Şam (Rûdaw) – Suriye Parlamentosu’nun Anayasa ve Hukuk Komisyonu’nda bugün dört yasa ele alınıyor. Kürt parlamenterlerin üzerinde durduğu konuların başında, 2004 yılında çıkarılan 41 sayılı yasa geliyor. Suriye Parlamentosu Anayasa ve Hukuk Komisyonu üyesi Ridwan Seydo, yasanın özellikle Kürtlerin yaşadığı Haseke ve Efrin bölgelerinde taşınmaz mülkiyeti konusunda mağduriyetlere yol açtığını belirtti.
Seydo, 41 sayılı yasa ile daha sonraki yıllarda çıkarılan 49 ve 43 sayılı kararnamelerin, Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki taşınmazlarla ilgili düzenlemeler içerdiğini söyledi. Bu uygulamaların bölgeler ve vatandaşlar arasında eşitsizliğe neden olduğunu ifade eden Seydo, Suriye Anayasası’nın tüm vatandaşların eşitliğini güvence altına aldığını vurguladı.
“Kürtlerin yaşadığı bölgelerde ayrımcılık yapıldı”
Seydo, Haseke ve Efrin başta olmak üzere Kürtlerin yaşadığı bölgelerde uygulanan düzenlemelerin, Kürtlerin mülkleri üzerindeki haklarını kullanmalarını zorlaştırdığını belirtti. Söz konusu uygulamaların, taşınmazların alım satımını ve mülkiyet işlemlerini kısıtladığını kaydeden Seydo, bunun Kürtler açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını dile getirdi.
2004 tarihli 41 sayılı yasanın yalnızca Haseke’yi değil, Suriye’nin diğer sınır bölgelerini de kapsadığını belirten Seydo, özellikle Türkiye sınırındaki Kürt bölgelerinde yaşanan hak kayıplarına dikkat çekti.
Seydo, Haseke vilayetinin 23 bin kilometrekareden fazla bir alana sahip olduğunu hatırlatarak, bölgenin özel güvenlik bölgesi olarak değerlendirilmesi ve taşınmazlarla ilgili kısıtlamalar getirilmesinin Kürtleri olumsuz etkilediğini söyledi.
“Bütün vatandaşlar eşit haklara sahip olmalı”
Suriye’de bölgeler ve vatandaşlar arasında ayrım yapılmaması gerektiğini belirten Seydo, taşınmaz mülkiyeti ve arazi işlemlerinde bütün vatandaşlara eşit yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Seydo, mülkiyet işlemlerinin önündeki engellerin kaldırılmasının ve vatandaşların mülkleri üzerindeki haklarını eşit biçimde kullanabilmesinin önemini vurguladı.
Seydo, söz konusu düzenlemelerin Kürtler üzerinde yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi için çalıştıklarını belirterek, konunun parlamentonun gündeminde tutulacağını söyledi.
Dosya parlamentoda yeniden ele alınacak
Suriye Parlamentosu Anayasa ve Hukuk Komisyonu’nun dosya üzerinde çalışmayı sürdüreceğini belirten Seydo, Kürt parlamenterlerin de sürece katılmasının önemine dikkat çekti. Kürtleri ilgilendiren yasa ve kararların hazırlanması ve tartışılması aşamalarında Kürt parlamenterlerin görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Seydo, 41 sayılı yasanın etkilerinin yalnızca Kürtlerle sınırlı olmadığını, Suriye’deki diğer vatandaşları da ilgilendiren bir mesele olduğunu kaydetti.
Kürtlerin elinden alınan mülklerin iadesi ve mülkiyet haklarının yeniden güvence altına alınması konusunun da gündemde tutulacağını belirten Seydo, dosyanın bir çalışma programı çerçevesinde parlamentoda tartışılması için çaba göstereceklerini söyledi.
Rûdaw: Suriye Parlamentosu’nun bugün başkent Şam’daki Anayasa ve Hukuk Komisyonu’nda dört yasa ele alınıyor. Bunların en önemlisi, Kürt parlamenterlerin üzerinde durduğu 2004 tarihli 41 sayılı yasa.
Yasanın ayrıntılarını ve Kürtler açısından neden önemli olduğunu, Suriye Parlamentosu Anayasa ve Hukuk Komisyonu üyesi Ridwan Seydo ile konuşacağız.
Bu yasa, Kürtlerin mülklerine el konulmasına ve mülklerini yasal yollarla devretmelerinin engellenmesine yol açtı. Peki, yasanın Kürtler açısından önemi nedir?
