini şekillendirmenin temel bir parçası olacaktır.
Bugün, geçmişte elde edilmesi günler ve aylar süren bilgilere birkaç dakika içinde ulaşabildiğimiz bir dünyadayız. Ancak bilgi çokluğu, mutlaka bilginin derinliği anlamına gelmez. Bu yüzden sizi diğerlerinden ayıracak olan şey artık yalnızca "kimin daha çok bildiği" değil; "nasıl düşüneceğini kimin bildiğidir." Hakikat ile propaganda, bilgi ile kişisel kanaat arasındaki farkı nasıl ayırt edeceğinizdir. Karar vermeden veya yargıda bulunmadan önce nasıl soru sorup araştırma yapacağınızdır.
Bana göre üniversitenin sizlere kazandırması gereken en önemli değerlerden biri de budur: Bağımsız, özgür ve eleştirel bir akıl. Cesurca ve sansürsüzce sorgulayan, öğrenen bir akıl. Aynı zamanda kendini gözden geçirme ve hatalarını düzeltme cesaretine sahip bir akıl.
Sevgili mezunlar...
Bugün alacağınız diploma önünüzde kapılar açar, ancak izleyeceğiniz yolu o belirlemez. Yolunuzu siz kendiniz çizeceksiniz. İlk sorunuzun "Hükümet bana ne sunabilir?" olmasına izin vermeyin; aksine "Ben ne sunabilirim?", "Hangi soruna çözüm üretebilirim?", "Hangi iş ve projelerle hem kendime hem de başkalarına fırsatlar yaratabilirim?" diye sorun.
Gerçek vatandaşlığın anlamı da işte burada başlar. Vatan, ondan ne kadar aldığınızla değil, onun inşasına ne kadar katkıda bulunduğunuzla büyür. Geleceğimiz sadece doğal kaynaklarla belirlenemez. Gerçek zenginlik petrol ve yer altı kaynakları değildir; günümüzün gerçek zenginliği sizin aklınız ve inisiyatifinizdir.
Değerli gençler...
Bu üniversitede öğrendiğiniz ve diplomanızda yazmayan çok önemli bir şey daha var: Sizler farklı şehirlerden, farklı bölgelerden ve farklı kültürlerden geldiniz. Birlikte öğrendiniz, birlikte çalıştınız ve birbirinizi tanıdınız. İşte bu, Irak’ın en çok ihtiyaç duyduğu tecrübedir. Birlikte yaşamak ve ülkeyi imar etmek için birbirimize benzemek zorunda değiliz. Fikir ayrılıkları kopuşa yol açmamalıdır. Bizim gücümüz tek tip olmakta değil, çeşitliliktedir.
Irak ve Kürdistan'ın, çeşitliliği bir güç kaynağına dönüştüren ve muhataplarıyla diyalog köprülerini asla yıkmayan bir nesle ihtiyacı var. Burada kurduğunuz o köprüleri pratik yaşamınıza da taşıyın.
Sevgili mezunlar...
Biliyorum ki bugün pek çok genç etrafına baktığında geleceğe kaygıyla bakıyor. Bitmek bilmeyen savaşları, iklim değişikliği tehditlerini, teknoloji ve yapay zekânın getirdiği meydan okumaları düşünüyor. Bu endişeler gayet anlaşılırdır; ancak her zaman söylediğimiz gibi, teknolojik gelişmeler bize birçok cevap verebilir fakat hiçbir zaman insani ve milli iradenin yerini alamaz.
Kürdistan halkının tecrübesi bize gösterdi ki gerçekler ne kadar zor olursa olsun, değiştirilemez bir kader değildir. Bu vatan öyle günlerden geçti ki, bugünkü aşamaya gelebilmeyi düşünmek bile bir hayal gibiydi. Ancak hayat durmadı; halkımız öğrenmekten ve inşa etmekten asla vazgeçmedi. Bu yüzden sizden ricam, gerçekleri tüm zorluklarıyla olduğu gibi görün ve yolunuza devam edin. Değiştirme gücünüze inanın.
İhtiyacımız olan umut işte budur: Emek, sorumluluk ve inisiyatifle beslenen bir umut. Kendi kimliğinizi koruyun, zihninizi ise dünyaya açın. Başarınızı yalnızca kendiniz için elde ettiklerinizle değil; insanların hayatına ne kattığınızla ve bu ülkenin kalkınmasına ne kadar katkı sunduğunuzla ölçün. Umuyorum ki öyle bir çaba gösterir ve öyle çalışırsınız ki, bir gün dönüp bu döneme baktığınızda "Bizim neslimiz yalnızca kendisine bırakılanla yetinmedi; geleceğin nesillerine çok daha büyük fırsatlar sundu" diyebilesiniz.
Buradan, bu üniversiteden ve bu kürsüden, bu üniversitenin kurucusu olan değerli kardeşim Dr. Berhem Salih’e, bu akademik kurumun başarısı için harcadığı emekler ve üstlendiği rol dolayısıyla bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.
Sizleri, gururlu ailelerinizi, hocalarınızı, Irak Amerikan Üniversitesi - Süleymaniye yönetimini ve tüm personelini bir kez daha tebrik ediyorum. Hepinize başarılarla dolu bir gelecek diliyorum; iyi akşamlar, hoş geldiniz ve çok teşekkür ederim.



