Erbil(Rûdaw) –Rawest Araştırma Merkezi Araştırma Direktörü Girasun, Kürt kamuoyunun çerçeve yasa ile birlikte süreci coşkuyla karşılamaktan ziyade bir "nefes alma arası" ve "iyi bir mecburiyet" olarak gördüğünü ifade etti.
Rûdaw bültenine katılan Rawest Araştırma Merkezi Araştırma Direktörü Roj Girasun, Meclis gündemine gelen çerçeve yasasına ilişkin kamuoyu nabzını Hevidar Zana’ya değerlendirdi.
Girasun, yaptıkları anketlerde Kürtler arasında sürece desteğin %90'a yakın olduğunu, Türkiye genelinde ise bu oranın %65 civarında seyrettiğini belirtti. "Bu sürecin en çarpıcı noktası, destek ve inancın birbirinden ayrılmasıdır," diyen Girasun, farklı toplumsal kesimlerin süreci desteklese de nihai başarıya inanmadığını ifade etti.
Roj Girasun'a göre, bu güvensizliğin temelinde farklı endişeler yatıyor. AK Parti'ye yakın kesimler PKK'nin silah bırakacağına inanmazken, muhalefet süreci Erdoğan'ın siyasi bir hamlesi olarak görüyor. Kürt kamuoyu ise sürecin sonunda Kürtler için somut bir kazanım olmayacağından ve meselenin çözülmeyeceğinden endişe ediyor.
Bu noktada Girasun, Kürtlerin sürece verdiği desteğin coşkulu bir umuttan ziyade, "iyi bir mecburiyet" olarak görüldüğünü vurguladı. 2015'ten bu yana devam eden çatışma ortamından sonra, sürecin en olumsuz bakanlar tarafından bile bir "nefes alma arası" olarak değerlendirildiğini belirtti.
Sürecin içeriğine dair de önemli tespitlerde bulunan Girasun, 2013'teki çözüm sürecinin aksine bu defa Kürtlerin hakları, demokrasi ve özgürlükler yerine jeopolitik meseleler ve silahların bırakılmasının konuşulduğunu söyledi. Kürt kamuoyunda heyecan yaratan durumun, ulusal hakların tanınacağı beklentisinden çok, silahlı mücadelenin sona ermesiyle demokratik bir alan açılabileceği umudu olduğunu ifade etti.
Girasun, yasanın PKK'nin üst düzey yöneticilerini kapsamaması gibi kısıtlayıcı maddelerin ise Kürt siyaseti tarafından "ilk adım" olarak değerlendirildiğini ve halkın da "devamı gelecek" beklentisiyle bu durumu şimdilik kabul ettiğini ekledi.
- Rawest Araştırma Merkezi Araştırma Direktörü Sayın Roj Girasun, Ankara'dan bizlerle birlikte. İyi günler Sayın Girasun. Geçtiğimiz dönemde çok sayıda anket yaptınız. Bu sürece halk desteği ne düzeyde? Halkın yüzde kaçı bu süreci ve yasa tasarısını destekliyor?
-Süreç başladığından bu yana kamuoyu yoklamalarında hem Türkiye genelinin hem de Kürt kamuoyunun bu meselede farklı düşündüğünü ancak ortak noktalarının da fazla olduğunu gördük.
Kürtler arasında bu sürece destek yüzde 90'a yakın. Türkiye genelinde ise yüzde 60-65 civarında seyrediyor. Ancak şimdiye kadar, bildiğiniz gibi, destek ve inancın farklı şeyler olduğunu söylüyorduk. Yani Kürt halkı da Türkiye halkı da bu sürece baktığında üç şey söylüyordu: "Bu süreci destekliyoruz ama bu sürece inancımız yok." Neden yok? AK Parti'ye yakın muhafazakârlar, "PKK'nin silah bırakacağına inanmıyoruz" diyordu. Türkiye'deki muhalefete yakın olanlar, "Bu doğru bir süreç değil, Erdoğan'ın yeniden cumhurbaşkanı olması için oynanan bir oyun, biz buna dahil olmayız" diyordu. Üçüncü olarak Kürt kamuoyu, "Bu süreçten Kürtler için bir şey çıkmaz, bir örtbas etme durumu var ve bu yüzden bu sürece inancımız yok" diyordu. Dördüncü olarak da daha fundamentalist, Türk milliyetçisi diyebileceğimiz bir grup vardı. Onlar da “bu sürecin Türkiye'nin üniter yapısını bozacağını, federasyon, özerklik gibi şeylerin gündeme geleceğini” düşündükleri için süreci desteklemediklerini söylüyorlardı.
- Peki, yasa tasarısı hazırlanıp komisyona geldikten ve bugün parlamentoda olduktan sonra halkın görüşlerinde bir değişiklik oldu mu?
-Evet. Biliyorsunuz, süreç başladığından beri bu yasa Meclis'e geldikten sonra bazı şeyler değişti, bazıları ise değişmedi. Çünkü hem muhalefet hem de iktidar tabanı, Türkiye'nin çerçevesine ve içeriğine değil, daha çok siyasetin temsilcilerinin ne dediğine bakarak hareket ediyor.