Ridwan Seydo: 2004 tarihli 41 sayılı yasa, daha sonra 2008 tarihli 49 sayılı kararname ve 2011 tarihli 43 sayılı kararnameyle değişikliklere uğradı. Bu düzenlemeler, Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki taşınmazlarla ilgiliydi ve büyük önem taşıyordu.
Haseke vilayetinde ve Efrin’de, Kürt kentleriyle diğer kentler arasında, hatta ülkenin vatandaşları arasında eşitsizlik vardı. Bu düzenlemeler, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde farklı bir uygulamaya yol açıyordu. Oysa Suriye Anayasası, tüm vatandaşların eşit olduğunu ve ayrımcılık yapılamayacağını öngörüyor.
2008 tarihli 49 sayılı kararname ile 2011 tarihli 43 sayılı kararname de bu düzenlemelerle bağlantılıydı. Bunlar, Suriye’de kentler, bölgeler ve vatandaşlar arasında ayrım yapılmasına neden oluyordu.
Bu konuyu komisyonumuzda ele aldık. Komisyonumuz bu dosya üzerinde çalışıyor. Ancak çalışmalar sırasında Kürtlerin görüşleri yeterince dikkate alınmadı; mesele gerektiği gibi değerlendirilmedi.
Aslında bu konunun parlamentoda ele alınması, görüşülmesi ve gündeme getirilmesi gerekiyordu. Bunun yerine, farklı kesimler kendi aralarında anlaşarak hareket etti. Kürtlerin bu süreçteki görüşleri yeterince yansıtılmadı.
41 sayılı yasa, Suriye’nin birçok vilayetini, özellikle de sınır bölgelerini hedef alıyordu. Bunların arasında Kürtlerin yaşadığı bölgeler de vardı. Efrin’i ve Haseke vilayetini ele alırsak, Türkiye sınırındaki bu bölgelerde Kürtlerin başına gelenleri, maruz kaldıkları hak kayıplarını ve mülklerinden mahrum bırakılmalarını görürüz.
Bu yasa yürürlükten kaldırılırsa ne değişecek? Yerine hangi düzenlemeler getirilecek? Gerçekten de Esad rejimi döneminde çıkarılan 2004 tarihli 41 sayılı yasa ve ondan önceki uygulamalar, Kürtleri hedef alıyordu.
Kürtlerin yaşadığı Haseke vilayetinin 23 bin kilometrekareden fazla bir alanı kapsamasına rağmen, bu bölgenin özel bir güvenlik bölgesi olarak değerlendirilmesi mantıklı değildi. Uygulamalar, güvenlik gerekçesiyle arazilerin alınıp satılmasını kısıtlıyordu. Kürtler, topraklarını alıp satma konusunda engellerle karşılaşıyor, mülkleri üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamıyordu. Bu durum Kürtler açısından ciddi mağduriyetlere ve zararlara yol açtı.
Bu düzenlemeler nedeniyle Kürtler büyük zarar gördü. Biz, özellikle bu uygulamaların Kürtler üzerinde yarattığı mağduriyetleri gidermek için çalışıyoruz. Yapılması gereken, Suriye’nin bütün bölgelerinde eşitliği sağlamak; bölgeler ve vatandaşlar arasında ayrımcılığa son vermektir.
Örneğin arazi ve taşınmazlarla ilgili işlemlerde vatandaşlar arasında farklı uygulamalar olmamalı. İşlemlerin önündeki engeller kaldırılmalı ve herkes eşit haklara sahip olmalı.
Rûdaw: Sayın Ridwan Seydo, Kürtlerin elinden alınan mülklerin iadesi ve yeniden mülk sahibi olabilmeleri konusunda nasıl bir yol izleneceğini de açıklar mısınız?
Ridwan Seydo: Bu konuyu gündemimizde tutacağız ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki dönemde bunu bir çalışma programına dönüştürerek parlamentoda tartışılmasını sağlayacağız.
Suriye Parlamentosu Anayasa ve Hukuk Komisyonu olarak bu dosyanın Kürt parlamenterlerle birlikte ele alınmasını istiyoruz. Kürtleri ilgilendiren yasa ve kararların hazırlanmasında onların da yer alması gerekiyor. Bu mesele yalnızca Kürtleri değil, Suriye’deki diğer vatandaşları da ilgilendiriyor.
Bugün tartışılan en önemli dosyalardan biri olan 41 sayılı yasa, yalnızca Haseke vilayetini değil, diğer ülkelerle sınır bağlantısı bulunan başka vilayetleri de kapsıyordu. Ancak Kürtlere yönelik uygulamalar özellikle Haseke vilayetinde ve Efrin’de etkili oldu.


