Erbil (Rûdaw) – KCK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan “Yeni bir strateji geliştirerek bölgede yeni bir dönem başlatmak istiyoruz” dedi.
Kendini fesheden PKK’nin çatı örgütlenmesi KCK’nin Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan, The Amargi’ye verdiği söyleşide Kürt sorununun çözümü, Türkiye ile Kürtler arasındaki çatışmalı sürecin tarihsel geçmişi, silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş, barış süreci ve güçlerin geri çekilmesi konularında değerlendirmelerde bulundu.
Mücadele yöntemini değiştirmek istediklerini belirten Karayılan, “Yeni bir strateji geliştirerek bölgede yeni bir dönem başlatmak istiyoruz” dedi.
“Devlet inkardan Kürtler de isyandan vazgeçmeli”
The Amargi söyleşisinin bir bölümünde Kürt sorununun çözümü için inkâr, imha ve asimilasyon politikalarının sona ermesi gerektiğini ifade eden Karayılan, Kürtlerin de isyandan vazgeçerek demokratik entegrasyona yönelmesi gerektiğini söyledi:
“Bizim iddiamız bu yeni süreç sadece Kürtler için değil bölge devletleri için de bir örnek model olabilmesidir. Yeni strateji ile yeni bir süreç başlatmak istiyoruz. Biz egemen devletlerin, asimilasyon inkar ve imha politikalarından vaz geçmesini, Kürtlerin de isyandan vazgeçmesini savunuyoruz. Ne inkâr ve imha ne de isyan… Bunun yerine demokratik entegrasyon geliştirilmelidir.”
Yaklaşık 53 yıllık bir mücadele yürüttüklerini belirten Karayılan, bu mücadelenin çok zor ve fedakârlıklarla dolu olduğunu dile getirdi.
Kişisel çıkarları ve maddi beklentileri olmadığını söyleyen Karayılan, mücadele uğruna hayatlarını ortaya koyduklarını belirterek, “Yalnızca kendimizi feda etmekle kalmadık, hayatlarımızı davamıza hizmet etmeye adadık. Önder Apo’nun düşüncelerine inanıyoruz. Bu düşüncenin başarıya ulaşması ve hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Karayılan, yürüttükleri mücadelenin zorluğuna dikkat çekerek, kim olduklarını, neler yaptıklarını ve neleri başardıklarını bildiklerini söyledi.
“Kürtlerle Türkiye arasındaki anlaşmazlığın geçmişi 220 yıla dayanıyor”
Kürtlerle Türkiye arasındaki çatışma ve anlaşmazlıkların tarihsel geçmişine değinen Karayılan, bu sürecin yaklaşık 220 yıl öncesine dayandığını söyledi.
Abdullah Babanzade döneminden başlayarak Osmanlı İmparatorluğu ile Kürtler arasında çatışmalar yaşandığını belirten Karayılan, Osmanlı döneminin ardından Türkiye Cumhuriyeti ile Kürtler arasında da anlaşmazlıkların devam ettiğini söyledi.
Bu süreçte çok sayıda katliam yaşandığını, isyanların çıktığını ifade eden Karayılan, yürüttükleri mücadeleyi ise planlı, programlı ve örgütlü bir isyan olarak nitelendirdi.
Uzun yıllar devam eden silahlı mücadelenin ardından artık farklı bir yönteme ihtiyaç duyulduğunu belirten Karayılan, savaşın rolünü oynadığını ve bazı sonuçlar elde edildiğini savundu.
“Buradan sonra siyasetin yürütülmesi gerekiyor. Artık siyasetin sonuç alması gerektiğini söylüyoruz. Elbette henüz sonuca ulaşmış değiliz. Ancak mücadele yöntemimizi değiştirmek istiyoruz. Bu dönemde esas olarak silahlı mücadele yönteminden uzaklaşmak gerekiyor” dedi.
“Kürt meselesi masaya taşındı ancak Türkiye bunu kabul etmedi”
Mücadelenin 1984’te başladığını belirten Karayılan, 1990’lı yıllarda Kürt meselesinin daha görünür hale geldiğini ve sorunun müzakere masasına taşındığını söyledi.
Kürtlerin varlığının Türkiye devleti tarafından inkâr edildiği bir dönemde meselenin tartışılmasının ve diyalog yoluyla çözülmesinin gerekli olduğunu ifade eden Karayılan, buna rağmen Türkiye’nin uzun yıllar boyunca çözüm yaklaşımını kabul etmediğini öne sürdü.
Karayılan, “Kürt meselesi masaya taşındı. Sorunun masada tartışılması, diyalogla çözülmesi gerekiyordu. Ancak Türkiye devleti 33 yıl boyunca bunu kabul etmedi” ifadelerini kullandı.
Geçmişte birçok kez girişimde bulunduklarını belirten Karayılan, bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını savundu. Türkiye’nin zaman zaman kabul eder gibi göründüğünü, ancak ardından yeniden geri adım attığını ileri süren Karayılan, dokuz kez ateşkes ilan edildiğini söyledi:
“Dokuz kez ateşkes ilan edildi. Türkiye devleti her defasında yeniden savaşa yöneldi. Artık savaşı durdurmalı ve başka bir yolu devreye sokmalıyız.”
