İstanbul (Rûdaw) - Yaklaşık 5 milyon Kürt nüfusuyla dünyanın en kalabalık Kürt kenti sayılan İstanbul’da, metropolde doğup büyüyen genç kuşaklar arasında ana dili meselesi dikkat çeken bir sosyolojik tablo ortaya koyuyor.
Anne ve babalarının memleketlerini hiç görmemiş ve kamuoyunda "İstanbul Kürdü" olarak tanımlanan yüz binlerce Z kuşağı genci bulunuyor.
Ana dilde eğitimin olmaması ve Türkçenin kamusal alandaki mutlak hakimiyeti nedeniyle gençler arasında Kürtçe konuşma oranları günden güne geriliyor.
Ancak son dönemde yeniden canlanan barış ve çözüm arayışları, metropoldeki Kürt gençlerinin kendi dillerine ve kimliklerine olan ilgisini de artırmış durumda.
Sokaktaki en yaygın çelişki ise gençlerin taşıdığı Kürtçe isimlerle günlük konuştukları dil arasındaki uçurumda kendini gösteriyor.
Dili konuşamayan gençlerin neredeyse tamamı durumu, "Kürtçeyi çok iyi anlıyorum ama konuşamıyorum" diyerek özetliyor.
Evde Kürtçe konuşanlar dilini koruyor
Mardin’in Dargeçit ilçesinden olan 21 yaşındaki Kadir Uslu, doğma büyüme Beyoğlulu.
Bir atölyede çalışan lise mezunu Uslu, ana diliyle olan bağını şöyle anlattı:
"İstanbul’da büyüdük ama Kürtçemizden asla kopmadık.
Çok şükür Kürdüz ve evimizin içinde tamamen Kürtçe konuşuyoruz.
Ancak ne yazık ki Kürtçe okuma ve yazmayı hiç öğrenemedim."
Kızıltepeli 19 yaşındaki Doğan Yalçınkaya da 15 yıldır ailesiyle birlikte Beyoğlu’nun Hacıahmet mahallesinde yaşıyor.
Bir kafede çalışan Yalçınkaya, "Ben bu şehirde büyüdüm. Aile içinde mutlaka Kürtçe konuşuruz fakat dışarı çıktığımızda, sokakta ve işte iletişimimiz tamamen Türkçe üzerinden yürüyor" dedi.
"Adım Zinar ama Kürtçe konuşamıyorum"
Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelerde ev içi dil Kürtçe kaldığı sürece kimlik korunabiliyor; ancak aile Türkçeye geçtiğinde yeni nesil tek bir kelime dahi öğrenemeden büyüyor.
Aslen Batmanlı olan 35 yaşındaki Zinar Biçen, İstanbul’da doğup büyümüş bir genç. Ailesinin kendisiyle Kürtçe konuşmaması nedeniyle dili öğrenemediğini belirten Biçen, yaşadığı durumu şu sözlerle aktardı:
"Adım Zinar. Aslen Batmanlıyım ama bütün hayatım Beyoğlu’nda geçti.
Kürtçeyi anlıyorum ama konuşamıyorum. Hayat telaşı içinde öğrenemedik, evde de konuşulmuyordu. 35 yaşındayım ama hayatımda hiç Batman’a gitmedim. Doğrusu son zamanlarda kendi çabamla ana dilimi öğrenmek için gayret gösteriyorum."
"Köklerime dönmek istiyorum"
Orta Anadolu Kürtlerinden Kırşehirli 22 yaşındaki Miran Öztabur da benzer bir kimlik arayışı içinde olduğunu ifade etti. İstanbul’da tamamen Türkçe ile büyüdüğünü belirten Öztabur, duygularını şöyle dile getirdi:
"Babam evde çok az Kürtçe konuşurdu. Çevrem de tamamen Türkçe olduğu için dili öğrenemedim. Fakat son dönemde köklerime dönme ihtiyacı hissediyorum.
Kürtçeyi mutlaka öğrenmek istiyorum; bunun için yoğun bir çaba ve pratik gerektiğini de biliyorum."


