Erbil (Rûdaw) - İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), Rojhılat’ta askeri operasyon yürütmek amacıyla Kürdistan Bölgesi’nden Peşmerge güçleri göndermeyeceklerini açıkladı. Parti Sözcüsü Halid Azizi, Irak ve Kürdistan Bölgesi yönetimlerine, topraklarını İran’a karşı savaş için kullanmayacakları yönünde söz verdiklerini belirtti.
KDP-İ Sözcüsü Halid Azizi, Rûdaw’dan Hiwa Cemal’e yaptığı açıklamada, Irak hükümeti ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile konuyu görüştüklerini söyledi.
Azizi, “Hem Irak hükümeti hem de Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile bu konuyu görüştük. Irak Kürdistanı’nı veya Irak’ı savaşın arka cephesi haline getirmemeye karar verdik ve bu konuda söz verdik” dedi.
Partinin Rojhılat’a Peşmerge birlikleri göndermeye ihtiyaç duymadığını belirten Azizi, İran içerisindeki Kürt muhalif grupların ve destekçilerinin sivil mücadele yürüttüğünü ifade etti.
Azizi, “KDP-İ, yüz binlerce insan ülke içinde kendi sivil mücadelesini yürütürken, silahlı çatışma başlatmak veya askeri eylemde bulunmak üzere İran Kürdistanı’na Peşmerge birlikleri göndermeye ihtiyaç duymuyor” diye konuştu.
“Kamplarımız sivil tesislerdir”
Azizi’nin açıklamaları, İran’ın Erbil Başkonsolosu Faramarz Esedi’nin “Kürt partileri yabancı güçlerle iş birliği yapmakla” suçlamasının ve üyelerinin İran’a teslim edilmesini istemesinin ardından geldi.
Azizi, Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt partilere ait kampların askeri alanlar olduğu yönündeki İran iddiasını reddetti. Bu tesislerin sivil amaçlarla kullanıldığını ve KDP-İ’nin buraları silahlı operasyonlar için üs olarak kullanma niyetinde olmadığını söyledi.
“Bu kamplar hiçbir zaman askeri kamp olmadı; askeri olmayan, sivil kamplardır” diyen Azizi, kamplarda gençlik ve kadın birliklerinin ofisleri, çocuk bakım merkezleri, hastaneler ve okullar bulunduğunu belirtti.
Partinin bu tesislerin niteliği hakkında Irak hükümeti, Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu (UNAMI) ile görüştüğünü aktaran Azizi, ilgili yetkililerin kampların sivil niteliğinden haberdar olduğunu söyledi.
Azizi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin iddiası tamamen yanlış ve dayanaksızdır” ifadelerini kullandı. Kampları şimdi veya gelecekte askeri merkezlere dönüştürmek ya da buralardan askeri operasyonlar başlatmak istemediklerini vurguladı.
“İran bizimle görüşmek isterse dinlemeye hazırız”
KDP-İ Sözcüsü Azizi, müzakereler için uygun koşulların henüz oluşmadığını belirtmekle birlikte, Tahran’ın girişimde bulunması halinde diyaloga açık olduklarını söyledi.
Azizi, “İran Kürdistan Demokrat Partisi olarak en başından beri barışçıl çözümleri, diyaloğu, görüşmeleri ve müzakereleri destekledik” dedi. Müzakerelerin partinin uzun süredir benimsediği bir ilke olduğunu kaydetti.
İran’daki 1979 Devrimi’nin ardından İslam Cumhuriyeti ile birkaç tur görüşme yaptıklarını hatırlatan Azizi, bu görüşmelerin Kürt meselesini çözüme kavuşturamadığını ve ardından Kürdistan’da yeniden askeri çatışmalar yaşandığını belirtti.
Buna rağmen Tahran’ın kendileriyle iletişime geçmesi halinde görüşmeye hazır olduklarını ifade eden Azizi, “İslam Cumhuriyeti KDP-İ’ye ulaşıp ‘Sizinle konuşmak istiyoruz’ derse parti onları dinlemeye hazırdır” diye konuştu.
Azizi, görüşmelerin devam edip etmeyeceğine ilişkin kararın, ele alınacak konulara ve görüşmelerin alacağı yöne bağlı olacağını söyledi. İranlı Kürt muhalif partilerden oluşan ittifak bünyesinde müzakere olasılığının henüz görüşülmediğini belirten Azizi, Tahran’dan bir teklif gelmesi halinde ilerlemeden önce müttefikleriyle istişare edeceklerini kaydetti.
Kürt partiler ile Tahran arasında gerilim
Açıklamalar, Tahran ile Kürdistan Bölgesi’nde faaliyet gösteren Rojhılatlı Kürt partiler arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde geldi.
Şubat ayının sonlarında başlayan İran-İsrail savaşı sırasında KDP-İ, İran’daki İslam yönetiminin sona ermesini destekleyen açıklamalar yayımladı. Parti, diğer Kürt muhalif gruplarla oluşturduğu yeni ittifakın yabancı güçlerle iş birliğinin kanıtı olduğu yönündeki İran suçlamalarını da reddetti.
KDP-İ, Esedi’nin perşembe günü Rûdaw’a verdiği röportaja yanıt olarak yayımladığı açıklamada, şubat ayında ilan edilen İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı’nın, İran’da Kürt haklarının güvence altına alınması için çalışmaları koordine etmeyi amaçlayan siyasi bir girişim olduğunu bildirdi.
Parti, Tahran’ı Kürtlerin siyasi ve ulusal taleplerini bir güvenlik tehdidi olarak görmekle ve bu talepleri ele almak yerine baskı ve güç kullanmakla suçladı.
Esedi ise beş Kürt muhalif partinin savaş başlamadan kısa süre önce yabancı güçlerin baskısıyla ittifak kurduğunu öne sürdü. Grupları “terörist” olarak nitelendiren Asadi, üyelerinin Interpol aracılığıyla İran’a iade edilmesini istedi.
KDP-İ ise İran’ı “terörist bir devlet” olarak tanımladı. Siyasi muhaliflerin uluslararası mekanizmalar aracılığıyla İran’a gönderilmesinin, mültecileri koruyan uluslararası güvencelere ve kişilerin zulüm ya da ciddi zarar görme riski bulunan yerlere geri gönderilmesini yasaklayan geri göndermeme ilkesine aykırı olacağını savundu.
Gerilim, İran’ın Kürdistan Bölgesi’ne yönelik tekrarlanan saldırılarıyla aynı dönemde yaşanıyor. KDP-İ, savaşın başlamasından bu yana İran’ın Kürdistan Bölgesi’ne 1.200’den fazla saldırı düzenlediğini öne sürdü. Kürdistan Bölgesi yetkilileri ise İran ve İran’la bağlantılı Iraklı silahlı gruplar tarafından 1.000’den fazla insansız hava aracı ve füze saldırısı gerçekleştirildiğini bildirdi.
Esedi, İran’ın yeni saldırılar düzenlemesi ihtimalini dışlamayarak Tahran’ın ABD çıkarlarını ve Kürt grupları potansiyel hedefler olarak görmeye devam ettiğini söyledi.



