Erbil(Rûdaw )-Yeni bir Avrupa Birliği raporuna göre, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarının yanı sıra insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan gazlar nedeniyle dünya nüfusunun üçte birinden fazlası bu yıl çok yüksek düzeyde ozon kirliliğine maruz kaldı.
2026’nın ilk sekiz ayına ilişkin hazırlanan yeni analizde, Avrupa Birliği’ne bağlı Kopernik Atmosfer İzleme Servisi (CAMS), iklim değişikliği ile hava kirliliği arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekti.
Rapora göre sıcaklık ve güneş ışığı, yangınlardan, otomobillerden ve sanayi tesislerinden açığa çıkan duman ve gazlarla etkileşime girdiğinde, yeryüzüne yakın atmosferde bir tür ozon kirliliği oluşuyor. Bu tür kirlilik akciğer dokularına zarar verebiliyor, solunum sorunlarına, nefes darlığına, astıma ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Ozonun iki farklı yüzü
Ozon gazı (O3), üç oksijen atomundan oluşuyor ve atmosferde bulunduğu yere göre etkisi tamamen değişiyor.
İyi ozon (ozon tabakası): Atmosferin üst katmanlarında, yani stratosferde oluşuyor ve yeryüzünden 10 ila 50 kilometre yükseklikte bulunuyor. Koruyucu bir kalkan görevi görerek Dünya’yı Güneş’ten gelen ve yaşam için zararlı olan ultraviyole (UV) ışınlarından koruyor.
Kötü ozon (yer seviyesindeki ozon): Atmosferin alt katmanlarında, doğrudan yeryüzüne yakın bölgelerde oluşuyor ve hava kirleticisi olarak kabul ediliyor. Bu ozon herhangi bir kaynaktan doğrudan salınmıyor; otomobillerden, sanayi tesislerinden ve yangınlardan açığa çıkan zararlı gazların güneş ışığıyla kimyasal reaksiyona girmesi sonucu oluşuyor.
Son yıllarda diğer tehlikeli hava kirleticilerinin azaltılmasında ilerleme kaydedilmesine rağmen ozon kirliliğiyle mücadele daha zor hale geldi. Bunun nedeni, iklim değişikliğinin bu gazın oluşumunu destekleyen koşulları yaratması.
Bu yıl yüksek ozon kirliliğinin bir bölümü, Avrupa ve Kuzey Amerika’yı etkisi altına alan rekor sıcaklık dalgaları ve büyük yangınlardan kaynaklandı. Yangınların dumanı sınırları aşarak uzak bölgelere ulaştı.
Kopernik Atmosfer İzleme Servisi Direktörü Laurence Rouil, raporda, “Hava kirliliği sınırlarla durmaz. Binlerce kilometre yol kat edebilir, kıtaları ve okyanusları aşabilir ve kaynağından çok uzak bölgelerde hava kalitesini etkileyebilir” dedi.
Raporda ayrıca, haziran ayında başlayan El Niño olarak bilinen iklim olgusunun Güneydoğu Asya’da yangınların artmasına yol açabileceği belirtildi.
Uydu verileri ve bilgisayar modellerinden yararlanılarak hazırlanan rapora göre, 1 Ocak ile 15 Eylül arasında dünya nüfusunun yüzde 34’ü “son derece kötü” hava kalitesine maruz kaldı. Bu, ozon seviyesinin Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) belirlediği sınırın, yani sekiz saatlik ortalama için metreküp başına 100 mikrogramın oldukça üzerinde olduğu anlamına geliyor.
Dünya nüfusunun yüzde 17’si “çok kötü” hava kalitesine maruz kalırken, yalnızca yüzde 5’i “iyi” düzeyde ozon seviyesine maruz kaldı.
Asya’da oran en yüksek
Ozon kirliliğine maruz kalma oranının en yüksek olduğu kıta Asya oldu. Kıta nüfusunun yüzde 53’ü “son derece kötü” hava solurken, yüzde 22’si “çok kötü” hava koşullarına maruz kaldı.
Bunun nedenleri arasında sanayileşme, ekonomik büyüme, ulaşım kaynaklı emisyonlar, yangınlar ve tarımsal atıkların yakılması gösterildi. Hindistan’ın Yeni Delhi, Bangladeş’in Dakka, Çin’in Çongçing ve Pakistan’ın Lahor kentleri, ozon seviyesinin “son derece kötü” olduğu kentler arasında yer aldı.
Öte yandan Kuzey Amerika nüfusunun üçte ikisi, Avrupa nüfusunun ise yüzde 45’i “kötü” veya “çok kötü” hava kalitesine maruz kaldı.
Kuzey Amerika’da gaz emisyonlarını azaltmaya yönelik sıkı politikalar uygulanmasına rağmen ozon seviyesinin bir ölçüde değişmeden kaldığı belirtildi.
Avrupa Birliği diğer hava kirleticilerinin azaltılmasında başarılı olsa da ozon konusunda aynı ilerleme sağlanamadı. Avrupa Çevre Ajansı yetkilisi Ian Marnane, gazetecilere yaptığı açıklamada, ozon kirliliğinin Avrupa’da her yıl 60 bin kişinin erken ölümüne neden olduğunu söyledi.
Afrika’da yangınlar ve çöl tozu etkili
Afrika kıtasında nüfusun yüzde 8’i “son derece kötü” hava koşullarına maruz kaldı. Bunun büyük ölçüde orman yangınlarının dumanı, tarımsal ürünlerin yakılması, yemek pişirme faaliyetleri ve çöl tozundan kaynaklandığı belirtildi.
Rapora göre kıta nüfusunun yüzde 19’u da “çok kötü” hava koşullarına maruz kaldı.
Güney Amerika’da ise Brezilya’nın Sao Paulo kentinde ozon seviyesi yüksek, Rio de Janeiro’da ise çok yüksek seviyelere ulaştı. Ancak kıta genelinde nüfusun yüzde 81’i için hava kalitesi “iyi” veya “orta” düzeydeydi.
Okyanusya’da tablo daha olumlu
Rapordaki tek olumlu tablo Okyanusya bölgesinde görüldü. Avustralya ve Yeni Zelanda’nın da bulunduğu bölgede nüfusun yüzde 66’sı “iyi” düzeyde ozon kalitesine sahip hava solurken, yüzde 34’ü “orta” seviyedeki koşullarda yaşadı.



