Haber Merkezi - Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) üst düzey bir yetkili, Irak Anayasası’nda yapılması planlanan değişikliklerin Kürdistan Bölgesi’nin yetkilerini tırpanlayabileceği uyarısında bulundu. Anayasa değişikliği yönündeki yeni girişimler, federalizm ve hükümet kurma mekanizmaları üzerindeki derin anlaşmazlıkları bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
KDP Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve Irak Parlamentosu eski KDP Grubu Başkanı Eşvak Caf, Rûdaw’dan Senger Abdulrahman’a yaptığı açıklamada, Kürt siyasi partilerinin önerilen tüm değişiklikleri "titizlikle incelemesi" gerektiğini vurguladı. Caf, özellikle Bağdat ile Kürdistan Bölgesi arasındaki yetki paylaşımını düzenleyen maddeler konusunda ve "Arapça metinlerde kullanılan terminolojiye, kelimelere karşı son derece dikkatli olunması" çağrısında bulundu.
Caf ayrıca, daha önceki değişiklik tartışmalarında Kürt temsilcilerin Kürdistan Bölgesi'ni ilgilendiren maddelere dokunulmaması gerektiği konusundaki kararlı duruşunu hatırlattı.
Bu dönemde kaygılar attı
Kürt siyasetçilerin bu uyarıları, olası anayasa değişikliklerinin gücü Kürdistan Bölgesi’nden alarak Bağdat’taki merkezi hükümetin elinde toplayacağı yönündeki kaygıların arttığı bir dönemde geldi.
Değişiklik paketinin tamamı henüz kamuoyuna sunulmamış olsa da, yıllardır Şii ve Sünni Arap siyasetçiler; Ninova (Musul), Kerkük, Selahaddin ve Diyala vilayetlerindeki tartışmalı bölgelerin durumunun normalleştirilmesini öngören 140. Madde’nin anayasadan çıkarılmasını talep ediyor. Ayrıca hazırlanacak yeni bir anayasa taslağında petrol ve gaz üzerindeki tüm yetkilerin münhasıran Bağdat'taki federal hükümete devredilmesi yönünde de çağrılar yapılıyor.
Tartışmalar, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın cuma günü Irak Parlamentosu’na yaptığı çağrının ardından alevlendi. Zeydan, özellikle hükümet kurma süreçlerinde siyasi krizlere ve tıkanıklıklara neden olan 68. Madde başta olmak üzere, anayasal hükümlerin gözden geçirilip revize edilmesini istemişti.
Bazı Arap parlamenterler bu öneriyi hükümet kurma krizlerini aşmak için bir fırsat olarak memnuniyetle karşılarken, Kürt siyasetçiler ülkenin federal sistemini zayıflatacak adımlara karşı uyarıda bulunuyor. Kürtlerin onayını almadan meclis çoğunluğu, cumhurbaşkanlığı seçimi, en büyük meclis grubunun belirlenmesi ve Kürdistan Bölgesi'nin statüsünü etkileyecek maddelerin değiştirilmesinin, gücü bütünüyle Bağdat'ta merkezileştireceği ifade ediliyor.
Farklı yorumlar ve siyasi krizler
Eşvak Caf, anayasada bazı maddelerin netleştirilmeye ihtiyaç duyduğunu kabul etti. Bunların başında, Federal Mahkeme’nin 2010 ve 2022 yıllarında iki farklı yorum getirdiği ve başbakanın belirlenmesini düzenleyen "en büyük parlamento grubu" hakkındaki 76. Madde geliyor.
2010 seçimlerinde eski Başbakan İyad Allavi’nin Irakiye Koalisyonu 91 sandalye kazanarak, 89 sandalyede kalan Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu’nu geride bırakmıştı. Ancak Federal Yüksek Mahkeme, başbakanı belirleme hakkına sahip "en büyük grubun", seçimden birinci çıkan liste olabileceği gibi seçimden sonra mecliste kurulan daha büyük bir ittifak da olabileceğine hükmetti. Bu yorum, Maliki’nin seçim mağlubiyetine rağmen ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturmasının önünü açtı.
Benzer bir kriz Ekim 2021 seçimlerinden sonra da yaşandı. Şii lider Mukteda es-Sadr’ın hareketi 73 sandalye kazanarak meclisin birinci partisi oldu. Sadr; KDP ve Sünni siyasi gruplarla ittifak kurarak Koordinasyon Çerçevesi'ndeki Şii rakiplerini dışlayan bir çoğunluk hükümeti kurmak istedi. Ancak Federal Yüksek Mahkeme, cumhurbaşkanı seçimi için parlamentoda üçte iki çoğunluk şartı arayan 70. Madde yorumuyla Sadr ittifakının hükümet kurmasını engelledi. Yaşanan krizin ardından Sadr'ın vekillerini istifa ettirmesiyle Koordinasyon Çerçevesi en büyük grup haline geldi ve Muhammed Şiya Sudani başbakanlığındaki hükümet kurulabildi.
