Dersim (Rûdaw) – Alevi ve Bektaşi Ocakları mensubu 44 kişi, son dönemde “bin yıllık kardeşlik” söylemi ve Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî’ye yapılan tarihsel göndermeler üzerinden yürütülen tartışmaların ardından yayımlanan Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne destek verdi.
31 Ağustos’ta yayımlanan bildirgede Alevilerin tarihsel hafızasının, yaşadığı kırımların ve geçmişteki acıların göz ardı edilmemesi gerektiği yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda tartışma yaratmıştı.
Aralarında çok sayıda Alevi dedesi ve Ocak mensubunun bulunduğu 44 isim ise yayımladıkları ortak açıklamayla bildiride dile getirilen endişeleri paylaştıklarını açıkladı.
“Haklı endişeleri paylaşıyoruz”
Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları tarafından yapılan açıklamada, bildirgede yer alan taleplerin yalnızca geçmişe ilişkin bir tartışma olarak görülmemesi gerektiği, kalıcı barış ve toplumsal huzur açısından önem taşıdığı vurgulandı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Biz, aşağıda imzası olan Alevi ve Bektaşi Ocakları mensupları olarak 31.08.2026 tarihinde yayınlanan Alevi Aydınlar Bildirgesi’ndeki haklı endişeleri paylaşıyor, bildirgede ifade edilen talepleri daimi bir barış, huzur ve kardeşlik için destekliyoruz.”
Tartışmanın merkezinde tarihsel hafıza var
Alevi Aydınlar Bildirgesi’nin ardından yaşanan tartışmanın temel başlıklarından biri, Alevilerin Osmanlı dönemine ilişkin tarihsel hafızası oldu.
Özellikle Yavuz Sultan Selim döneminde yaşanan Alevi katliamları ve bu dönemde İdris-i Bitlisî’nin üstlendiği rol, Alevi toplumunun önemli bir bölümünde tarihsel bir travma ve hafıza konusu olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle Alevi çevrelerinden gelen açıklamalarda, barış ve kardeşlik söylemlerinin geçmişte yaşanan acıları ve toplumsal hafızayı yok saymadan kurulması gerektiği vurgulanıyor.
Ocak mensuplarının bildirgeye verdiği destek de bu tartışmanın yalnızca Alevi aydınlarıyla sınırlı kalmadığını, Alevi inanç kurumları ve Ocak mensupları arasında da karşılık bulduğunu ortaya koydu.
“Barışın yolu geçmişi yok saymaktan geçmiyor”
Alevi Ocak mensuplarının açıklaması, devam eden çözüm ve barış tartışmalarının Alevilerin talepleri ve tarihsel hafızası da dikkate alınarak yürütülmesi gerektiği yönünde bir mesaj olarak değerlendiriliyor.
Açıklamada herhangi bir siyasi parti ya da aktöre yönelik doğrudan eleştiri yerine, kalıcı barışın toplumsal hafızanın tanınması ve farklı kesimlerin kaygılarının dikkate alınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı.
Bildirgeye destek verenler arasında Hızır Şamut Baba, Sultan Sinemilli, Ağuiçen, Şah İbrahim Veli, Kureşan, Baba Mansur, Güvenç Abdal, Hıdır Abdal, Dede Kargın, Cemal Abdal, Arzuman, Ali Dost, Seyit Garip Musa, Kızıldeli Seyit Ali Sultan, Sarısalık, Derviş Cemal ve Şeyh Ahmet Dede Ocaklarından mensuplar bulunuyor.