Karayılan, Türkiye’nin her defasında yeniden savaşa yöneldiğini öne sürerek, artık çatışmanın sona erdirilmesi ve yeni bir yöntemin devreye sokulması gerektiğini ifade etti.
“Kürtler ile Türkler arasında kardeşliği kurabiliriz”
Barış sürecine ilişkin değerlendirmelerinde yeni bir dönemin başlatılmasını istediklerini belirten Karayılan, Kürtler ile Türkler arasında kardeşliğin kurulabileceğini söyledi.
Devlet tarafından da bu yönde çağrılar yapıldığını, bazı devlet yetkililerinin benzer açıklamalarda bulunduğunu belirten Karayılan, Abdullah Öcalan’ın bu çağrılara olumlu yanıt verdiğini ifade etti.
Karayılan, “Artık barışı inşa etmeliyiz. Kürtler ile Türkler arasında kardeşliği kurabileceğimizi söylüyoruz. Biz de böyle olmasını istiyoruz” dedi.
Mücadele yönteminin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Karayılan, silahlı mücadele yerine demokratik siyaset ve barış yolunun geliştirilmesini savundu.
“Yeni bir barış yöntemi geliştirmeliyiz. Mücadele yöntemimizi değiştirmeliyiz. Mücadele yöntemleri arasında silahlı mücadele de vardı. Ancak artık stratejimizi değiştirmemiz, yeni bir strateji geliştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Demokratik siyaset stratejisini esas almalıyız” diye konuştu.
Karayılan, buna karşılık herhangi bir saldırı durumunda herkesin kendisini savunma hakkı bulunduğunu da söyledi.
Yeni bir yöntem ve yeni bir yol geliştirmek istediklerini belirten Karayılan, bundan sonraki süreçte barış konusunun daha fazla ele alınması gerektiğini kaydetti.
Güçlerin geri çekilmesi ve barış süreci
Söyleşide güçlerin geri çekilmesi konusu da gündeme geldi. Karayılan, güçlerin Türkiye’den çekilmesi, Kürdistan Bölgesi’ne veya Kandil’e geçmesi ve bu sürecin nasıl değerlendirileceğiyle ilgili sorular üzerine barış sürecinin farklı boyutlarının bulunduğunu anlattı.
Abdullah Öcalan’ın barış için üç koşul belirlediğini söyleyen Karayılan, silahların susturulması ve tarafların silah bırakması konularının gündeme geldiğini ifade etti. Görüşmelerin ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini belirten Karayılan, bu süreçte bazı heyetlerin İmralı’ya giderek Öcalan ile görüştüğünü ve çeşitli konuların ele alındığını söyledi.
Barışın inşası için siyasi heyetlerin oluşturulması gibi adımların da gündeme geldiğini belirten Karayılan, yaklaşık iki yıldır devam eden sürecin henüz güven oluşturacak bir aşamaya ulaşmadığını savundu.
Karayılan, barışın mümkün olabilmesi için inkâr ve asimilasyon politikalarının sona ermesi gerektiğini ifade etti. Güçlerin geri çekilmesi konusunun da bu çerçevede ele alınması gerektiğini belirtti.
Sürece ilişkin değerlendirmesinde ne tamamen olumlu ne de tamamen olumsuz bir yaklaşım içinde olduğunu söyleyen Karayılan, mevcut durumun bu şekilde olduğunu dile getirdi.
“Bu süreçte mücadele yöntemimizi de ele alıyoruz. Yeni yollar açmak, barış ve çözüm yolunu geliştirmek istiyoruz” dedi.
Karayılan, sürecin yaklaşık iki yıldır devam etmesine rağmen Türkiye devleti tarafından henüz güven oluşturacak ve tarafları ikna edecek adımların atılmadığını öne sürdü.
“Metina’dan diyalog sonucu çekildik, TSK bizi oradan çıkaramazdı”
Metina bölgesinden çekilme konusuna da değinerek, buradan Türkiye ile yapılan bir anlaşma sonucunda ayrıldıklarını ileri sürdü.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kendilerini Metina’dan çıkarabilecek güce sahip olmadığını iddia eden Karayılan, çekilmenin bir anlaşma çerçevesinde gerçekleştiğini savundu.
Karayılan, “40 yıldır savaş yürüttük. Türk devleti başarılı olmadı. Kendini başarılı yansıtıyor ama Metina’daki durum gözler önünde. Biz diyalog ile Metina’dan çekildik” dedi.
“Metina’yı bizden zor kullanarak alamadılar, bu tarihi bir gerçekliktir” diyen Murat Karayılan, “Kimse gözler önündeki tarihi bu gerçeği inkar etmesin. İnkar ederlerse elimizdeki geri çekilmenin görüntülerini yayınlarız” şeklinde konuştu.