Hayata geçirilmeyen "Federal Konsey"
Eşvak Caf’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri de anayasanın 65. Maddesi oldu. Bu madde, Irak’taki bölgeleri ve bir bölgeye bağlı olmayan vilayetleri temsil edecek bir "Federal Konsey"in (Senato) kurulmasını öngörüyor.
2005 Anayasası’nda yer almasına rağmen parlamentonun yanında yasama organının ikinci kanadı olması planlanan bu konsey bugüne kadar hiç kurulmadı.
Caf, daha önce konseyin kurulması için hazırlanan yasa tasarılarının, konseyin yetkilerini kısıtlayarak onu sembolik bir kuruma dönüştürmek isteyen siyasi partilerin engeline takıldığını söyledi ve ekledi:
"Biz bu konseyin, federal bölgelerin ve vilayetlerin haklarını güçlü bir şekilde savunacak bir yapıya sahip olmasını istiyoruz."
Anayasal güvenceler tehdit altında
Caf, 2009 yılında gündeme gelen anayasa değişikliği taslağını da eleştirerek, söz konusu taslağın yetkileri Bağdat'a devrederek Kürdistan Bölgesi’nin anayasal kazanımlarını zayıflatmayı hedeflediğini belirtti:
"Irak halkının referandumla onayladığı anayasaya göre Irak federal bir ülkedir. Ancak 2009'daki taslak, tüm yetkileri yeniden merkezi hükümete devretme zihniyetini benimsedi. Bu durum 2005 Anayasası’nın ruhuyla bağdaşmamaktadır."
Olası bir değişiklikte hangi anayasa maddesinin uygulanacağı da tartışma konusu. Geçici bir madde olarak metne giren 142. Madde, değişikliklerin en az 3 vilayette seçmenlerin üçte iki çoğunluğuyla reddedilmesi halinde veto edilmesini öngörüyor. Bu hüküm, Kürtler tarafından kendi rızaları hilafına yapılabilecek değişikliklere karşı "tarihi bir güvence" olarak görülüyor. 126. Madde ise genel değişiklik usullerini belirlerken, federal bölgelerin yetkilerini azaltacak değişikliklerin ilgili bölgenin parlamentosu ve halkı tarafından onaylanmasını şart koşuyor.
Kürt cephesinden ortak kaygı
Anayasal güvencelerin korunması gerektiği görüşü diğer Kürt partileri tarafından da paylaşılıyor.
Irak Parlamentosu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Grubu Başkanı Herem Kemal Ağa Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Yargı Konseyi Başkanı Zeydan’ın çağrısının henüz parlamentoya resmi bir teklif olarak sunulmadığını söyledi. Ağa, Kürtler başta olmak üzere Irak’ın kurucu unsurları arasında tam bir uzlaşma olmadan anayasa değişikliğinin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını ifade etti.
KDP Milletvekili Selvan Akreyi de zamanlamaya dikkat çekerek, ülkenin mevcut siyasi atmosferinin anayasayı tartışmaya açmak için uygun olmadığını kaydetti.
Buna karşın Bedir Grubu Milletvekili Şakir et-Tamimi, hükümet kurma süreçlerindeki belirsizliklerin aşılması için Zeydan’ın teklifini desteklediklerini açıkladı.
2005 Anayasası’nı hazırlayan komitede yer alan Iraklı yargıç Vail Abdullatif ise Rûdaw’dan Melik Muhammed’e yaptığı değerlendirmede, Zeydan’ın çağrısının bağlayıcı bir yasal niteliği olmadığını, yetkinin tamamen parlamentoda olduğunu vurguladı. Abdullatif, derin siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçmişteki girişimlerin başarısız olduğunu hatırlatarak mevcut tabloda uzlaşmanın zor olduğunu söyledi.
Bağdat-Erbil hattındaki anayasal uyuşmazlıklar
Anayasa tartışmaları, Erbil ile Bağdat arasında Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin kaderini belirleyecek 140. Madde’nin uygulanmaması, petrol ve gaz yasası ile bütçe gibi temel konulardaki gerilimlerin sürdüğü bir dönemde yeniden alevlendi.
Geçtiğimiz günlerde Erbil’de düzenlenen MERI Forumu’nda konuşan Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani, Bağdat ile yaşanan anlaşmazlıkların temelinde mevcut anayasanın tam olarak uygulanmamasının yattığını vurgulamış ve Kürdistan Bölgesi’nin de kendi anayasasını hazırlamasının artık bir zorunluluk haline geldiğini dile getirmişti.
Irak Anayasası, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından 15 Ekim 2005 tarihinde yapılan genel referandumda halkın yüzde 78,59'unun "evet" oyuyla kabul edilmiş ve ülkenin federal sisteminin temeli atılmıştı.



