Haber Merkezi – Tarihçi Sedat Ulugana, 1937'de idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve beş arkadaşına ait olduğunu belirttiği fotoğrafların 89 yıl sonra bulunduğunu açıkladı.
Araştırmacı ve tarihçi Sedat Ulugana, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarına ait fotoğrafların 89 yıl sonra bulunduğunu duyurdu.

“89 yıl sonra hafızanın görselleri ayyuka çıktı”
X üzerinden açıklama yapan Ulugana, fotoğrafların ortaya çıkmasını "hukuksuz bir infazın rövanşı" olarak nitelendirdi.
Ulugana, "89 yıl önce Seyit Rıza, oğlu ve beş Dersîmli önderi idam ettiler. Fotoğrafları ortadan kaldırarak hafızaya dair bir görsel bırakmak istemediler. 89 yıl sonra hafızanın görselleri ayyuka çıktı. Hukuksuz bir infazın rövanşı alındı" ifadelerini kullandı.

Ulugana’nın paylaşımı şöyle:
“89 yıl sonra Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam fotoğraflarını bulduk...
89 yıl önce Seyit Rıza, oğlu ve beş Dersîmli önderi idam ettiler.
Fotoğrafları ortadan kaldırarak hafızaya dair bir görsel bırakmak istemediler. 89 yıl sonra hafızanın görselleri ayyuka çıktı.
Hukuksuz bir infazın rövanşı alındı. Darağacında ayakkabılar düşer bazen. İnsan idam edilince ve bedeninden ağırlık çekince, beden gevşeyince önce ayakkabı gider. Kimse bunu planlamaz. Kimse bunu hatırlamaz. Ama fotoğrafta kalır.
Dersîm kadınlarının kış gecelerinde ördüğü o nakışlı yün çoraplar; kırmızısı, sarısı, geometrik bordürü ile bir annenin, bir eşin, bir kız kardeşin elleriyle dokunmuştu o ayaklara. Belki geçen kış... Belki daha önceki kış... Soğuk geçer diye, yol uzun olur diye… O eller o ayakların bir darağacında sallanacağını bilmiyordu oysa. İdam fotoğrafları çoğunlukla yüzleri yakalar ya da yüzlerin olmadığı yeri... Ama bu fotoğraflarda gözler aşağıya kayıyor: Ayaklara...
Düşmüş bir ayakkabıya. Ve içinde kalan nakışlı çoraplara… Nakış hâlâ duruyor. Ruh bedenden çekilmiş, isim silinmiş, yüz kazınmış ama o çorap duruyor; Dersîm'in rengini taşıyarak, onu dokuyan elin sıcaklığını taşıyarak. Biz tarihçiler belgeleri okuruz; ama bazen belge bir çoraptır. Ve o çorap, hiçbir arşivin söyleyemeyeceği şeyi söyler: Burada bir insan vardı. Sevilmişti. Üşümesinden korkulmuştu.”


