Haber Merkezi - Cumartesi Anneleri, 1106'ncı buluşmasında yıllar önce öldürülen Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet talebini yineledi.
Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, Beyoğlu'ndaki Galatasaray Meydanı'nda fotoğraflar ve karanfillerle bir araya geldi. Eylemin metnini kayıp yakını Besna Tosun okudu.
"Kendilerini polis olarak tanıttılar"
Tosun, iş insanlarının 3 Haziran 1994'te İstanbul Yeşilyurt'taki Çınar Oteli'nden ayrılırken otelin önünde bekleyen telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi tarafından durdurulduğunu anlattı. Kendilerini polis olarak tanıtan bu kişilerin üçlüyü "ifadelerini alıp bırakacaklarını" söyleyerek zorla araçlara bindirdiğini belirten Tosun, olayın ardından ailelerin savcılık, emniyet ve hükümet yetkililerine başvurduğunu ancak yetkililerin gözaltı işlemini inkâr ettiğini vurguladı.
“Bedenler ‘ölüm üçgeni’nde bulundu!
Tosun'un aktardığına göre ertesi gün, 4 Haziran 1994 akşamı, üç iş insanının işkenceyle sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri Bolu'nun Yığılca ilçesindeki Taşlı Melen mevkiinde köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimlik, para ya da değerli eşya bulunmayan cenazelerin bırakıldığı bölge, kamuoyunda "ölüm üçgeni" olarak bilinen ve kontrgerilla cinayetlerinde kullanılan bir alandı.
Tosun, dosyanın 19 yıl boyunca sürüncemede kaldığını, ailelerin ısrarlı başvuruları sonucunda 19 Aralık 2013'te yeni bir iddianame hazırlandığını ve davanın Ankara JİTEM Davası'na dahil edildiğini söyledi.
Pervin Buldan: "Geçmişle yüzleşmek hepimizin sorumluluğu"
Savaş Buldan'ın eşi, DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, kapı kapı dolaştıklarını, başvurmadıkları merci bırakmadıklarını ancak katilfaillerin hiçbir zaman yargılanmadığını söyledi. Buldan, göstermelik mahkemelerle sanıkların beraat ettiğini, itiraf etmelerine karşın ceza almadıklarını vurguladı.
Buldan, yeni kurulan Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Birimi'ne seslenerek yalnızca o dönemde değil geçmişte işlenen tüm cinayetlerin aydınlatılmasını talep etti ve "Geçmişle yüzleşmek, hakikati açığa çıkarmak hepimizin sorumluluğudur" dedi.
Adnan Yıldırım'ın kızı Leyla Yıldırım da "Geçmişin tüm karanlığı aydınlanana kadar bu barışçıl arayışımız devam edecektir" diyerek hesap sorma kararlılıklarını dile getirdi.
Eski MİT yetkilisi "ölüm listesi"ni mahkemeye sundu
Yargılama sürecinde tanık sıfatıyla dinlenen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, içinde Buldan, Yıldırım ve Karay'ın adlarının da geçtiği "Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listesi"ni mahkemeye sundu. Eymür, infazların Mehmet Ağar'ın yönetiminde, Korkut Eken, İbrahim Şahin ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan'ın yer aldığı özel operasyonlar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti.
Besna Tosun, tüm bu bilgi ve belgelerin devletin Susurluk Raporu, Ergenekon iddianamesi ve Ankara JİTEM Davası tutanaklarında yer aldığını ancak 13 Aralık 2019'daki karar duruşmasında Mehmet Ağar ve diğer tüm sanıkların beraat ettiğini hatırlattı.
İstinaf mahkemesinin bu kararı bozmasına karşın yerel mahkemenin yeniden beraat kararı verdiğini belirten Tosun, davanın AİHM'de mahkûmiyetle, iç hukukta ise cezasızlıkla sonuçlanan davalar zincirindeki yerini aldığını söyledi.



