Erbil (Rûdaw) - Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş davasında avukat Abdurrahman Karabulut, Rûdaw’a açıklamalarda bulundu. Karabulut, Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA tespit edildiğini, bu raporun aylarca gizlendiğini ve yetkililerin dosyayı "intihar" diyerek kapatmak için aileye baskı yaptığını söyledi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, cansız bedeni 18 gün sonra, 15 Ekim’de Van Gölü kıyısında bulunmuştu.
Ölümü "şüpheli" olarak kayıtlara geçen Rojin’in ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, Rûdaw TV bülteninde Hevidar Zana’nın sorularını yanıtlayarak dosyadaki karanlık noktaları bir bir anlattı.
"Yüzde 95 cinayet, failler korunuyor mu?"
Dosyada yaklaşık 20 bin sayfalık veri olduğunu ve olay yerinde bizzat keşif yaptığını belirten Avukat Karabulut, davanın seyrine dair bilgileri paylaştı:
Karabulut, "Dosyadaki tüm verileri inceledim. Ben yüzde 95 oranında Rojin’in cinayete kurban gittiğinden eminim. Rojin intihar etmedi, öldürüldü. Ancak savcılık, rektörlük ve valilik bu dosyayı en başından beri ‘intihar’ diyerek kapatmak istedi. Hatta Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş kızının cenazesinin başındayken, dönemin valisi bizzat yanına gelip ‘Bunun bir intihar olduğunu kabul et’ diyerek telkinde bulundu. Bu dosya bizlerden tam 8 ay boyunca gizlendi” ifadelerini kullandı.
Adli Tıp Raporu: İki erkeğe ait DNA tespit edildi
Avukat Karabulut, aylarca gizlendiğini iddia ettiği Adli Tıp raporundaki kritik bulguyu da paylaştı.
Rojin’in mahrem bölgelerinde ve bedeninin farklı yerlerinde iki erkeğe ait DNA örnekleri bulunduğunu aktaran Karabulut, “Bu, davanın cinayet ve cinsel saldırı olduğunu kanıtlayan en büyük delildir. 500 kişiden numune alındı ama bu DNA’larla eşleşme sağlanamadı. Bu da faillerin hala aramızda olduğunu gösteriyor” dedi.
Telefon bilmecesi: "Çin ve İspanya bahane, Türkiye açabilirdi"
Rojin’in şifresi kırılamayan telefonu önce Şubat ayında Adalet Bakanlığı aracılığıyla İspanya’ya, ardından Çin’e gönderildi.
Çinli teknoloji devinden gelen raporda, "verilerin silinme riski nedeniyle güvenli erişim sağlanamadığı" belirtildi.
Ancak Karabulut bu sürece şu sözlerle tepki gösterdi:
"Türkiye’de siber suçlar uzmanlarıyla görüştüm. Mersin, Konya ve Ankara’daki uzmanlar bu telefonu 3-4 saat içinde, hiçbir veri kaybı olmadan açabileceklerini söylediler. Ama savcılık telefonu yurt dışına göndererek zaman kazandı. Çinli marka prestige kaybı yaşamamak için ‘açamıyoruz’ diyor, Türkiye ise teknik gücü varken bunu yapmıyor. Süleyman Soylu Meclis'te ‘asit kuyusuna atılan telefonu çıkarıp açarız’ diyordu; Rojin’in telefonu neden açılmıyor?"
Dedeoğulları Katliamı ile benzerlik: "Aile korunmuyor"
Avukat Karabulut, Rojin’in babasının yabancı numaralar üzerinden ölümle tehdit edildiğini ancak koruma taleplerinin karşılıksız kaldığını belirterek, savunmanlığını yaptığı bir diğer dava olan Dedeoğulları Katliamı’na atıfta bulundu.
Karabulut, "Konya’da Dedeoğulları ailesinden 7 kişi katledilmeden önce defalarca koruma istemişti ama devlet onları korumadı. Şimdi Rojin’in babası tehdit ediliyor, koruma verilmiyor. Valiliğe ve savcılığa çağrıda bulundum; bu aileyi koruyun. Aynı acı tecrübenin yaşanmasına izin vermeyin” diye konuştu.
Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin öldürüldüğü katliamının yıl dönümünde bir anma yapacaklarını aktaran Karabulut, “Rojin’in babası Nizamettin Bey de o tarihte Konya’da olacak. Ayrıca Gülistan Doku’nun ailesi ve diğer mağdur ailelerle birlikte orada olacağız. Adalet arayan tüm aileler olarak bir arada sesimizi yükselteceğiz” dedi.
30 Temmuz 2021'de Konya Meram'da Kürt bir aileden 7 kişi katledildi. Tetikçi Mehmet Altun 7 kez ağırlaştırılmış müebbet aldı. Ailenin daha önce yaptığı koruma başvurularının dikkate alınmadığı iddiasıyla Adalet Bakanlığı ve idare aleyhine tazminat davaları devam ediyor. Her iki davanın da avukatlığını Abdurrahman Karabulut yürütüyor.


