Erbil (Rûdaw) - Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, devam eden sürece ilişkin toplumdaki güven sorununun giderilmesi için somut ve nitelikli adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Bu defa asla keşke dememeliyiz” dedi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, 9 yıl 4 ay 15 günlük hapis cezasının infazını tamamlamasının ardından geçtiğimiz hafta Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi.
Tahliyesinin ardından Rûdaw TV’ye konuk olan Mızraklı, Türkiye’de devam eden barış sürecine, Kürt meselesine, barış arayışına, Selahattin Demirtaş’ın durumuna ve yerel yönetimlerin olası rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mızraklı, cezaevinden çıktıktan sonra öncelikle kendisinde yaşanan değişiklikleri gözlemlediğini belirterek, toplumda sürece ilişkin güçlü bir sorgulama olduğunu ancak güven sorununun devam ettiğini söyledi.
“Toplumda güven sorunu var”
Mızraklı, sürecin başarıya ulaşması için toplumun tamamının hissedebileceği ve onaylayabileceği somut adımların atılması gerektiğini ifade etti.
Selçuk Mızraklı, “Güveni pekiştirecek olan nitelikli birtakım adımların atılmasıdır. Herkese dokunan, herkesin hissettiği, herkesin onayladığı birtakım adımların atılması gerekiyor” dedi.
Söz konusu sürecin yalnızca Türkiye’yi ilgilendirmediğini vurgulayan Mızraklı, gelişmelerin geniş Kürt coğrafyası ve Ortadoğu açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
“Bu süreç sadece Türkiye’nin değil, Türkiye’nin dışındaki geniş Kürt coğrafyalarını, Ortadoğu coğrafyasını etkileyebilecek kadar hassas bir sürece tekabül ediyor” diyen Mızraklı, toplumun geleceğe ilişkin umuda ihtiyacı olduğunu belirtti.
“İğne ucu kadar ışık varsa o yolu takip edin”
Türkiye’deki sürecin dünyadaki diğer çatışma çözümü örneklerinden farklı olduğunu dile getiren Mızraklı, buna rağmen barış ve demokratik çözüm konusunda ısrar edilmesi gerektiğini söyledi.
Mızraklı, yaklaşımını şöyle ifade etti:
“Bir yerde iğne ucu kadar aydınlık görüyorsanız, barışa bir çıkış yolu görüyorsanız o yolu takip edin.”
Sürecin samimi, dönüştürücü ve toplumun tamamına fayda sağlayacak bir anlayışla ilerlemesi gerektiğini belirten Mızraklı, hedefin daha demokratik, özgürlükçü, hukuka dayalı ve eşitlikçi bir Türkiye olması gerektiğini söyledi.
“Bazen pürüzler olabilir, sıkıntılar olabilir” diyen Mızraklı, tarafların niyetinin bu sorunları aşmak olması gerektiğini kaydetti.
“Süreç daha şeffaf olmalı”
Mızraklı, önceki çözüm süreciyle mevcut süreç arasında kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından fark bulunduğunu savundu.
Toplumun süreç hakkında daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini belirten Mızraklı, yol haritasının daha anlaşılır hale getirilmesi çağrısında bulundu.
Mızraklı, “Sürecin şeffaflaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Tarafların ileriye dönük niyet beyanlarını ve yol haritasını, mahremiyetin bir kısmını kabul etmekle beraber, daha anlaşılır kılmaları değerli” şeklinde konuştu.
Mızraklı’ya göre süreç yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülür ve toplum yeterince dahil edilmezse ortaya çıkan bilgi boşluğu farklı yorumlara ve yanlış analizlere yol açabilir.
Demirtaş için: “Barış insanı, hukuk insanı”
Mızraklı, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Demirtaş’ın kendisinin yanıtlaması gereken sorular olduğunu belirten Mızraklı, onu “barış insanı” ve “hukuk insanı” olarak nitelendirdi.
Selçuk Mızraklı, “Selahattin Demirtaş bir barış insanıdır, bir çözüm insanıdır. Demokrasiye, hukuka, adalete, eşitliğe, hak ve özgürlüklerin kullanımına sürekli inanmış ve bunu hayata geçirmek için siyasi mücadelesini vermiş bir kişilik” diye konuştu.
Demirtaş’ın barışın toplumsallaştırılması ve siyasi çözüm açısından önemli bir figür olduğunu belirten Mızraklı, “Bu hukuk dışı içeride tutulma sürecinin, adeta tutsak etme sürecinin son bulmasını” umduğunu söyledi.
“Bu defa asla keşke dememeliyiz”
Mızraklı, geçmişteki çözüm sürecinin sonuçlandırılamamış olmasının bugün önemli bir ders niteliğinde olduğunu belirtti.
“Keşke bu işi 25 yıl önce halledebilseydik, keşke 40 yıl önce halledebilseydik, keşke 2015 sürecinde nihayete erdirebilseydik” şeklindeki değerlendirmelerin anlaşılır olduğunu ifade eden Mızraklı, ancak bu kez aynı hatanın tekrarlanmaması gerektiğini söyledi.
Mızraklı, “Biz bu defa asla keşke dememeliyiz. Eğer bu defa keşke dersek, eksik kalmış, yarım bırakılmış veya yanlış yapılmış birtakım şeyler var demektir” dedi.
Yerel yönetimlere “barış” çağrısı
Mızraklı, yerel yönetimlerin de barış sürecinde önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.
Özellikle farklı kentlerdeki belediyelerin birbirleriyle daha fazla iletişim kurması ve ortak projeler geliştirmesi gerektiğini belirten Mızraklı, bunun yalnızca Kürt kentleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege’den Trakya’ya kadar Türkiye’deki yerel yönetimlerin birbirleriyle köprüler kurabileceğini belirten Mızraklı, bu ilişkilerin barışın toplumsallaşmasına katkı sunabileceğini söyledi.
“Hekimliğime devam edeceğim”
Mızraklı, tahliyesinin ardından hekimlik mesleğine devam edeceğini de açıkladı.
Diyarbakır ile ilişkisinin yalnızca siyasi olmadığını belirten Mızraklı, kentte çok sayıda insanın kendisinin hastası olduğunu söyledi.
“Ben bu şehirle, bu şehirdeki insanlarla hemhal oldum, dertlerine derman olmaya çalıştım ama onlar da benim dertlerimin dermanı oldular” diyen Mızraklı, hekimliğini sürdürme kararlılığını dile getirdi.
Mızraklı ayrıca aldığı kamusal haklardan mahrumiyet cezası nedeniyle yaklaşık üç yıl boyunca aktif siyasi pozisyon alamayacağını belirtti.
Buna rağmen toplumsal ve insani sorumluluklarını sürdüreceğini ifade eden Mızraklı, “Buna siyaset diyorlarsa ben o siyaseti yapmaya devam edeceğim” dedi.
Mızraklı, programın sonunda Selahattin Demirtaş’ın Rûdaw izleyicilerine selam, sevgi ve özlemlerini iletti.


