ABD (Rûdaw)- ABD’deki Virginia Tech Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacı Şükriye Bradosti, Rusya ve İran gibi ülkelerin ABD seçimlerini doğrudan teknik olarak manipüle edemeyeceğini belirterek, asıl hedefin Amerikan halkının demokratik kurumlara ve seçim sonuçlarına duyduğu güveni sarsmak olduğunu söyledi.
Virginia Tech Üniversitesi’nde doktora araştırmalarını sürdüren Kürt akademisyen Şükriye Bradosti, Rûdaw Washington Temsilcisi Diyar Kurda’nın sunduğu "Kongre Yolu" (programına konuk olarak ABD seçimleri, dış müdahale iddiaları ve seçim sisteminin işleyişine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
"Asıl hedef sandık değil, kamuoyu algısı"
Yabancı güçlerin ABD’deki oy verme altyapısına doğrudan sızamayacağını vurgulayan Bradosti, yürütülen dezenformasyon faaliyetlerinin amacının kamuoyu algısını manipüle etmek olduğunu kaydetti.
2016 başkanlık seçimlerinde Rus askeri istihbaratının Demokrat Parti sistemlerine girerek belgelere müdahale ettiğini hatırlatan Bradosti, "Son seçimlerde de İran'ın benzer şekilde ABD seçim süreçlerine müdahale etmeye çalıştığına dair somut kanıtlar ortaya kondu. Ancak bu ülkeler doğrudan oy verme makinelerine veya sisteme müdahale edemez. Amaçları seçmenin algısını değiştirmek ve seçim atmosferini kaosa sürüklemektir. Rusya veya Çin gibi aktörler için asıl mesele, halkın seçim sonuçlarına güvenmemesi ve sistemin içeriden çökmesidir" ifadelerini kullandı.
"Seçimlerde sıfır hile olduğunu söylemek yanıltıcı olur"
ABD seçimlerindeki güvenilirlik tartışmalarına da değinen Bradosti, sistemin kusursuz olmadığını belirterek şunları söyledi:
"ABD seçimlerinde kesinlikle hiçbir usulsüzlük ya da hile yapılmıyor demek doğru olmaz. Küçük ölçekli de olsa, özellikle göçmen nüfusunun yoğun yaşadığı bölgelerde bazı suistimaller yaşanabiliyor. Örneğin, İngilizce bilmediğini belirten seçmenlerin yanlarında getirdikleri tercümanların onlar adına oy kullanması gibi durumlar manipülasyona kapı aralayabiliyor."
Siyasi partilerin zaman zaman seçmeni aldatmak için "yasal hilelere" de başvurduğunu belirten araştırmacı, rakip partinin adayıyla aynı ya da çok benzer isimdeki kişilerin bağımsız aday olarak gösterilip pusulada kafa karışıklığı yaratılmasının buna örnek olduğunu aktardı.
İki partide iki yeni eksen: İlericiler ve MAGA
ABD'deki seçim mekanizmasının yerinden yönetimli (ademimerkeziyetçi) bir yapıda olduğunu ve adayların merkezi parti yönetimi yerine doğrudan tabandan belirlendiğini hatırlatan Bradosti, her iki büyük partide yükselen yeni siyasi eğilimlere dikkat çekti.
Hem Demokrat Parti’de hem de Cumhuriyetçi Parti’de geleneksel çizginin dışında iki güçlü kanadın şekillendiğini vurgulayan Bradosti, "Demokratlar içinde 'İlericiler' (Progresifler), Cumhuriyetçiler içinde ise 'MAGA' hareketi öne çıkmış durumda. Her iki grup da dış müdahalelere ve yurt dışı operasyonlarına mesafeli durarak 'Önce Amerika' söylemini benimsiyor. Ancak savundukları siyaset, dünya vizyonu ve ideolojileri birbirine taban tabana zıt" değerlendirmesinde bulundu.


