Haber Merkezi - İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Av. Bülent Yıldırım, Erzurum’da düzenlediği basın toplantısında Kürt meselesi, çözüm süreci ve Filistin’e ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Erzurum İHH İnsani Yardım Derneği binasındaki toplantıya Yıldırım’ın yanı sıra Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği Bölge Sorumlusu Teoman Tayyar Kumbet, Erzurum İHH Başkanı Ömer Onay ile dernek çalışanları ve gönüllüleri katıldı.
Yıldırım, Ortadoğu’da etnik ve mezhepsel çatışmalar üzerinden yeni gerilimlerin yaratılmak istendiğini belirterek Kürt, Türk ve Arapların birlikteliğinin bölgedeki planları bozacağını söyledi.
“Önümüzdeki günlerde İslam dünyasına üç fay hattı üzerinden büyük bir imtihan yaşatılmaya çalışılacaktır” diyen Yıldırım, bu fay hatlarını Şii-Sünni çatışması, Selefi-Sufi anlaşmazlığı ve etnik savaş olarak sıraladı.
Etnik çatışmaların en tehlikeli alan olduğunu ifade eden Yıldırım, “Bu son dönemde meydana gelen kardeşlik çalışmaları İslam dünyasının özgürlüğü için çok önemli bir adımdır. Bölgede ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Kürt, Türk ve Arap birlikteliği bölgedeki bütün oyunları bozar” dedi.
“Bütün sivil toplum kuruluşlarını sahaya inmeye davet ediyorum”
Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü konusunda önemli bir iradenin ortaya konulduğunu savunan Yıldırım, sürecin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Yıldırım, “Taraflar bu süreçte çok ciddi irade ortaya koydular, kararlar aldılar, süreci yürüttüler, çok büyük çalışmalar oldu. Bu nedenle bu sürece halkın destek vermesi gerekir” diye konuştu.
Sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunan Yıldırım, şöyle devam etti:
“Bütün sivil toplum kuruluşlarını, halkın tüm kesimlerini sahaya inmeye davet ediyorum. Siyasetin ortaya koymuş olduğu bu güzel iradeye halkın desteğinin de açık olması gerekiyor. O nedenle Türkiye’nin birçok yerinde çeşitli toplantılar yapacağız. Bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya geleceğiz."
Yıldırım’dan çözüm süreci için öneriler
Yıldırım, çözüm sürecinin kalıcı hale gelmesi için çeşitli öneriler de sıraladı. Sürecin açık ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirten Yıldırım, bir zaman planının oluşturulmasını ve sürecin halkın hakemliğinde ilerlemesini önerdi.
Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin ailelerine de dikkat çeken Yıldırım, acı yaşayan annelerin bir araya gelerek bir daha kan dökülmemesi için toplumu doğru bilgilendirebileceğini söyledi.
Yıldırım’ın diğer önerileri arasında 2027’nin Ahmed-i Hani Yılı ilan edilmesi, köylere Kürtçe isimlerinin yeniden verilmesi ve kimlik ile dil meselesinin yeni anayasada ele alınması yer aldı.
İHH Başkanı ayrıca İstanbul Eyüpsultan’daki Pierre Loti Tepesi’nin isminin yeniden İdris-i Bitlisî olarak değiştirilmesi gerektiğini savundu.
“Netanyahu yeni savaşlar çıkarabilir”
Bölgede İsrail kaynaklı yeni bir savaş ihtimali bulunduğunu da dile getiren Yıldırım, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçimleri kaybetme ihtimali nedeniyle bölgedeki saldırıları artırabileceğini öne sürdü. Yıldırım, “İsrail yine Orta Doğu’yu kan gölüne çevirecek. Çünkü Netanyahu seçimleri kaybetme ihtimalini görüyor. O nedenle bölgeye, Suriye’ye de Lübnan’a da Irak’a saldırabilir; saldırıyı artırabilir. Hatta Türkiye’yi de savaşın içine çekmek isteyebilir” dedi.
Bölgede yaşanan gelişmeler karşısında tüm taraflarla görüşülmesi gerektiğini belirten Yıldırım, “Formülümüz İslam coğrafyasının içindeki bütün taraflarla masaya oturmalıyız” ifadelerini kullandı.
“İnsanlarda büyük bir mutluluk var ama tedirginlik de var”
Çözüm süreci kapsamında Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı bölgelere ziyaretlerde bulunduğunu anlatan Yıldırım, halkın sürece ilişkin beklentisinin yüksek olduğunu söyledi.
Yıldırım, “İnsanlarda büyük bir mutluluk var. Büyük bir huzur var ama bir tedirginlik var. Bu tedirginlik nedir biliyor musunuz? Bu sürece acaba birileri engel olabilir mi?” diye konuştu.
Bölge halkının çatışmaların yeniden başlamasını istemediğini belirten Yıldırım, “İnsanlar köylerinde rahat yaşamak istiyorlar. Dağa kimsenin gitmesini istemiyorlar ve bu konuda da asla bu işin geri adım olarak dönmesini istemiyorlar” dedi.
Yıldırım, konuşmasını sivil toplum kuruluşlarına yeniden çağrı yaparak tamamladı:
“Süreç halkın iradesindedir, süreç halkın hakemliğindedir. Sivil toplum kuruluşlarının olaya destek verme aşamasıdır. Bütün sivil toplum kuruluşları bu sürece destek versin ki Filistin için İsrail karşısında güçlü olalım.”


