Haber Merkezi - İran ile ABD arasındaki gerilimde odak noktası nükleer programdan Hürmüz Boğazı'na kaydı. Taraflar, küresel enerji ticaretinin en kritik deniz yollarından biri olan boğazın kontrolü konusunda karşı karşıya gelirken, bu durum kalıcı ateşkes çabalarını da riske atıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 13 Temmuz'da yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün ABD'de olduğunu ve geçişlerin ücret karşılığında sağlanacağını söyledi.
Buna karşılık İran lideri Ali Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, "Bu stratejik geçit onlarca atom bombasından daha önemlidir ve İran İslam Cumhuriyeti onu koruyacaktır." ifadelerini kullandı. İran ordusu da Washington'un boğaza müdahale etmesine izin vermeyeceği uyarısında bulundu.
Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında çatışmalar sürerken, arabulucuların Nisan ayında ilan edilen ateşkesin ardından kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşmaya çalıştığı bir dönemde geldi.
İran Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol altına aldı?
ABD ve İsrail'in Şubat ayında İran'a yönelik saldırılarından önce Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler, Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) 1968'de kabul ettiği trafik ayırma sistemi kapsamında serbestçe seyrediyordu. Savaş öncesinde boğazdan günlük ortalama 120 gemi geçiyordu.
Ancak İran, saldırılara karşılık olarak boğazın kontrolünü ele aldı. Devrim Muhafızları, mayın tehlikesi nedeniyle yaklaşık 1.400 kilometrekarelik bir alanı "tehlikeli bölge" ilan etti.
İran'ın boğazı fiilen kapatmasının ardından, dünya petrolü ve doğal gazının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu güzergâhta ABD de İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başladı. Deniz trafiğindeki aksama nedeniyle petrol fiyatı varil başına 120 doların üzerine çıkarak 2022'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Anlaşmada ne vardı?
Haziran ayında ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik bir mutabakat sağlandı. Bu kapsamda Hürmüz Boğazı yeniden açıldı ve deniz trafiği normale dönmeye başladı. Ancak geçen hafta ticari gemilere yönelik saldırıların ardından Washington, Tahran'ı suçlayarak yeni gerilimin fitilini ateşledi.
Mutabakata göre İran, 60 gün süreyle Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında ticari gemilerin ücretsiz ve güvenli geçişine izin vermeyi kabul etmişti.
Ancak Tahran daha sonra gemilerden ücret alınacağını açıkladı ve savaş öncesindeki serbest geçiş uygulamasının sona erdiğini duyurdu. ABD bu talebi reddederken, İran gemilerin yalnızca belirlediği koridoru kullanmasını istedi ve rota dışına çıkan gemilerin hedef alınabileceği uyarısında bulundu.
Denizcilik araştırma şirketi Kpler analistlerinden Ana Subasic, Umman kıyılarından geçen alternatif rotanın ise oldukça dar olduğunu ve mayın şüphesi bulunan bölgelerin yakınından geçtiğini belirtti.
Uluslararası hukuk ne diyor?
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, uluslararası boğazlarda gemilerin serbest geçiş hakkını güvence altına alıyor. İran ise bu sözleşmeye taraf değil.
Buna rağmen Westminster Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Marco Roscini, boğazlardan geçiş serbestisinin uluslararası örf ve adet hukukunun bir parçası olarak kabul edildiğini ifade ediyor.
Uzun yıllardır yaptırımlar altında bulunan ve savaş nedeniyle ağır ekonomik kayıplar yaşayan İran ise "geçiş ücreti" yerine "hizmet bedeli" veya "güvence ücreti" ifadelerini kullanıyor.
Kpler analisti Dimitris Empatzidis'e göre Tahran'ın bu terminoloji değişikliği, uluslararası deniz hukukunda belirli hizmetler karşılığında ücret alınmasına izin veren hükümlerden yararlanarak talebine hukuki zemin oluşturma girişimi olabilir.



.jpg&w=3840&q=75)