Haber Merkezi - Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) ve Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK), 25 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilen Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’nun 9’uncu yıl dönümü vesilesiyle yazılı birer mesaj yayımladı.
Her 3 parti yayımladıkları açıklamalarda, “referandumda ortaya konan iradenin Kürt halkının meşru ve tarihsel bir hakkı olduğunu belirterek, 25 Eylül’ün Kürtlerin kendi kaderini tayin etme iradesinin dünyaya ilanı olduğunu” vurguladı.
Partilerin yayımladıkları açıklamaları şöyle:
HAK-PAR: Kürtlerin bağımsızlık talebinin dünyaya ilan edildiği gündür
“1.Dünya savaşının ardından kurulan düzende ülkesi parçalanarak bölge devletleri arasında pay edilen Kürt milleti devletsiz bırakılmış ve en temel insan haklarından dahi yoksun halde sömürgeci bölge devletlerin insafına terk edilmiştir.
Soy kırımlarla, toplu katliamlarla varlığına dahi kast edilen Kürt milleti her parçada direnmiş ve özgürlük mücadelesini aralıksız olarak sürdürmüştür.
Irak sınırları içindeki Kürdistan’ın Güney parçasında da çok ağır bedellere rağmen aralıksız olarak sürdürülen özgürlük mücadelesi nihayet zaferle sonuçlanmış, Sömürgeci, Kürt düşmanı BAAS rejimi çökmüş ve Irak yeniden yapılanarak Güney Kürdistan’da Kürtlerin kendi kendilerini yöneteceği federe bir yapı inşa edilmiştir.
Ne yazık ki Irak merkezinde iktidar olan Arap yöneticiler Güney Kürdistan’ın federe yapısını sürekli olarak tehdit etmeyi sürdürmüş, Merkezi bütçeden alması gereken payı tam teslim etmemiş, Anayasanın gereği olan Kürdistan’ın dışında kalan ve statüsü referandumla belirlenmesini emreden 140. maddeyi de uygulamamıştır.
Irak’ı tam bir şiddet ve kaos içinde, yolsuzlukların diz boyu haline geldiği sömürü ve talan sistemi içinde tutarak yönetenler, başta İŞİD olmak üzere her türden terör örgütünün ürediği yer haline getirdiler.
Kürdistan’ının anayasal olarak tanınan statüsünü de yok etmeyi hedefleyen Irak’ın Arap yöneticileri, Kürtlerle birlikte, barış içinde yaşamanın olanaklarını da ortadan kaldırdılar.
Tam da bu koşullarda Güney Kürdistan Federe bölgesi bağımsızlık referandumu için harekete geçti.
Sayın Mesut Barzani Başkanlığında Parlamentoda temsil edilen partilerin temsilcilerinden oluşan Yüksek Konsey, referandum sürecini yönetti. Tüm etnik ve dini kesimlerin de tam desteği ile yürütülen referandum kampanyası, uluslararası gözlemcilerinde izlediği bir bayram havasında geçti.
25 Eylül 2017 de Güney Kürdistan ve Kürdistan’ın dışında kalan ve statüsü referandumla belirlenmesi sürekli olarak ötelenen Kürt bölgelerinde yapılan referandumda, Kürdistan halkının yüzde 92 den fazlası, Birleşmiş Milletler’in ‘ulusların kendi kaderlerini belirleme hakkı’ ilkesine dayanarak, tam bir özgürlük içinde oylarıyla bağımsız bir devlet olarak yaşamak istediğini, tüm dünyaya ilan etti.
Sadece Güney Kürdistan da değil, Kürdistan’ın tüm parçalarında ve diasporada yüksek bir ulusal şahlanışa neden olan referandumda, 'Kürdistan Bölgesi ve Kürdistan Bölgesi dışında kalan Kürt yerleşimlerinin bağımsız bir devlet olmasını istiyor musunuz?' sorusuna, Kürdistan halkı yüzde 92.73’ü evet oyu kullandı.
Gerek sömürgeci bölge devletlerinin, gerekse büyük emperyal devletlerin referandumun sonuçlarını tanımaması ve kendi menfaatleri için uluslararası hukuku çiğnemeleri, Kürdistan halkının oylarıyla elde ettiği zaferi ortadan kaldıramaz.
Bu referandumla 200 yıldır özgürlük mücadelesi veren Kürt halkı, artık bağımsız Kürdistan Devleti’nin tapusunu almıştır.
Bağımsız devletini inşa etmek Kürt halkının da hakkıdır. Bu hakkın teslim edilmesi bölgesel istikrar için de zorunludur.
HAK-PAR olarak Bağımsızlık Referandumun 9.yıl dönümünde, başta Sayın Mesud Barzani ve rahmetli Celal Talabani olmak üzere, Bağımsızlık referandumunu yöneten ve katkı sunan herkesi bir kez daha selamlıyor, bu onurlu günü yaratan Kürdistan halkını kutluyoruz.”