İmzacılar arasında Abbas Ulusoy, Ali Dedeoğlu, Ali İhsan Argunşah, Ali Rıza Yıldırım, Ali Tamaç (Bava Şervan), Ali Yeral, Ali Yoleri, Aliyar Özcan, Aşık Esrafi, Aziz Güler, Baki Düzgün, Emrah Çolak, Erdal Gül, Ergül Şanlı, Ethem Evisan, Ethem Uğurlu, Garip Bozkurt, Gönül Erenler, Gürsoy Bakır, Hasan Doğan, Hasan Şahin, Hüseyin Aldoğan, Hüseyin Eren, İsmail İlhan, İsmail Toprak, Kamber Çakmak, Kemal Kılıç, Mansur Yalçın, Mehmet Ali Göçer, Mehmet Elibol, Mehmet Güzel, Metin Ataç, Murat Bulut, Musa Kazım Engin, Mustafa Sazcı, Nursel Özsaltık Gezici, Onur Erdem, Orhan Firik, Sedat Korkmaz, Sefa Öztürk, Serdar Yıldız, Şahan Düzgün, Vedat Tekten ve Yüksel Yıldırım yer aldı.

Ne olmuştu?
Bir grup Alevi Aydın, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’da yaptığı iddia edilen görüşmelerde Kürt meselesinin çözümüne dair tartışmalarda Yavuz Sultan Selim - İdris-i Bitlisi ittifakının güncellenmesine ilişkin tarihsel vurgu yapması üzerine bir açıklama yaparak tepki göstermişti. Bildiride, 16. yüzyılda çok sayıda Alevi’nin yaşamını yitirmesine yol açan bu sürecin bir "barış modeli" olarak değerlendirilmesi, "tarihsel ve kanlı bir ittifakın yeniden canlandırılması" olarak görülmüş ve kabul edilemez olduğuna vurgu yapılmıştı. Metinde, gerçek ve kalıcı bir barışın geçmişteki paktlarla değil; laiklik, eşit yurttaşlık ve evrensel hukuk kuralları üzerine kurulabileceği vurgulanmıştı.
Siyasetçiler, tarihçiler, yazarlar ve akademisyenlerden oluşan 53 Alevi aydın ve siyasetçinin imza attığı bildiride öne çıkan isimler arasında Müslüm Doğan (Eski Kalkınma Bakanı, eski Milletvekili ve eski PSAKD Genel Başkanı), Şerafettin Halis (Eski HDP Milletvekili, Şair-Yazar), Necati Yılmaz (Eski Milletvekili, eski PSAKD Genel Başkanı), Ali Balkız (Yazar ve Eski Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı), Prof. Dr. Ayfer Karakaya-Stump (Tarihçi - Akademisyen), Fevzi Gümüş (Yazar ve Hukukçu) ve Av. Cihan Söylemez (Hukukçu - Yazar) gibi isimler yer alıyordu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise bir TV programında, 53 Alevi yazar ve siyasetçinin yayımladığı "Alevi Aydınlar Bildirgesi"ne sert bir çıkıştı.
Katıldığı bir programda bu bildiriye imza atan bazı isimleri hedef alan Bakırhan, açıklamayı yeni süreci “sabotaj” ettiğini ve “ucuz siyaset” yapıldığını ileri sürdü. Bakırhan ayrıca bakan ve eski milletvekilirine ise "Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız isimler var; Kürtler seni Alevi olduğun için bakan yaptı" ve "Kimse bizi Alevilikle test edemez" gibi sert ifadeler kullandı.
Bu sözler, siyaset dünyasında ve Alevi kamuoyunda "üstenci ve aşağılayıcı bir dil" olduğu şeklinde eleştirildi ve yoğun tepki topladı.
Tepkilerin büyümesi üzerine yeni bir açıklama yapan Bakırhan, "sokaktan getirmek" ifadesinin amacını aşarak yanlış anlaşıldığını, burada amacının kimseyi küçümsemek değil, "siyasette alan açmak" olduğunu savundu. Alevilerin partinin misafiri değil, kurucusu olduğunu ve DEM Parti tabanının en güçlü damarlarından birini oluşturduğunu belirten Bakırhan, bildirideki tarihsel eleştirilerin ise barış sürecini engellemek isteyen çevrelerce bağlamından koparıldığını ileri sürdü.



