Haber Merkezi - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, barış ve demokratik toplum sürecinin kritik bir eşikte olduğunu belirterek, sürecin ilerlemesi için demokratikleşme adımlarının gecikmeden atılması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, “Toplumun umut ettiği barış için sesimizi daha gür çıkarmalıyız” dedi.
DEM Parti'nin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Hatimoğulları, barış süreci, demokratikleşme, yargı tartışmaları ve kadın haklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Barış talebi toplumun ortak beklentisi”
Türkiye toplumunun büyük çoğunluğunun barış istediğini ifade eden Hatimoğulları, sürecin uzamasının soru işaretlerini artırdığını söyledi.
DEM Parti olarak yalnızca bugün değil, çatışmaların en yoğun yaşandığı dönemlerde de diyalog ve müzakere çağrısı yaptıklarını belirten Hatimoğulları, “Barış demekten hiçbir zaman vazgeçmedik” dedi.
Barış Anneleri'nin yıllardır sürdürdüğü mücadeleye dikkat çeken Hatimoğulları, “Toplumun umut ettiği barış için sesimizi daha gür çıkarmalı, bu süreci daha fazla sahiplenmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Tarih cesaret gösterenleri yazacak”
Barışın yalnızca siyasi aktörlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkün olacağını vurgulayan Hatimoğulları, kadınların, gençlerin, insan hakları savunucularının, Alevilerin ve farklı halklardan yurttaşların barış talebini daha güçlü dile getirmesi gerektiğini söyledi.
“Bu eşikte tarih, barışı oyalayanları değil cesaret gösterenleri yazacaktır” diyen Hatimoğulları, barışın tarihinin umut, mücadele ve örgütlülükle yazılacağını ifade etti.
Demokratik dönüşüm konferansına destek
Hatimoğulları, 13-14 Haziran tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek “Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”na da değindi.
Konferansın Türkiye'nin demokrasi, barış ve ortak yaşam arayışına katkı sunacağına inandıklarını belirten Hatimoğulları, aydınlar, yazarlar ve sanatçıların öncülük ettiği girişimin demokratik dönüşüm arayışlarını güçlendireceğini söyledi.
“Barışın yolu zorlu ama yürümeye kararlıyız”
Barış ve demokratikleşme mücadelesinin uzun ve zorlu bir süreç olduğunu kaydeden Hatimoğulları, buna rağmen kararlılıklarını koruduklarını belirtti.
“Barışın ve demokrasinin bu topraklarda inşa edilmesi için yola devam ediyoruz” diyen Hatimoğulları, demokratik cumhuriyet hedefinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.
“Demokratik siyaset alanı genişlemeli”
Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, Türkiye'de demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan herkesin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini dile getirdi.
“Bu dönemin iki temel kavramı barış ve demokrasidir” diyen Hatimoğulları, mücadelelerini bu iki eksen üzerinde sürdüreceklerini vurguladı.
“Çerçeve yasa sürece ivme kazandırabilir”
Barış ve demokratik toplum sürecinin kritik bir aşamada olduğunu belirten Hatimoğulları, toplumun beklentisinin süreci güvence altına alacak bir yasal çerçevenin oluşturulması olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce yaptığı açıklamalara işaret eden Hatimoğulları, “Hayırlı işlerde çabuk olunmalı deniyorsa bunun gereği yapılmalı ve adımlar atılmalıdır” dedi.
Hazırlanacak çerçeve yasanın yalnızca iktidarı değil, muhalefeti ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir içerikte olması gerektiğini belirten Hatimoğulları, yasanın çatışmalı süreçten demokratik ve sivil bir döneme geçişin zeminini oluşturması gerektiğini söyledi.
“Öcalan'ın rolü tanımlanmalı”
Hatimoğulları, sürecin kurumsallaşmasının önemine dikkat çekerek, barışın kalıcı hale gelmesi için gerekli mekanizmaların oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Sürecin ilerleyen aşamalarında Abdullah Öcalan'ın rolü ve konumunun da tanımlanması gerektiğini savunan Hatimoğulları, bu konuda parlamentonun ve özellikle iktidarın sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Nafaka tartışmalarına tepki
Anayasa Mahkemesi'nin nafakaya ilişkin kararını da eleştiren Hatimoğulları, nafaka hakkının kadınların temel ekonomik güvencelerinden biri olduğunu belirtti.
Nafaka hakkının yıllardır çeşitli kampanyalarla hedef alındığını savunan Hatimoğulları, “Kadınların kazanılmış haklarının geriletilmesini kabul etmiyoruz” dedi.
Kadın yoksulluğunun derinleştiğini ve nafakanın birçok kadın için önemli bir güvence oluşturduğunu ifade eden Hatimoğulları, nafaka hakkına yönelik girişimlerin kadınların ekonomik bağımsızlığına yönelik bir müdahale olduğunu söyledi.
Ayrıca 12'nci Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen bazı düzenlemeleri ve LGBT+ haklarını hedef aldığını belirttiği girişimleri de eleştirdi.
“Türkiye demokrasi krizinin dibini yaşıyor”
Konuşmasının son bölümünde CHP'ye ilişkin yargı kararlarına değinen Hatimoğulları, Türkiye'nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokrasi ve hukuk krizi yaşadığını söyledi.
CHP hakkında verilen "mutlak butlan" kararının demokratik siyasetin yeniden dizayn edilmesi girişimi olduğunu savunan Hatimoğulları, siyasi partilerin geleceğine mahkemelerin değil, üyelerin, delegelerin ve seçmenlerin karar vermesi gerektiğini ifade etti.
“Mutlak butlan kararı sivil alanı tehdit ediyor”
Hatimoğulları, CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının yalnızca bir parti meselesi olmadığını belirterek, bunun demokratik ve sivil alanı tehdit eden bir gelişme olduğunu söyledi.
Yargı organlarının yetki sınırlarını aştığını savunan Hatimoğulları, ortaya çıkan hukuki ve siyasi tartışmaların gecikmeden çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
DEM Parti'nin halk iradesine yönelik her türlü müdahaleye ilkesel olarak karşı olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, demokratik siyasetin korunmasının Türkiye'nin geleceği açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.