PSK: Bir Halkın Özgür Geleceğe Dair Umudu
“25 Eylül 2017, Kürt halkının kendi geleceğini belirleme iradesini demokratik ve barışçıl yollarla ortaya koyduğu tarihi bir gündür.
Güney Kürdistan’da gerçekleştirilen bağımsızlık referandumunda Kürt halkı, büyük bir katılımla sandık başına giderek bağımsızlık seçeneğine güçlü bir destek vermiştir. Bu referandum, yalnızca bir siyasi tercih değil; Kürt halkının özgürlük, kendi kaderini tayin etme ve kendi kendini yönetme yönündeki tarihsel iradesinin demokratik bir ifadesi olmuştur.
Referandumun üzerinden dokuz yıl geçmesine rağmen, 25 Eylül’de ortaya konulan halk iradesi ve özgür bir gelecek umudu önemini korumaktadır.
PSK olarak, Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkını temel ve meşru bir ulusal hak olarak görüyoruz. Bu hakkın demokratik, barışçıl ve siyasi yollarla gerçekleştirilmesini savunuyoruz.
Bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, Kürtlerin kendi aralarındaki birlik ve dayanışmasını her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Kürdistan’ın dört parçasındaki siyasi güçlerin ve Kürt halkının ortak ulusal çıkarlar etrafında daha güçlü bir işbirliği geliştirmesi; farklılıkların demokratik yöntemlerle yönetilmesi ve ulusal birliğin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
25 Eylül referandumunun ortaya koyduğu irade, Kürt halkının özgür ve demokratik bir gelecek arzusunun güçlü bir ifadesidir. Bu iradenin kalıcı kazanımlara dönüşmesi; Kürtlerin birlik içinde hareket etmesine, demokratik siyasete bağlı kalmasına ve bölge halklarıyla barışçıl ilişkiler geliştirmesine bağlıdır.
PSK olarak, Kürt halkının ulusal ve demokratik haklarının tanınması, Kürdistan’ın siyasi statüsünün güçlendirilmesi ve Kürtler arasındaki ulusal dayanışmanın geliştirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
25 Eylül’ün bize hatırlattığı en önemli gerçek şudur: Bir halkın özgür bir geleceğe dair umudu, sandıkta ortaya çıkan iradeyle olduğu kadar, bu iradeyi geleceğe taşıma kararlılığıyla da yaşar.
25 Eylül Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’nun yıldönümünde, referandumda ortaya konulan demokratik iradeyi saygıyla selamlıyor; özgür, demokratik ve barış içinde bir Kürdistan geleceğine olan inancımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Yaşasın 25 Eylül Referandumu!
Yaşasın Kürtlerin Ulusal Birlik Ve Dayanışması”
PWK: Bağımsızlık referandumunun sonuçları Güney Kürdistan halkının meşru, demokratik iradesinin ifadesidir
“25 Eylül 2017 günü Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi’ndeki Hewler, Süleymaniye, Duhok ve Halepçe şehirleri ile, Güney Kürdistan’ın geri kalan ve 140. Madde kapsamındaki Kerkük dahil tüm yerleşim yerlerinde meşru ve demokratik bir bağımsızlık referandumu gerçekleşti.
Referanduma katılım oranı yüzde 72 olurken, evet oylarının oranı da yüzde 92.73 oldu.
Güney Kürdistan halkı içeriden ve dışarıdan gelen bütün baskı, tehdit, sindirme, engelleme girişimlerine, her türlü sinsi plana rağmen, büyük bir cesaret, kararlılık, dirayet ve milli bir şuurla sandıklara giderek, yüzde 92.73 gibi tartışmasız bir oy oranı ile ‘bağımsızlığa evet’ dedi.
Bu, aynı zamanda meşru bir ulusal iradenin demokratik yollarla tüm dünyaya ilan edilmesiydi.
Bağımsızlık Referandumunun 9. yıldönümünde hem bağımsızlık referandumunu hem de sonuçlarını saygıyla karşıladığımızı, desteklediğimizi bir kez daha belirtiyoruz.
Bağımsızlık Referandumunun 9. yıldönümünde, tüm siyasi ve askeri güçleri, bölge ve dünya devletlerini, Güney Kürdistan’daki Federe Yönetimin Başkanlık, Parlamento, Hükümet ve Peşmerge Güçleri’nin meşru varlık, yönetim ve kararlarına saygı duymaya çağırıyoruz.
Bağımsızlık Referandumunun 9. yıldönümünde, Güney Kürdistan’daki tüm siyasi partileri, federe bölgenin var olan tüm kazanımlarının korunması yolunda bir an evvel ortak hükümetlerini kurmaya, federe bölgenin var olan kurumlarının birleştirilmesi, geliştirilmesi, yeni kurumların oluşturulması yönünde milli birlik ruhuyla birlikte davranmaya, adım atmaya çağırıyoruz.
25 Eylül Bağımsızlık Referandumu ile ortaya konulan iradenin sahiplenilmesi ulusal bir görevdir.”