Şu ana kadar toplumsal adımların atılmadığını, kayyum sistemi kaldırılmadığını, Demirtaş gibi sembolik siyasetçilerin serbest bırakılmadığını biliyoruz. Ancak bu yasadan sonra Kürt kamuoyunda bir heyecan ortaya çıktı. Bu heyecan, Kürtlerin meşru haklarının, ulusal haklarının çözüleceği ya da bu hakların devlet tarafından verileceği için değil. Daha çok, uzun zamandır devam eden bir çatışma olduğu ve Kürt kamuoyunun uzun süredir "Silahlı mücadele Kürtlere göre değil, eğer silahlar ortadan kalkarsa demokratik bir sistemde Kürtler daha iyi haklara sahip olabilir ve özgürlükleri artabilir" görüşünden kaynaklanıyor. Bu yönden Kürtler daha olumlu bakmaya başladı. Ancak muhalif kesimler, aydınlar, akademisyenler ve muhalefetin Kürt olmayan seçmenleri, yasanın içeriğinin önemli olmadığını, AK Parti ve MHP ile bu yolun sonuna varılamayacağını söylüyor.
Bu yüzden buradan bir çözüm çıkmayacağını, buna karşı durmaları gerektiğini düşünüyorlar. Ancak biliyoruz ki CHP'den ayrıldıktan sonra Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel, bu sürece destek vereceklerini söylüyorlardı. Fakat bu desteklerinin şimdi bir tereddüde dönüştü. Özgür Özel, bugün parlamentoda konuşacak ama sürecin başlangıçtaki gibi konuşmayacak. O zamanlar daha net ve olumlu konuşuyor, "Bu süreci destekleyeceğiz" diyordu. Ancak şimdi bir tereddüt ortaya çıktı. Özgür Özel bir koordinatör gibi durarak her iki tarafın seçmenlerini de kontrol ediyor. Bu nedenle bugün ortaya çıkan tablo muhalefet cephesinden Kürtleri tatmin etmiyor diyebiliriz.
- Gerçekten de bir barış süreci olarak görenler var ama bazıları da bunun bir devlet projesi değil, bir hükümet projesi ve siyaset meselesi olduğunu söylüyor. Yani bu süreci bir hükümet ve siyaset projesi olarak görenlerin oranı ne kadar?
-Evet, birçok Kürt de bu sürecin bir devlet projesi olmadığını, Kürtlerin meşru haklarını vermek için değil, Erdoğan'ın yeniden cumhurbaşkanı olması için yürütüldüğünü söylüyor. 2015 yazında silahlı çatışmaların başlamasından bu yana on bir yıldır Kürtlerin demokrasi ve ifade özgürlüğü alanında bir nefes alamadığını söyleyebiliriz. Bu yüzden sürece en olumsuz bakanlar bile, bu süreci bir nefes alma arası olarak görüyor. Bu nedenle destek var ama bu coşkulu bir destek değil. Tam bir kanaatle, gönülden bir destek değil, daha çok "iyi bir mecburiyet" olarak görülüyor. Yani bu süreç çok gönüllerindeki çözüm değil dolayısıyla coşkulu değiller, sadece bir mecburiyet ve iyi bir şey olarak görüyor ve destekliyorlar..
Kürt kamuoyunun 2013-2015 sürecindeki gibi olmadığını söyleyebiliriz. O zamanlar demokrasi ve çözümden Kürtlerin haklarından bahsediyorduk. Bu süreçte bunlardan bahsedilmiyor. Şimdi ise jeopolitik meseleleri, Rojava'yı, İran'ı ve silahların bırakılmasını konuşuyoruz ama Kürtlerin haklarını konuşmuyoruz.
Kürt kamuoyu bu durumu biraz da kabullenmiş gibi görünüyor.
-Peki, son bir soru daha: Bu yasa tasarısında, örneğin PKK'nin üst düzey komutanlarını kapsamaması gibi birçok şart var. Şartların çok olması ve herkesi kapsamaması kamuoyunda nasıl karşılandı?
-PKK’nin temsilcileri, Kürt siyasetinin temsilcileri bir ağızdan, bu yasanın ilk adım olduğu değerlendirmesi yaparak, desteklerini yapıyorlar. Bu yasadan sonra yeni adımların atılacağını ve devamının geleceğini belirtiyorlar. Halk da bu açıklamara inanıyor, yani "Bundan sonra ne olacak?" diye bakıyor.
İkinci olarak, Kürt siyasetinde bir homojenlik söz konusu. Kamuoyunda memnuniyetsiz olanlar bile tepkilerini kamuoyuna açık şekilde çok fazla dillendiremiyor, gösteremiyorlar. Bu günden sonra bu yasanın üzerine yeni yasaların inşa edilebileceğini söyleyebiliriz. Halk da bu şekilde bakıyor. Yoksa "Bu yasa çıktı, her şey bitti, tamamlandı" gibi bir durum söz konusu değil.
-Konuğumuz olduğunuz için çok teşekkürler.


