Erbil (Rûdaw) - PKK lideri Abdullah Öcalan ile devlet heyeti arasında yürütülen görüşmeler neticesinde gündeme gelen "çerçeve yasa" hakkında konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, taslağın henüz TBMM’ye veya partilerine ulaşmadığını açıkladı.
Rûdaw TV bültenine konuk olarak Hevidar Zana’nın sorularını yanıtlayan Ayşegül Doğan, Türkiye’nin gündemindeki "çerçeve yasa" tasarısı, İmralı’daki görüşme trafiği ve çözüm sürecinin geleceğine dair açıklamalarda bulundu.
Doğan, PKK’nin silah bırakma kararı almasının "tarihi bir şans" olduğunu vurgularken, yasanın dar bir çerçeveye hapsedilmemesi ve Abdullah Öcalan’ın süreci yürütebilmesi için iletişim kanallarının doğrudan açılması gerektiğini söyledi.
"Taslak henüz yazım aşamasında"
Yasa tasarısının akıbetine dair soruları yanıtlayan Doğan, "Yasa projesi henüz Meclis’e ulaşmadı. Kamuoyunda tartışılıyor ancak ne Meclis’in ne de partimizin elinde yazılı bir metin var. Şu an üzerinde çalışıldığını, görüşmelerin sürdüğünü ve henüz yazım aşamasının tamamlanmadığını biliyoruz. Dolayısıyla henüz bir taslak metin görmüş değiliz" dedi.
"Mesele şahsi statü değil, sürecin yöntemidir"
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "kişiye özel düzenleme olmayacak" açıklamalarını değerlendiren Doğan, konunun Abdullah Öcalan’ın şahsi statüsünden öte, sürecin nasıl yürütüleceğiyle ilgili olduğunu belirtti:
"Biz sadece bir şahıs için özel bir statü peşinde değiliz; biz sürecin gerekliliklerini dile getiriyoruz. Bir sürecin ilerlemesi için hukuki bir temele ve hıza ihtiyaç var. Sayın Öcalan’ın bu süreçte çok önemli ve olumlu bir etkisi var, ancak 52 yıldır devam eden bir sorunu sadece 4-5 saatlik görüşmelerle veya tek bir heyetle sınırlı kalarak yürütmek normal değildir. Bu şekilde süreç çok zorlanır. Bu zorlukların aşılması için bir heyet veya kurul oluşturulmalı; Öcalan’ın siyasetçilerle, akademisyenlerle, yazarlarla, gazetecilerle ve insan hakları savunucularıyla doğrudan temas kurabilmesi gerekir. Bu yasa, bu kanalların açılması için bir başlangıç olmalıdır."
"İmralı’daki tecrit ve belirsizlik devam ediyor"
İmralı’daki yaşam koşullarına da değinen Doğan, şartlarda bir iyileşme olmadığını ifade etti.
Doğan, "İmralı heyetimizin son ziyaretinden edindiğimiz bilgilere göre, adadaki yaşam koşullarında bir değişiklik yok. Eskiden çok ağır bir tecrit vardı; aile ve avukat görüşleri yapılamıyordu. Süreçle birlikte bir kapı aralansa da, bu görüşmelerin ne zaman, hangi sıklıkla ve kiminle yapılacağı hala belirsizdir. Bu belirsizlik ciddi bir risk ve şüphe yaratıyor. Biz, Öcalan’ın doğrudan topluma mesajını ulaştırabileceği, kendi hareketiyle ve toplumun farklı kesimleriyle aracısız iletişim kurabileceği doğal bir ortamın sağlanması gerektiğini savunuyoruz” ifaderlerini kullandı.
"Yasa Avrupa’dakileri ve dağdakileri kapsamalı; sınırlandırılmamalı"
Hazırlanan yasanın kapsamına dair de önemli uyarılarda bulunan Doğan, şunları söyledi:
"Mekanizma henüz net değil ama biz bu yasanın sınırlandırılmaması gerektiğini söylüyoruz. Sadece dağdakilerin değil, Avrupa’dakilerin de dönüşünü kolaylaştıracak, bu süreçten faydalanmak isteyen herkesi kapsayacak bir hukuki zemin oluşturulmalı. Ayrıca süreci takip edecek bir izleme heyeti veya kurulun kurulması şarttır. Bu yasa, Kürt meselesinin çözümü için adım adım ilerleyecek bir temel olmalıdır."
"PKK’nin silah bırakma kararı stratejik bir şanstır"
Sürecin sadece bir yasadan ibaret olmadığını, siyasi bir irade gerektirdiğini vurgulayan Doğan, "Bir hareket (PKK) stratejik bir karar almış, lideri stratejik bir çağrı yapmış ve 'artık silahlı mücadeleyi sonlandırıyoruz' demiştir. Bu, Türkiye için, hepimiz için tarihi ve çok büyük bir şanstır. Silahların kalıcı olarak devreden çıkması ancak sağlam yasalarla ve bu yasaların hazırlayacağı ortamla mümkündür" dedi.
"100 yıllık inkar politikası yasayla değil, barışla çözülür"
Kürt meselesinin kökenine dikkat çeken Ayşegül Doğan, "Kürtler yüzyıldır yok sayıldı, bir tehlike olarak görüldü. Oysa Kürtler sadece en doğal haklarını; dillerini, kimliklerini ve varlıklarının tanınmasını istiyorlar. Bu ne Türkiye için ne de bir başkası için tehdittir. Yüz yıllık bir sorun bir günde, tek bir yasayla çözülmez ancak sağlam bir başlangıç yapılırsa kalıcı bir barışa gidilebilir. Biz diyalog ve müzakere yoluyla çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
"Uygulama şartlara bağlanıp uzatılmamalı"
Sürecin MİT veya askeri raporlar gibi ağır şartlara bağlanarak uzatılmaması gerektiğini belirten Doğan, "Yasa Meclis’ten geçtikten sonra, sürecin ihtiyacına göre tahliyeler, geri dönüşler ve hukuki düzenlemeler zaman kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Temennimiz ve talebimiz, sürecin yeni şartlarla tıkanmamasıdır. Kürt ve Türk halkı arasında 'tarihi bir ittifaktan' söz ediliyorsa, birbirimize benzemek zorunda olmadan, kendi doğamızı koruyarak bu ittifakı kalıcı hale getirmeliyiz" diyere konuştu.


