Haber Merkezi - Azadi Partisi ve Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Şengal Soykırımı’nın 12. yıldönümü dolayısıyla yayımladıkları açıklamalarda; adaletin hala sağlanamadığını, Şengal Anlaşması’nın uygulanmadığını ve bölgedeki "fiili işgalin" güvenli geri dönüşleri engellediğini vurguladı.
3 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD’in Şengal’de Ezidi Kürtlere yönelik gerçekleştirdiği soykırımın üzerinden 12 yıl geçti. Azadi Partisi ve PSK, yayımladıkları ayrı bildirilerle uluslararası topluma ve bölgesel aktörlere seslenerek Şengal’in kanayan yarasına dikkat çekti. Her iki parti de Şengal’in demokratik bir statüye kavuşması ve halkın güven içinde evlerine dönmesi gerektiğini belirtti.
"İnsanlık vicdanında kara bir leke"
Yapılan açıklamalarda, 3 Ağustos’un sadece Ezidi halkı için değil, tüm insanlık için "kara bir leke" olduğu ifade edildi. Binlerce Ezidi’nin katledildiği, on binlercesinin göç yollarında can verdiği ve binlerce kadın ile çocuğun köleleştirildiği hatırlatılan bildirilerde; binlerce kayıptan hala haber alınamamasının büyük bir hukuksuzluk ve trajedi olduğu vurgulandı.
"Şengal Anlaşması kağıt üstünde kaldı"
Her iki partinin de ortaklaştığı en temel eleştiri, 2020 yılında Irak Merkezi Hükümeti ile Kürdistan Bölgesi arasında imzalanan Şengal Anlaşması’nın hayata geçirilmemesi oldu. Açıklamalarda; güvenlik, yönetim ve altyapı konusunda verilen sözlerin tutulmadığı, Şengal’in yeniden inşasının bilinçli olarak yavaşlatıldığı ifade edildi.
Haşdi Şabi engeli
Bölgedeki güvenlik boşluğuna dikkat çeken Kürt partileri, Şengal’in Peşmerge güçleri tarafından IŞİD’den kurtarılmasına rağmen bugün İran destekli Haşdi Şabi ve benzeri silahlı yapıların fiili kontrolü altında tutulduğunu belirtti. Bu durumun bölgede istikrarı imkansız kıldığı ve yüz binlerce Ezidinin Kürdistan Bölgesi’ndeki kamplardan köylerine dönmesini engellediği vurgulandı.
Temel talepler ve çözüm önerileri
Azadi Partisi ve PSK’nın açıklamalarında öne çıkan ortak talepler şunlar oldu:
Demokratik Statü: Şengal, Kürdistan Bölgesi bünyesinde halkın özgür iradesine dayalı demokratik bir yönetime kavuşmalı ve Êzidilerin kendi geleceklerini tayin hakkı yasal güvence altına alınmalıdır.
Uluslararası Güvence: Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kurumlar; kayıp kadın ve çocukların bulunması, faillerin yargılanması ve halkın güvenliği için daha aktif sorumluluk almalıdır.
BM Anma Günü: Kürt siyasi partileri, aydınlar ve diaspora; 3 Ağustos’un BM tarafından resmen “Uluslararası Ezidi Soykırımını Anma Günü” ilan edilmesi için küresel bir mücadele yürütmelidir.
Adalet ve tazminat: Irak Hükümeti, soykırımın tüm sorumlularını yargı önüne çıkarmalı ve halkın uğradığı maddi-manevi zararları tazmin etmelidir.



