Haber Merkezi – PKK’nin kurucu üyelerinden Duran Kalkan, İmralı ile yürütülen görüşmelerin şeffaf olması gerektiğini belirterek, AK Parti hükümetinin bölgesel savaşta "şantaj siyaseti" izlediğini savundu ve CHP’ye yönelik baskıları sert dille eleştirdi.
"Net bir yol haritası sunuyorum"
Mezopotamya Ajansına göre Medya Habere konuşan Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” dediği sürece ilişkin uzun bir değerlendirme yaptı.
Sürecin ilerlemesi için somut taleplerini sıralayan Kalkan özetle, çözümün demokratik siyaset yasalarından geçtiğini vurgulayarak şunları söyledi
"AK Parti ve devlet yetkilileri nisan sonunda yasaların çıkacağını söylemişti ama hiçbir adım atılmadı. Eğer çözümde ciddilerse ben net bir yol haritası sunuyorum: İkinci aşamaya geçilmeli ve demokratik siyaset yasaları çıkarılmalıdır. Başta Rêber Apo olmak üzere, onun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmasını sağlayacak bir 'özgürlük yasası' çıkarılmalıdır. Rêber Apo siyaset yapmaya başlamalı ve demokratik siyasetin önü açılmalıdır. Bu sağlandığı an, Avrupa’dan da dağdan da herkes onun yanına gelir. Biz silahlı mücadeleyi durdurma kararı almadık sadece; siyasi mücadele stratejisinden demokratik siyaset stratejisine geçtik. Ancak hükümet tasfiye peşinde koşuyor."
"AK Parti kendini ABD-İsrail hegemonyasına teslim ediyor"
Türkiye’nin dış politikada izlediği çizgiyi "teslimiyet ve şantaj" olarak nitelendiren Kalkan, AK Parti’nin bölgesel planlarına dair şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye tüm gücüyle, AK Parti iktidarı eliyle kendisini ABD-İsrail hegemonyasıyla uzlaştırmaya, bir ittifak haline getirmeye çalışıyor. Türkiye’nin egemenleri her zaman güçlü olanla iş birliği yapmıştır. Şimdi saldıran tarafın ABD-İsrail ittifakı olduğunu görüyorlar ve bu ittifakla uzlaşma, hatta teslim olma arayışındalar. 3. Dünya Savaşı ve İran’daki duruma yaklaşımları tamamen budur. İngiltere ve Almanya ile yapılan görüşmeler, Doğu Akdeniz’de destek bulma çabasıdır. Aslında bu şantaj siyasetidir; 'Bakın şunlarla anlaşırım' diyerek ABD-İsrail blokuyla pazarlık yapıyorlar. Fakat bu hesaplar yanlıştır; Türkiye’nin Rêber Apo’nun çözüm çağrısından başka çaresi yoktur."
CHP’ye baskı: Cumhuriyeti kuran partiye bile bunu yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene neler yapmaz?
CHP’ye yönelik son dönemdeki baskıların Kürt sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Kalkan, ana muhalefete yönelik yaklaşımı şöyle değerlendirdi:
"Eskiden darbeler ordu karargâhında planlanırdı, şimdi yargı odalarında planlanıyor. AK Parti yargıyı rakiplerini bastırmak için kullanıyor. Özgür Özel Kürt halkından ve Kürtlerin haklarından söz ettiği için hedef alınıyor. Devlet Bahçeli buna hemen tepki gösterdi çünkü onların yol haritasında Kürt’ün adı bile yok. CHP yönetimi bu baskılar karşısında geri adım atmamalıdır. Cumhuriyeti kuran partiye bile bunu yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene neler yapmaz? Bu antidemokratik saldırılar, sistemin Kürt sorununa olan tahammülsüzlüğünden kaynaklanıyor."
"Eylem çizgisinde bir dejenerasyon yaşanıyor"
Siyasetin eylem tarzında eksik kaldığını savunan Duran Kalkan, basını ve siyasi aktörleri daha ciddi bir tutum almaya çağırdı:
"Eylem çizgisinde bir dejenerasyon yaşanıyor. Sadece basın görsün diye yapılan, çevresini etkilemeyen eylemlere 'eylem' denilemez. Basın da haber değeri olmayan her şeyi vererek buna ortak oluyor. Rêber Apo’nun 'yaparken düşünen, düşünürken yapan' tarzı esas alınmalıdır. Söylem ve eylem birliği kurulmalıdır. Yurtsever ve Apocu gençler kendilerini eğitmeli ve gerçek birer eylem gücü haline gelmelidir. Biz de hareket olarak geçmiş pratiğimizi değerlendiriyor ve bir öz eleştiri süreciyle kendimizi düzeltmeye çalışıyoruz."
Kalkan, Devlet Bahçeli’nin 18 Mayıs’taki açıklamalarının 5 Mayıs’taki "siyasallaşma" vurgusuyla çeliştiğini ve çözüm umutlarını muğlaklaştırdığını belirterek, muhatabın İmralı olduğunu yineledi.
