Haber Merkezi - Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, Adli Tıp raporuna itiraz ediliyor. Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, hazırlanan raporda hayati bir eksiklik olduğunu belirterek, gerekirse mezarın açılması (fethi kabir) talebinde bulunacaklarını açıkladı.
Soruşturma sürecine dair sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Av. Abdurrahman Karabulut, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda birçok eksikliğin tespit edildiğini vurguladı. Karabulut, özellikle ölüm nedeninin suda boğulma olup olmadığını kesin olarak kanıtlayan "Diatom" testinin uygulanmamasını "çok büyük bir eksiklik" olarak nitelendirdi.
Karabulut, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Rojin Kabaiş soruşturmasında Adli Tıp raporunda birçok eksiklikle birlikte, 'Diatom' testinin uygulanmaması çok büyük bir eksiklik. Diatom testi, ölüm sebebinin suda boğulmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini gösteren en önemli rapordur."
Gerekirse mezar açılacak
Ölümün şüpheli yönlerinin aydınlatılması ve suda boğulma bulgusunun bilimsel olarak netleşmesi gerektiğini savunan Karabulut, bu testin yapılmaması durumunda hukuki süreci sonuna kadar zorlayacaklarını belirtti. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için her türlü girişimi yapacaklarını ifade eden avukat Karabulut, “Gerekirse 'fethi kabir' yaparak bu testi yaptıracağız" diyerek davanın takipçisi olacaklarını vurguladı.
Diatom nedir?
Adli tıp uygulamalarında "Diatom testi", suda bulunan mikroskobik canlıların (alglerin) cesedin iç organlarına veya kemik iliğine geçip geçmediğini inceleyerek, kişinin suyun içindeyken mi nefes aldığı (yani canlıyken mi boğulduğu) yoksa öldürüldükten sonra mı suya atıldığını belirlemek için en güvenilir yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu testin eksikliği, Rojin Kabaiş'in ölümündeki şüphelerin devam etmesine neden oluyor.
Raporda ne diyordu?
Rojin Kabaiş’in ölümü hakkında hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm nedenin suda boğulma olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek şöyle denilmişti:
“Ölümünün kaybolduğu tarih olan 27 Eylül 2024 tarihinde meydana geldiği ve bu süreç içinde suda kalmış olabileceği, travmatik tesirle öldüğüne, zehirlendiğine, vajen veya anüsüne penis veya cisim sokulması suretiyle cinsel saldırıya maruz kaldığına dair tıbbi delil bulunmadığı, ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, suda boğulma olayının intihar mı, kazara mı veya bir başkasının etkisiyle mi gerçekleştirildiği hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı, sol el beşinci parmaktaki hafif ayrışmanın ölüm sonrası su içerisinde sürüklenme esnasında oluşabilecek nitelikte olduğu…”



