Dersim (Rûdaw) – PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Alevilerle ilgili son açıklamasında kullandığı "Alevi Rönesansı" ifadesi, Alevi Aydınlar Bildirgesi'ni imzalayan hukukçu-yazar Cihan Söylemez tarafından eleştirildi.
Söylemez, Alevi Aydınlar Bildirgesi'nin temel amacının Alevi toplumunun tarihsel hafızasına sahip çıkmak ve son dönemdeki tartışmalarda Alevilerin temel hak ve özgürlüklerine dikkat çekmek olduğunu söyledi.
Öcalan'ın son açıklamasında geçmişte yaptığı Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî referanslarına açıklık getirdiğini belirten Söylemez, bu açıklamanın ardından özellikle "Alevi Rönesansı" ifadesinin dikkat çektiğini ifade etti.
"Alevi toplumu karanlıkta değil"
Söylemez, Rönesans kavramının Alevi toplumu açısından kullanılmasını doğru bulmadığını belirterek şöyle konuştu:
"Alevi Rönesansından bahsediliyor. Şimdi burada da yine sıkıntılı bir durum söz konusu. Rönesans'tan bahsedilebilmesi için Alevi toplumunun şu anda bir karanlık içerisinde olması gerekiyor, Orta Çağ karanlığının içerisinde olması gerekiyor."
Alevi toplumunun sanki şeriatla yönetilen bir toplum içerisinden çıkarılması gereken bir topluluk gibi ele alınmasının sorunlu olduğunu belirten Söylemez, bunun Alevilere yönelik bir "niyet okuması" olduğunu söyledi.
Söylemez, Rönesans kavramının kullanılacaksa bunun Aleviler üzerinden değil, 16. yüzyıl aklını savunan kesimler açısından tartışılması gerektiğini savundu:
"Evet, bir Rönesans olması gerekir ama bu Rönesans bilhassa 16. yüzyıl aklını savunanlar, Osmanlı ve Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî ittifakını savunan kesimler üzerinde olmalıdır."
"Alevilerin Rönesansa ihtiyacı yok"
Alevi toplumunun bugün bulunduğu konumun bir Rönesans ihtiyacı üzerinden tanımlanamayacağını söyleyen Söylemez, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, farklı fikirlere tahammül, sekülerlik, laiklik ve hümanizm gibi değerlerin öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Söylemez, bu değerlerin özellikle Sünni sosyolojide taban bulmasına yönelik çaba gösterilmesi gerektiğini savundu.
"Alevi toplumunun şu an bulunduğu konum Rönesans'la ilgili bir durum değil veya Rönesans'ı gerektirir bir durum da değil" diyen Söylemez, Alevilere yönelik böyle bir tanımlamanın "üstten kıyafet biçme" anlamına geleceğini belirtti.
"Alevi toplumunun tarihsel gerçeği kavranmalı"
Söylemez, Öcalan'ın son açıklamasındaki "Alevi Rönesansı" kavramının sorunlu olduğunu yineleyerek, açıklamanın geçmişteki ifadelerin ardından yapılan bir yorumlama çabası olduğunu söyledi.
Söylemez'e göre Türkiye'de Türkler ve Kürtler, Aleviler ve Sünniler ile farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelmesi için referans alınması gereken temel çerçeve 16. yüzyıl ya da 7. yüzyıl değil, evrensel değerler olmalı.
"Evrensel değerlere, insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere, kültürel haklara... Bunların ön planda tutulması ve bunlar üzerinden bir siyaset geliştirilmesi, bu geliştirilen siyasetin de psikolojik ortamının da oluşturulması gerekiyor toplumda."
"Alevilerin kaygıları yeterince dikkate alınmıyor"
Söylemez, Alevi toplumunun duygusal, düşünsel ve tarihsel kaygılarının yeterince dikkate alınmadığını savundu.
Öcalan'ın açıklamasında Alevilerin kaygılarının anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, açıklamanın içeriğinde bununla çelişen bir tutum bulunduğunu öne süren Söylemez, bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini söyledi.
Alevi Aydınlar Bildirgesi'nin ardından bazı kurum ve kuruluşlar ile sosyal medya mecralarında bildiriye yönelik eleştiriler ve suçlamalar yapıldığını belirten Söylemez, Alevi toplumundan özür dilenmesinin de "çok görülmemesi" gerektiğini ifade etti.
"Alevi toplumu pasif özne değil, aktif özne"
Söylemez, bildirgenin ardından Alevi toplumunun sürecin pasif bir öznesi olmaktan çıktığını ve aktif bir özne haline geldiğini söyledi.
"Alevi toplumu artık uyanmıştır. Kendileri aleyhine gerek yasalarda gerek anayasada gelişebilecek herhangi bir duruma karşı reaksiyonu güçlü bir şekilde gösterecektir."
Ancak bu tepkinin negatif bir dille değil, pozitif bir inşa diliyle ortaya konulması gerektiğini belirten Söylemez, Alevi aydınları ve ocakzadeleri olarak gelecekte gerçek bir barışın tesis edilmesi için çaba göstereceklerini söyledi.
Söylemez, Alevilerin tarihsel kaygılarının küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayarak, amaçlarının Aleviler ile Kürtler arasındaki geçmişten kalan olumsuz izleri ortadan kaldırmak ve iki toplum arasındaki bağı sekülarizm, insan hakları ve evrensel değerler üzerinden güçlendirmek olduğunu ifade etti.


